Pew Araştırma Merkezi Batı ile İslâm âlemi arasında farklılık veya benzerlikleri ortaya çıkarmak amacıyla bir araştırma gerçekleştirmiş. Gerçekten de şark ile garp birbirine nasıl bakıyor? Farklı vizyonlar ve aynalar birbirlerini nasıl etkiliyor? Hep merak edilen şeyler. Gerçekten de Batı ile Doğu arasında zannedildiği nispette bir uçurum ve tezat var mı? Araştırmaya bakarsanız kimi konular etrafında, evet. Ancak bu verilere nihaî veriler olarak bakmak yanlış. Zira bu tarz veriler veya eğilimler toplumsal ve siyasî mühendisliklerin kurbanı olabiliyor. Dolayısıyla kamuoyu genellikle kendi haline bırakılmıyor. Kamuoyunun beslendiği kaynaklar ve bilhassa medya vizyonu ve bakış açısını etkiliyor. Yönlendiriyor. Basını etkileyen faktörleri de aşağı yukarı hepimiz biliyoruz. Bu açıdan sonuçları ‘nihaî’ veya ‘çok sağlıklı’ olarak nitelendirmek mümkün değil. Bununla birlikte günümüze de muvakkaten de olsa bir ayna tutuyor. İşte bunun analizini yapmamız lâzım. Bir yazarın ifade ettiği gibi İspanya ve Türkiye medeniyetler uyuşması çabalarının eşbaşkanlığını yürütüyor, ama iki ülkede de ötekine bakış negatif. Öyleyse bu ülkelerin ilk önce medeniyetler uyuşmasını kendi içlerinde başlatmaları öncelik arz etmiyor mu?
Radikal gazetesi alınan sonuçları ‘Müslümanlar Mars’tan Hıristiyanlar Venüs’ten’ başlığıyla duyurmuş. Yani bizler ayrı gezegenlerden geliyoruz ve ayrı dünyaların insanlarıyız. Genellikle evlilikle veya beraberlikle bitmeyen denemelerin sonunda taraflar ayrılırken bunu söylerler: Biz farklı dünyaların insanlarıyız.
***
Bir zamanlar kadınlarla erkekler hakkında yazılan ve çok satan bir kitabın adı: “Erkekler Mars’tan, Kadınlar Venüs’ten’di. 11 Eylül sonrasında bu tezatla ilgili benzetmeyi Robert Kagan, savaşçı olan ABD ile barışçı olan Avrupa’nın farklı dünyalarını tanımlamak için kullandı. Kısa sürede deyim haline gelen bu söz, Amerikalıları ve Avrupalıları tarif etmek için yeniden tedavüle girdi.
Türkiye’de daha çok Paul Wolfowitz ve Richard Perle gibi siyasete girmiş isimlerle tanınan neo-conservative hareketin en önemli sima ve beyinlerinden biri olan Kagan, rekor satışlar yapan kitabını (Of Paradise and Power, New York: Alfred Knopf 2003) şu gözlemle açıyordu: “Günümüzün en hayatî uluslarası ve stratejik konularında Amerikalılar Mars’tan, Avrupalılar Venüs’ten geliyorlar.” Soğuk savaşın bitmesi ve Sovyetler’in dağılmasıyla bu stratejik kültür ayrışması bütün çıplaklığı ile ortaya çıktı. Sanki gerçek ‘medeniyetler çatışması’ bu iki Batılı güç arasında yaşanır oldu. ‘Savaşçı’ Amerika ve ‘barışçı’ Avrupa klişesini aşan bir gerçek payı var bu kültürler çatışmasının. Bu konuyu en ciddî irdeleyen isim Robert Kagan. Anlaşmazlığın temelinde ciddî bir ‘siyasî ve stratejik kültür’ farkı yatıyor. Bir benzeri tezat da Avrupalı kamuoyu ile İsrail arasında yaşandı. Yapılan anketlerde Avrupalıların yüzde 50’sinden fazlasına göre, İsrail’in İran da dahil bütün dünya ülkelerinden daha fazla dünya barışını tehdit ettiğini ortaya koyuyordu. Bu değerlendirmenin hâlâ geçerli olduğu farz ediliyor. Bu paralelde, Türkiye’de sadece yüzde 15, Pakistan’da yüzde 6’lık bir kitle Yahudilere olumlu bakıyor. Almanya, Britanya ve İspanya’daki Müslüman azınlıklarda da Yahudi karşıtlığı güçlü. Yahudiler için en olumlu düşünenler ise yüzde 71’le Fransa’da yaşayan Müslümanlar.
***
Şimdi aynı deyime bu kez de Müslümanlarla Batılıların ilişkilerini tanımlamak için başvuruldu: Müslümanlar Mars’tan Hıristiyanlar Venüs’ten. Peki öyle mi? Konjonktüre göre. Kadın ve erkek ve daha sonra ABD ve Avrupa münasebeti için kullanılan kavram nasıl bazı konjonktüre göre doğru diğer bazısına göre yanlış ise Müslüman-Batı münasebetlerini tanımlamak için kullanılması da böyledir. Mutlak bir mânâsı yoktur. Gelip geçici ve izafidir. Bununla birlikte, Pew’un 15 ülkedeki araştırması Batı ile İslâm âlemi arasındaki uçurumu ortaya serdi. Batılılar, Müslümanları ‘fanatik, şiddet yanlısı ve hoşgörüsüz’; Müslümanlar da Batılıları, ‘ahlâksız, bencil ve açgözlü’ buluyor.
31 Mart-14 Mayıs’ta 14 bin kişinin katılımıyla, Britanya, Çin, Mısır, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, Japonya, Ürdün, Nijerya, Pakistan, Türkiye, Rusya, İspanya ve ABD’de yapılan araştırmanın çarpıcı bulguları şöyle: Türklerin yüzde 69’u Batılıları bencil, yüzde 67’si küstah, yüzde 70’i şiddet yanlısı görüyor. Türkiye’de halkın yüzde 59’u, Endonezya’da yüzde 65’i ve Britanyalı Müslümanların yüzde 56’sı 11 Eylül saldırılarını Arapların yaptığına inanmıyor. Müslüman ülke halkları, Hz. Peygambere yönelik karikatürlerle ilgili krizden ‘saygısız Batı’yı’ sorumlu tutarken, Batıda çoğunluk, ‘Müslümanların hoşgörüsüzlüğüne’ işaret ediyor. Türklerin yüzde 84’ü ‘Batı’nın saygısızlığını’, yüzde 8’i ‘Müslümanların hoşgörü eksikliği’ni gerekçe gösteriyor. Batılılar ve Müslümanlar, birbirlerini ‘kadınlara karşı saygısız davranmak’la itham ediyor. Türklerin ise yüzde 42’si ‘Batılıları kadınlara saygılı’ buluyor. Batılılara göre Müslümanlar kadınlarına değer vermiyor. Kadının içtimaî bir statüsü yok, evine hapsedilmiş durumda. Müslümanlar ise Batılıları bu konuda önyargılı buluyor ve kadın sorunlarını abarttıklarını düşünüyorlar. Buna mukabil, Batı’nın kadını eşyalaştırdığını ve metalaştırdığını da söylüyorlar. İspanyolların yüzde 29’u, Almanların yüzde 36’sı, Müslümanlara olumlu bakıyor. Fransa, Britanya ve Rusya’da oran yüzde 60. Batılılar, Müslüman toplumlarda demokrasinin yaşayabileceği konusunda iyimser değil. Türkiye’de bu soruya olumlu cevap verenlerin oranı yüzde 44.
25.06.2006
E-Posta:
[email protected]
|