Bugün 12 Eylül 1980 darbe-i münafıkanesinin yıldönümü. Siyasî tercihleriniz için hiç özeleştiri yaptınız mı; yapmadıysanız; düşünür müsünüz? Geçmiş hatalardan ders alırsak, aynı deliğe iki, üç defa girmez veya aynı delikten yılan bizi üç sefer ısırmaz! İsterseniz önce kendimize verelim bu telkini, salkımları yutmadan:
Camiamız, dolayısıyla gazetem ve dolayısıyla şahsım ne siyasal İslâm, ne de milliyetçi aldatmacaların peşine takıldık. Daima demokratları destekledik; millet, vatan ve Kur’ân hesabına iktidarda kalmaları için bir ihtiyat kuvveti olarak çalıştık.
Neden? Çünkü, hürriyet imanın özelliğidir. Kâinatın Sahibi, bu imtihan dünyasını hürriyet üzerine bina etmiştir. Herkes inancında, düşüncelerinde serbest olacaktır. Dileyen iman eder. Dileyen küfre gider. Peygamber bile bekçi değil, gözetleyici değil, hidayete erdirici değil. Sadece tebliğcidir. İnançsızın inançsızlık hürriyeti dahil, tüm hürriyetler için çalışmak, imana hizmettir!
Siyasî tercihimiz asla şahıs endeksli değil, düşünce, misyon endeksli oldu. Yani, asgarî ve azamî şartımız hürriyetçi/demokrat olmaktır. Demokratları desteklediğimizden dolayı da asla pişman değiliz. Zira, ayrıca, bugün, maddî ve manevî nerede bir gelişme, ilerleme, yükselme ve iyileşme varsa yüzde 80 demokrat damgası taşır!
Temelde hep isabet ettik, doğru davrandık ve hiçbir zaman zikzak çizmedik. Ancak, demokratlara destek verirken; teferruatta ve üslûpta belki aşırılıklara kaçmışızdır, bazı hatalar yapmışızdır.
İkinci özeleştirim: Bediüzzaman Said Nursî’nin günümüz için öngördüğü Kur’ânî ve Sünnetî siyaset stratejisini hissiyatlardan arınmış ve gerektiği şekilde kamuoyuna duyuramadık… Kur’ânî ve Sünnetî siyaset stratejisini en isabetli şekilde belirleyen Bediüzzaman’ın ortaya koyduğu ölçü ve prensipleri lâyıkıyla anlatamadık…
Bunları ifade ettikten sonra devam edecek olursak:
27 Mayıs’ın Bağdat Paktı ile sebep sonuç ilişkisinin olduğunu hiç düşündünüz mü?
27 Mayıs 1960 darbesinden sonra nâhak yere Başbakan, Dışişleri, Maliye bakanları neden idam edildi?
Türkiye’nin rotasını, hürriyetten, demokrasiden, İslâm ülkelerinden yana eski değerlerine çevirmek isteyenlere ‘hadleri bildirilme harekâtı’ olan 27 Mayıs’ı fikren, iltihaken veya iltizamen desteklediniz mi? 12 Mart’ta demokrasiyi bilmeyen bir ordu ve zayıflamış siyasetteki payınız nedir? 12 Eylül 1980 darbe-i münafıkanesi, göz göre göre hazırlandığını, özelikle bekletildiğini; komünizm korkusu, Konya mitingi kışkırtıcılığı ile gerçekleştiğini biliyor musunuz? 12 Eylül diktatörlerini alkışlarken; hak ve hürriyetlerin ihlâlinde ne kadar tuzunuz var? Şimdi yerden yere vurduğumuz ve AB uyum yasalarıyla dahi bir türlü düzeltemediğimiz 12 Eylül dikta anayasasına “Evet!” dediniz mi? 12 Eylül diktatörlerinin desteklediği, tasvip ettiği, istihdam ettiği siyasetçilere ve partilere destek verdiniz mi?
28 Şubat’ta irticaı öne çıkardılar. Toplumu iğdiş ettiler. “28 Şubat’ın gizli sebebi, Ankara egemenlerinin, jakoben elitlerin kontrolü kaybetme korkuları idi. 28 Şubat’ın gerçek sebebi para musluklarının istendiği gibi kullanılamamasıydı. 28 Şubat’tan sonra OYAK BANK’ın kurulması, ordunun holdingleşme eğilimine girmesi, dünyada bankası olan bir ordunun ortaya çıkması tesadüf müydü?”
Fikren, zikren, iltizamen veya iltihaken 12 Eylül’e, 28 Şubat’a vs. destek verdiyseniz, pişman olmadınız mı? Mağdurlardan, mazlûmlardan, milletten, Kur’ân’dan, vatandan ve demokratlardan nasıl özür dilemeyi düşünüyorsunuz?
12.09.2006
E-Posta:
[email protected] - [email protected].
|