Cumhurbaşkanı Sezer, Genelkurmay Başkanı konuşur da Meclis Başkanı Bülent Arınç konuşmaz mı?
TBMM Başkanı Arınç, Nazlı Ilıcak’ın programına konuktu. Yahut Ilıcak da Meclis binasında Arınç’ın konuğuydu (Kanal 7).
Arınç laiklik, irtica ve Türkçe Ezan konularını konuştu.
Laikliğin tanımı:
“Yargıtay laiklik din değildir, laikliğe iman etmek gerekmez. Bir imamın kürsüde İslamda miras hukukunu savunuyor olması bazılarına göre laiklik karşıtı bir eylem olabilir ama Yargıtay’ın bu konuda çok değerli kararları vardır. Anayasa Mahkemesi Kararları bağlayıcıdır ama Yargıtay kararları da bağlayıcıdır.”
Özkök Paşanın vedası:
“O 4 yıl boyunca ülkede çok iyi bir hizmet verdi. Görevini alnı açık bir şekilde tamamladı. Veda töreninde eşinden çok ben ağladım.”
Org. Büyükanıt:
“Cumhurbaşkanı laiklik konusunda açıklama yapabilir bir şey diyemem çünkü sorumluluğu yoktur. Ancak Genelkurmay Başkanı laiklik tanımını devletin en üst düzeyinde sorgulayanlar var derken beni kastediyorsa bundan üzüntü duyarım.”
Türkçe ezan:
“Türkçe ezan konusunun karşı devrimcilere verilen ödün konusunu doğrulayacak kişi sayısı 100’ü bulmaz. Dünyanın her yerinde ezan ezandır. Ezan evrensel bir çağrıdır. Bunun Türkçe okunması Türkiye’de oldu. Allahu Ekber’den kimse zarar görmedi. Ey Değerli paşam her şey bitti de sıra ezana mı geldi diye vatandaş sorarsa yazık değil mi? Ordu yek pare yerinde durmalı ve herkesin güveninde olan yerini korumalıdır.”
“BİR” DURUŞ
Hilal TV bir yılını doldurdu.
Bir yıl içinde kendi seyircisini oluşturduğu gibi, gelişen ve gittikçe daha da büyüyen bir kanal... Dolu dolu programlarla kendini göstermesini bildi:
Basında Bugün, Beş Vakit Hayat, Benim Memleketim, Çay Saati, Danışma Zemini, Dünya ve İslam, Düşünce Gündemi, Hamermatik, A 4, Seyr-i Alem, Sürgün Yüreğim, Tarihin İçinden, İz Bırakanlar, Tefsir Saati, Kapılar ve Köprüler, Mozaik, Sözün Gücü, Medya Masal...
Ramazan programları da dolu:
İftar Saati, İrfan Sofrası ve Sahurdan Sehere...
Hilal TV, televizyon dünyasında “ben buyum” diyebiliyor.
Bu şunu gösteriyor:
Müslümanlar gündemin gerisinde değil. Tam tersine, bundan sonra iletişim vasıtalarıyla, “gündem belirleme” pozisyonuna geçmeli.
Yıllardır medyanın gücünü kullanıp bunu “baskı” unsuru olarak kullananlar, artık medyanın gerçek gücünü görecekler.
Daha nice yıllara! Tebrik ediyoruz.
06.10.2006
E-Posta:
[email protected]
|