Maziden hale, halden istikbale projeksiyon tutmaya devam edeceğiz. Esastan başlayıp, sonraki aşamalarda, projeksiyonlarımızı araziye tatbik edilebilir projeler düzeyinde sürdüreceğiz:
16- Küreselleşmenin etkileri ve pozitif dönüşümü için yeni sorumluluklarımızı içeren projeksiyonu biraz açalım.
Küreselleşme, inkâr edilemez bir gerçektir. Ekonominin omurgası bu etkidedir. İletişim araçları, siber dünya, teknolojinin bilgi ötesi yeni dönemi, etkileşimi küreselleştirmektedir.
“Küre-i arz, bir memleket, belki bir vilayet, belki bir köy gibi oldu” tesbiti Bediüzzaman’a has gerçekliğiyle yaşadığımız zamanı tanımlar.
Böyle olunca, “Bir dâvet ve bir nübüvvet umum insanlara kâfi görüldü” evrensel mesajı içinde evrensel dinin kuralları ve kaideleri, “ilcaatı zaman” dikkate alınarak, “zamanın ve zeminin merhametsizliği”nden korunarak, “ruh-u aslî”ye muvafık bir tarzdaki tecditle, tebliğin kifayeti ve bütün insanlara hitap edici vasfı açığa çıkarılabilir.
Bu kifayetin sebepleri arasında; nakil ve haberleşme, milletlerin birbirine karışması, yürüyemeyen ananelerin terki, birlik eğilimleri ve fikir alışverişinin sağladığı yakınlaşmalar sayılabilir.
Buradan hareketle, mevzii bir konu, mevsimlik bir tercih ve “biz bize” kültürünün verdiği daralmışlık, bütün toplumların handikapıdır.
Bunu aşmanın yolu, insanlıkta mevcut “meyl-i teceddüt / yenilenme eğilimi” ve “meyl-ül istikmal / tekâmül eğilimi” ile mümkündür.
Küreselleşmenin etkilediği, sardığı veya teslim aldığı alanlarda, mukavemetimizi müspet hareketle, akla değer verecek şekilde olumluya çevirmekle zararlar azaltıp, faydalar çoğaltılabilir.
Tamamen ret veya kabul, insandaki “meyl-i terakki / ilerleme / kalkınma / gelişme arzusu”na zıttır. Muhakemenin ince terazisi, hikmetin kabul aralığı ve hadiselerin öğretici dersi, çatışmayı değil maksat içinde birliği ve farklılığı gerektirir.
17- Çözümde makul olma ve kapsayıcı olmakta Risâle-i Nur’un hikmet ve şefkat projeksiyonuna tekabül etmektedir.
Çare ve çözüm, muvazeneli olmalı, dengeyi korumalı ve makulde kalmalıdır. “Bir derman, haddinden geçse dert olur” kaidesince, sosyal tedavilerde, manevî ilâcın dozajı ve doğru, “hastalığa” göre verilmesi, ehemmiyetli bir noktadır. Tefrit kadar ifrat da aşırılıktır, asabiliktir ve tahrip edici bir daralmışlıktır.
Mutedil aklın ve muvazeneli hissiyatın muhakemeli vicdanla birlikte insan sistemini kurmaları, maddî-manevî ferahlık verir. Bu şekilde “beşeriyeti” yakalamaya çalışan müspet batı, “insaniyet-i kübra” olan İslâmiyetle buluşmaya yakın bir çizgide olacaktır.
Tam bu noktada evrensel takdimin gerekleri ve tebliğin cihanşümul esasları muvacehesinde donanımlı insanlar ve kapasitesini müşterekliğin havuzunda hedefe kilitleyen takımlar/heyetler/kurumlar/kişiler devreye girecektir.
Sivil toplum organizasyonları ve “teşebbüs-ü şahsi”nin kabiliyet ve fedakârlık içindeki gaye-i hayal kendini hissettirecektir. O zaman tohumlar, fidanlıklarda kontrol edilemez derecede bereketlenerek filizlenecektir.
Cihana manen hakim bir dâvânın tahayyül ve tasavvuru, akılla taçlanıp, imanla tasdik gördüğü andan itibaren imtisalin yekdiğerini örnek alma uyumu, faziletin dâvetkâr şefkati ve ilmin tevazu kapısı ile insanlara yeni ufuklar açacaktır.
Bu sayede insanlığın huzur dünyası şenlenecek ve gül gülistana dönüşecektir. Bunu tesis etmemiz halinde meseleleri rahatça tartışabilir, müzakere edebilir, farklılığa saygılı olur ve amaçta ittifak ettiğimiz insanlara karşı daha kabullenici oluruz.
Umumî maksada götüren bu istikametli yol, ehl-i sünnet vasatı içinde kalarak, kucaklayıcı bir sevgi halesi ve şefkat sağanağı altında ifrat ve tefrit banketlerine düşmeden, çatışmalardan medet ummadan yola revan olan atlılar gibi şaha kalkılabilir.
Bu yolculukta gözlerimizin ufuk ötesi zirvelerde, zihninde tablolaşan hülyaları ve onu görürcesine inancı ve oraya doğru yürüyüşü; projeksiyonla ve buna dayalı projelerle ve projeleri detaylandıran perspektiflerle mümkündür.
Dersine çalışan kazanacak. Hedefine kilitlenirken, pozitif bir merakın ve rahmanî bir niyetin şahsi tasavvurdan bigâne, istiğna ve feragat içinde kalben fanileşen, kesben gayretini kamçılayan kazanacak. Bu kazanç, rıza dairesinin matlubu olan ihlâstır.
Bu yönüyle esas projeksiyonlara projeksiyon tutan ana çıkış, aydınlatıcı ışığın enerji santralı ihlâstır.
25.06.2007
E-Posta:
[email protected]
|