Şehre gelen papazın biri, Müslüman bir çocuğa kilisenin yolunu sorar:
“Yavrum, ben yabancıyım, kilise nerede, yolunu gösterir misin?”
“Peki amca...” der ve onu kiliseye götürür. Yaklaşınca:
“Yavrum, seni çok sevdim! Şu parayı ve şekerleri al; yarın kiliseye gelirsen sana Cennetin yolunu gösteririm.”
Çocuk şöyle der:
“Peki, ama sen kilisenin yolunu bile bilmiyorsun; Cennetin yolunu nasıl göstereceksin!”
Papa, son anda bir değişiklik olmazsa yarın Türkiye’ye gelecek. Biz misafirperver bir milletiz ve ona kilisenin yolunu gösterelim, gitsin! Onun gelişini bahane ederek Türkiye’yi karıştırmak isteyenler provokasyonlara teşebbüs edeceklerdir. Dr. Sıddık Arslan’ın tesbitleriyle, bu zorlu ziyaretin sabote edilmesinden, özellikle şu faydalar umulabilir:
1- Yükselen değerlerden din ve özellikle İslâm dininin “yayılım hızını kesebilmek” için, dünya halklarının dikkatini Papa’ya ve “İslâmcı teröre” çekmek;
2- İslâm coğrafyasında, post-modern küresel emperyalizmden beslenen “Batı kaynaklı zulme” tepki göstermek maksadıyla, dünyanın dört bir yanından insanların “farklı şekillerde” İslâma ve Müslümanlara yardıma koşmalarının hızını kesmek;
3- Genişletilmiş Ortadoğu Projesine (GOP) ivme, destek ve güç kazandırabilmeye yönelik dikkat çekici bir gerekçe üretmek;
4- Yaklaşık yarım asırdan buyana, AB’ye üye olma yolunda büyük fedakârlıklar yaparak “üyeliğin son dönemeci” olan müzakerelere başlama noktasına gelmiş bulunan Türkiye’nin “kazanımlarını” ortadan kaldırarak, Türkiye’yi “ayrıcalıklı ortaklığa” razı olma noktasına çekmek;
5- Türkiye’nin somut bir şekilde bölünme sürecine girmesinin startını vermek;
6- İstanbul’u kutsal dinlerin merkezi ve medeniyetler ittifakının mekânı haline dönüştürmek üzere Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak;
7- Küresel teröre karşı “ikinci bir dalga” hareketini başlatmak üzere, 11 Eylül 2001 tarihinde NewYork’taki İkiz Kulelere yapılan saldırıdan daha çok ses getirecek çapta, yeni bir terör hadisesi üretmek, vs. olabilir.
Kuşkusuz, sorunsuz gerçekleşecek bir ziyaret, Türkiye’nin çok farklı yönlerden kazançlı çıkmasına imkân sağlamış olacaktır. En basitinden, normal şartlar altında milyarlarca dolara mal olacak bir “Türkiye tanıtımı” bedavaya getirilmiş olacaktır. O halde hassas, duyarlı ve sağduyulu olmaya dikkat!
Peygamberimizin (asm) koyduğu ve Sahabiler, kahraman ecdadımızın Hıristiyanlara, özellikle papazlara ve rahiplere yaklaşım tarzı şudur: Çarpışmadan önce, mutlak olarak İslâma dâvet (Daha önce olarak dâvet ulaşmış olsun veya olmasın) yapılır. İslâmın cihadı; tebliğ, hakkı ihya, zulmü kaldırma olduğu Peygamberimizin (asm) Mute harbine gönderdiği orduya yaptığı nasihatlerden de anlaşılmaktadır:
“Ben size Allah’ın emirlerini yerine getirmenizi, yasaklarından uzak kalmanızı, Müslümanlardan yanınızda bulunanlara karşı hayırlı olmanızı ve iyi davranmanızı tavsiye ederim.
“Allah yolunda, Allah’ın ismiyle savaşınız. Ahde (anlaşmaya) vefasızlık göstermeyiniz! Küçük çocukları öldürmeyiniz! Kadınları, yaşlanmış pir-i fânileri katletmeyiniz! Ağaçları kesip yakmayınız! Evleri yıkmayınız. Orada Nasrânileri (Hıristiyanları), kiliselerinde halktan uzaklaşmış, kendilerini tamamen ibâdete vermiş bir takım kimseler bulacaksınız. Sakın onlara dokunmayız!” (Müslim, 3:1357; Sünen, 4:162-163; İnsan’ül Uyun: 787)
Savaşta böyle olursa, barışta ve misafire nasıl yaklaşmalı?
28.11.2006
E-Posta:
[email protected] [email protected]
|