“Yıkılmış bir mezarım ki,
yığılmıştır içinde
Said’den yetmiş dokuz emvat
bâ-âsam âlâma.
Sekseninci olmuştur,
mezara bir mezar taş.
Beraber ağlıyor hüsran-ı İslâm’a.
Mezar taşımla pür-emvat enindar o mezarımla
Revanım saha-i ukba-yı ferdâma.
Yakînim var ki istikbal semavatı,
zemin-i Asya
Bâhem olur teslim,
yed-i beyza-yı İslâm’a.
Zira yemin-i yümn-i imandır
Verir emn-ü eman ile enama...”
Ed-dâî, dua eden, duacınız, hayrınızı isteyen anlamında olup eskiden mektupların sonuna “Ed-dâî Falan” şeklinde imza yerine yazılan bir kelimedir. Bediüzzaman hakikatleri ifade eden şiire benzer bu satırlarda vefatından kırk sene evvel istikbalden haber veren önemli sırları ifade etmiştir.
Eddâî, “Dua eden. Malum bir duacı. Hayrınızı isteyen” manasında, imza yerine yazılan bir tabirdir. Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri tarafından, vefatından kırk sene evvel telif edilmiştir. Risale-i Nur’da Sözler ve Şualar kitaplarında vardır. İki şiir arasında tek kelimelik sırlı bir fark vardır.
Eddâî: Dua eden.
Emvat: Ölüler,
Bâ-âsâm: Günahlarla beraber,
Âlâm: Elemler,
Hüsran-ı İslâm: İslâm’ın maruz kaldığı tehlikeler,
Pür-emvat: Ölülerle dolu,
Enindar: İnleyen,
Revan: Gidiş,
Saha-ı ukbâ-yı ferdâ: Yakın gelecekteki ahiret meydanı,
Yakîn: Kesin ve kat’î,
Zemin-i Asya: Asya kıtası,
Bâhem: Birlikte,
Yed-i Beyzâ-yı İslâm: İslâm’ın parlak eli,
Yemin-i yümn-ü iman:
İmanın bereketli sağ eli,
Enâm: Halk, insanlar.
**
“Yıkılmış bir mezarım ki,
yığılmıştır içinde.”
Mezarının yıkılacağını ifade etmektedir.
“Said’den yetmiş dokuz emvat bâ-âsam âlâma”
Üstadımız 1960’ta vefat etmiştir. Hicrî: 1379 eder.
“Sekseninci olmuştur,
mezara bir mezar taş.
“Beraber ağlıyor hüsran-ı İslâm’a.
1960 Darbesine işaret etmektedir.
Hicrî: 1380.
Bu darbe büyük bir hüsrandır.
“Hüsran-ı İslâm” olmuştur.
Günümüzün sıkıntıları buradan kaynaklanır.
“Mezar taşımla
pür-emvat enindar o mezarımla
Revanım saha-i ukba-yı ferdâma.”
1960 darbesiyle adlî sistem siyasîleştirilmiş ve daha sonraki yıllarda Müslümanlar aleyhinde binlerce dava açılmıştır. Fakat Üstad Bediüzzaman Hazretleri sonunda güzel müjdeler veriyor.
“Yakînim var ki: İstikbal semâvâtı, zemin-i Asya.
Bâhem olur teslim, yed-i beyza-yı İslâm’a.”
“Gelecek yine de İslâm’ın olacaktır” buyurur.
Asya’nın İslâm’ın eline teslim olacağını müjdeler.
“Zira yemin-i yümn-i imandır.
Verir emn-ü eman ile enâma...”
Çünkü, imanın bereketi insanlığa emn ve emniyet, sulh, huzur ve saadet getirecektir... İnşallah Üstad’ın bu müjdeleri de diğer haber verdikleri gibi görünecektir.