"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Neoliberal akıl oyunları ve trilyon dolarlık fonlar

Mustafa Sait ÖNAL
05 Nisan 2025, Cumartesi
Trilyonlar dönüyor, ama nereye aktığını bilen yok.

Amerikan kurumlarındaki yozlaşmış politikacılar, hükümetlerden bile güçlü hâle gelmiş devasa fonları yönetirken, bu paraların kimleri beslediğini sorgulayan pek az kişi var. Sınırlar ortadan kalkıyor, toplumsal dönüşüm hızlanıyor, ideolojik projeler küresel ölçekte fonlanıyor. IMF, DSÖ ve küresel finans sisteminin diğer oyuncuları, devletlerin üzerinde bir güç hâline gelirken, halklar bu değişimi yalnızca izliyor.

 Ama 2024 ABD seçimleri bir şeyleri değiştirdi. Halk, ekonomik çöküşten, savaşlardan ve yozlaşmadan bıkmış olacak ki, neoliberal çarkın dişlilerine bir çomak sokmaya karar verdi. Amerika’daki politik mücadele, artık bir başkan değişiminden fazlasıydı: Küresel sistemle doğrudan bir hesaplaşmaya dönüşmüştü. "Amerikan seçimleri Türkiye’yi neden ilgilendiriyor?" diye düşünebilirsiniz. Fakat bu çark sadece Washington’da dönmüyor, İstanbul’dan Berlin’e, Paris’ten Moskova’ya kadar her yere etkisi var. Hangi fonlar, hangi projeleri destekliyorsa, ona göre bir dünya düzeni inşa ediliyor.

Savaşlar, Mülteciler ve Kaos Düzeni

Amerika’nın Ukrayna’ya aktardığı milyarlar gerçekten Rusya’yı durdurmak için mi? Yoksa bu savaş, küresel düzenin bir parçası mı? Ortadoğu’da farklı bir senaryo mu var? Hiç sanmıyoruz. İsrail’e sağlanan fonlar, savaşın süresini uzatıyor, bölgesel istikrarsızlığı körüklüyor, ekonomileri çökertiyor. Sonuç? Milyonlarca mülteci…

Türkiye bu krizden en fazla etkilenen ülkelerden biri. 3 milyondan fazla Suriyeli mülteci, ülkenin demografisini ve ekonomisini değiştirdi. Kültürel çatışmalar, suç oranlarındaki artış ve sosyal yardımlarla büyüyen yük, savaşın görünmez maliyetlerinden sadece bazıları. Amerika ve Avrupa’da da aynı tablo var. Kaliforniya ve New York’ta mülteciler seçimlere katılırken, Amerikan halkı evsizlik ve ekonomik krizle boğuşuyor. Hikâye yabancı gelmedi değil mi? Federal Acil Durum Yönetim Kurumu (FEMA), mültecileri lüks otellere yerleştirmek için milyonlarca dolar harcarken, Amerikalılar kira ödemekte zorlanıyor. Avrupa ise artan suç oranları ve ekonomik baskılarla göç krizinin sonuçlarını yaşıyor.

Bu sadece insanî bir kriz mi, yoksa kasıtlı bir dönüşüm mü? Sınırların eritilmesi, savaşlarla hızlandırılan demografik değişim, küresel düzenin bir hamlesi olabilir mi? Bunu anlamak için biraz daha derine inelim.

Ekonomik Yıkım ve Toplumsal Dönüşüm

COVID-19, gerçekten sadece bir sağlık krizi miydi? Sert karantinalar küçük işletmeleri yok etti, insanları işsiz bıraktı, büyük şirketleri güçlendirdi. Orta sınıf küçüldü, halk devlet yardımlarına bağımlı hâle getirildi ve fertler ekonomik özgürlüklerini kaybetti.

Yetmedi, işin içine ideolojik dönüşümler de eklendi. Biden yönetimi döneminde 10 milyon dolar, hayvanlar üzerinde cinsiyet değişikliği araştırmalarına harcandı. Yaş sınırından dolayı dövme yaptırmaya izni olmayan küçük çocuklara velilerinin izni olmadan cinsiyet değiştirme operasyonlarına imkân tanındı. Eğitim sistemine LGBT propagandası entegre edildi. Medya ve büyük teknoloji şirketleri, bu ideolojiyi yaymak için devasa fonlarla desteklendi. Tüm bunlar rastgele gelişen olaylar mı, yoksa neoliberal düzenin ekonomik ve kültürel dönüşüm hamleleri mi?

Bugün Hükümet Verimliliği Bakanlığı (DOGE), 1950’lerden bu yana süregelen bir yozlaşmayı gözler önüne seriyor. Devletlerin üzerinde hareket eden bu sistem, yalnızca ABD’yi değil, tüm dünyayı şekillendirmeye çalışıyor. Bu düzene karşı çıkan herkes sistem dışına itiliyor.

 Bu süreçte fon akışlarının kesilmesi, küresel dengeleri de doğrudan etkiliyor. Türkiye basınında pek yer bulmasa da, USAID’in yardımlarını durdurduğu kuruluşlar arasında Dünya Doktorları Derneği (DDD) de var. Hakan Bilgin’in başkanlığını yürüttüğü DDD, Paris merkezli MdM’in 16. üyesi olarak Suriye’nin kuzeyinde sağlık hizmetleri sağlıyordu. Yardımlar kesilince, 12 sahra hastanesi kapandı ve 300 çalışan işsiz kaldı.

 Dernek, kendi beyanına göre faaliyetlerini tamamen insanî yardım odaklı sürdürüyor. Ancak, 2013’te Snowden’in sızdırdığı ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) belgeleri, ABD ve İngiltere istihbarat servislerinin MdM ve benzeri kuruluşları yakından izlediğini ortaya koymuştu. Suriye’nin küresel güçlerin ve farklı planların kıskacında olduğu düşünüldüğünde, bu fon kesintilerinin yalnızca bütçesel bir karar mı yoksa daha geniş stratejik hesapların bir yansıması mı olduğu tartışmaya açık bir konu.

Neoliberal Düzenin Karşısındaki Direniş ve DOGE Faktörü

 ABD hükümetinin malî yapısı çöküşe geçmiş durumda. Yıllık 2 trilyon dolarlık federal harcamanın izi sürülemiyor. Hazine’nin her yıl 5 trilyon dolar aktardığı ödemelerin açıklamaları dahi yok. Kimlere, ne için ödendiği bilinmeyen trilyonlarca dolar ortada.

Bu sistemin çöküşünü durdurmak için Trump 2025’te Elon Musk ile birlikte DOGE’yi kurdu. Amaç, bürokrasiyi küçültmek, federal harcamaları denetlemek ve ABD içindeki yolsuzluğu açığa çıkarmaktı. Ancak DOGE’nin çalışmaları, beklenenden çok daha büyük bir yolsuzluğu ortaya çıkardı. Örneğin, 1.9 milyar dolar hiç faaliyet göstermemiş bir vakfa aktarılmış. Organize suç örgütleri, ölü vatandaşların kimliklerini kullanarak sahte sosyal güvenlik ödemeleriyle milyonlarca dolarlık vurgun yapmış.

 Bütün bunlar olurken neoliberal düzenin savunucuları fonlarını arttırmaya devam etti. Savaş finansmanı, göç programları, pandeminin ekonomik mirası, ideolojik projeler... Para, görünmez eller tarafından yönetiliyor ve hâlâ nereye gittiğini bilen yok.

Türkiye Bu Çarkın Neresinde?

Bütün bu büyük resme baktığımızda, bu çark sadece Amerika’da dönmüyor. Savaşlar, fonlanan projeler, küresel göç hareketleri ve ekonomik krizler, sınırları aşan bu düzenin parçalarının yansımalarını Türkiye'de de doğrudan görüyoruz. Suriye savaşıyla başlayan mülteci akını demografik dönüşümü hızlandırdı, pandemi sonrası ekonomik kriz orta sınıfı yok etti. Medya aracılığıyla yürütülen ideolojik projeler toplumsal yapıyı değiştirdi. Bugün Amerika’da hangi fonlar, hangi ideolojiler pompalanıyorsa, aynı süreç Türkiye dahil tüm dünyada işliyor.

Peki, Türkiye bu küresel oyunun pasif bir parçası mı olacak, yoksa kendi geleceğini belirleyen şuurlu bir toplum mu? Bu çarka çomak sokacak bir refleks mi göstereceğiz, yoksa Washington, Brüksel ve IMF’de yazılan senaryoları izlemeye devam mı edeceğiz?

Okunma Sayısı: 272
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı