"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hizmette öncelik mesleği korumaktır

Abdurrahman AYDIN
05 Mart 2025, Çarşamba
SADAKATSİZ BİR HİZMET, İHLÂSLI BİR HİZMET DEĞİLDİR!

Sadakat, kaynağını şeriattan alan din hizmeti prensiplerine ve o prensiplerle yoğrulmuş bir mesleğe bağlı kalmaktır. İhlâs ise, bu meslekî prensiplere bağlı kalmak suretiyle Rabbimizin rızasını kazanmayı esas maksat yapmak, daha başka rızaları aramamaktır.

Evet, bir hizmet gerçekten Allah için yapılıyorsa, O’nun istediği şekilde yapılır. Eğer o şekilde yapılmıyorsa, o hizmet Allah için değildir.

Bu yüzden sadakat ve ihlâs o kadar iç içedir ki, birinin olmadığı yerde diğeri de bulunmaz. Daha açık bir ifadeyle, meslekî prensiplerden taviz vererek yapılan sadakatsiz bir hizmet, ihlâslı bir hizmet sayılmaz.

İşte bu sebeple ihlâs -bilinenin biraz ötesinde- “Bir hizmeti Allah için yapmak” tan ziyade “Allah’ın istediği şekilde yapmak” yani sadakat demektir. Risale-i Nurlar’da da “İhlâs bizi men ediyor” denildiğinde bu ikinci anlam (sadakat) kastedilir.

O hâlde nasıl ki, umreye gidebilmek için faizli kredi çekilmez; Allah aşkın böylesini sevmez, aynı şekilde “kesret-i etbâ” veya “fazla muvaffakiyetin” öncelendiği bir hizmetten de Allah razı olmaz. Zira hizmet bunlara endekslendiğinde zamanla ne istiğnâ kalır, ne de istikamet. Ne liyakat kalır, ne de hakkaniyet. Ne kuvvet kalır, ne de izzet.

İşte böyle meslekî hizmet prensiplerinden verilen tavizler yani sadakatsizlikler, dine zararı en çok veren hatalar olup mücahidin elbisesine her türlü necaseti bulaştırır. İhtiyarıyla necaset bulaşmış bir elbise ile kılınan bir namazı ise Allah kabul etmez. Kalbinin temiz oluşuna güvenmesi Şeytan’ın aldatmasıdır, beş para etmez.

CEMAATİ KAÇIRMAMA GEREKÇESİYLE DE OLSA MESLEKTEN TAVİZ VERİLMEZ

Zübeyir Gündüzalp (rh) anlatıyor: “Muazzez Üstadımız zaman zaman Nur’un erkânı olan ağabeylere şöyle ders verir ve derdi ki: ‘Şah-ı Geylânî (ra), İmam-ı Rabbanî (ra) gibi zatlar da gelseler: “Said! Sen bu tarzda devam edersen şu birkaç bîçareden başka şakirdin olmayacak. Hem aç kalacaksın, hapis yatacaksın. Fakat tarzını şöyle bir parça değiştirsen -yani siyasetvârî veya tasavvufvârî [gidiversen]- bütün memleket senin şakirdin olacak. Hatta başbakan ve reis-i cumhur da sana şakirt olup, gelip elini öpecekler” deseler, ben bu tarzımı bırakmayacağım’ buyururlardı.”1 

O yüzden neden bazı has talebeler gibi esnek davranmadığı kendisine sorulduğunda Zübeyir Gündüzalp (rh): “Onlar, şerait ağır düşüncesiyle şefkatkârane, muhafaza edici şekilde gidiyorlar. Ben ise Üstad’ımın ve Risale-i Nur’un, meslek ve meşrebini muhafaza üzerine hareket ediyorum” cevabını vermiştir.2 

İdamla yargılanırken Bediüzzaman’ın -hizmet edebilmek için hayatta kalması gerektiğini hiç önemsemeden- “Şeriatın bir hakikatine bin ruhum olsa feda etmeye hazırım” demesi, değil makam veya adam kazanmak pahasına, hatta Said gibi harika bir canı yaşatmak pahasına dahi olsa, tek bir hakikatten taviz verilmemesi gerektiğinin haykırılmasıdır.

Evet “Cenab-ı Hakkın rızası, ihlâs ile kazanılır; kesret-i etba’ ile ve fazla muvaffakiyetle değildir. Çünkü onlar vazife-i İlâhiyeye ait olduğu için istenilmez, belki bazen verilir.”3 

Yalnız bu “tavizsizlik” tavrı meslekî prensiplerle ilgilidir. Hata yapan şahıslara karşı ise, onların şahsî ve hususî hatalarına karşı gösterilmesi gereken tavır “müsamaha” olup taviz vermek değildir. İyi bir lider şahıslara karşı yumuşak ama prensiplerde katı, kötü bir lider ise şahıslara karşı katı, prensiplerde ise yumuşak olur.

Üstad’ın 3 kere okuduğu Tarihçe-i Hayat için “10 Ordu kuvvetindedir”4 demesinin de bir sebebi, onun baskı ve fitneler karşısında asla sapmayan o istikametli çizgisini ve taviz vermeyen o izzetli mesleğini ortaya koymuş bir eser olmasındandır. Demek bu mesleğin kendisi “10 ordu kuvvetindedir” tavizlere gerek yoktur.

MESLEKÎ TAVİZİ GEREKTİRİYORSA BÜROKRATİK HÂKİMİYETİN BİR ÖNEMİ YOKTUR

Risaleleri Latin harfleriyle ilk bastıranlardan Mustafa Cahit Türkmenoğlu (1930-2007) anlatıyor: “Ankara’da görülen davadan tahliye olur olmaz Tarihçe-i Hayat’ın basılması istendi. [1958] Bu arada ben Üstad’ı ziyaret ettim. Hukuk Fakültesini de bitirmiştim. İçimde makam ve mevki sahibi olma arzusu belirmişti. Üstad’ı ziyaretimde bana:

- ‘Kardeşim! Sana mebusluk, valilik, Diyanet İşleri Başkanlığı verilse, bunları mı kabul edersin? Hem de serbest hareket edeceksin. Yalnız cüz’î şeylerde onlara ittiba edeceksin. Kabul etmediğin takdirde ise hem seni hem de kardeşlerini hapse atacaklar. Bunu mu kabul edersin?’ dedi.

Ben hiç ses çıkarmadım. Üstad:

- ‘Ben ikincisini tercih ederim’ dedi.”5 

Gerçekten de Üstad Nursî (ra), kendisine M. Kemal tarafından yapılan bu tür bürokratik ve cazip teklifleri reddetmiş, bunların yerine hapishaneleri ve sürgünleri tercih etmiştir.

Mesela, İmam Ebu Hanife de (ra) aynı tavrı göstermiştir. Emevî hilâfetini tenkit etmesinler diye son halife II. Mervân tarafından, âlimlerin gönüllerini almak ve yönetime karşı muhalefetlerini yumuşatmak için onlara memuriyetler verilmiştir. Ebu Hanife’ye de (ra) Kûfe kadılığı veya beytülmâl eminliği teklif edilmiş, o bunları reddedince hapsedilmiş ve kırbaçlarla dövülmüştür. Ebu Hanife’nin (ra) sağlık durumunun ağırlaşması üzerine, zaman tanımak için hapisten çıkarmışlarsa da o bu makamları yine kabul etmemiştir.6 

İşte Üstad Bediüzzaman da (ra) gerçek âlimlerin bu azimetli yolunu takip etmiş, talebelerine ise makam-mevki konusunda şu şartlarla izin vermiştir: “Meratib-i dünya, nazarımda pek ehemmiyetsiz olmakla beraber, senin gibi [Albay Hulûsi Yahyagil’e hitaptır] mertebesini hizmet-i Kur’an’a medar edenler için –[torpil yaptırarak] minnet altına ve zillete girmemek şartıyla- hoş görüyorum” demiştir.7 

Mustafa Sungur’a (rh) ise aldanmaması için biraz daha açıklayıcı şu tembihi yapmıştır:

“Menderes seni maarif nazırı yapsa, ‘Mekteplerde Nurlar’ı okutacaksın. Fakat arada sırada bazı meselelerde bizim dediğimiz gibi olacak’ dese, sen de [bunu] kabul etsen, Nurlar’daki [sadakat anlamındaki] ihlâs bunu reddeder!”8 

Makam ve mevkileri elde edince İslâm’a daha iyi hizmet edebileceklerini sanıp hem vicdanlarını hem de milleti kandıranlar, sonra da o makamlarda kalabilmek için gayr-i İslâmî yolları meşru sananlar, Üstad’ın bu tavrını anlayamasalar da, onun bu çizgisi tâ Asr-ı Saadetten bu yana devam eden en köklü çizgidir ve istikametin korunması için gereklidir.

Mesleğin ve böylece istikametin korunması ise hizmetten önceliklidir.

Dipnotlar:

 1- Eyüp Ekmekçi’den, Ağabeyler Anlatıyor, I/535. Benzer rivayetler için bk. Gençliğin El Kitabı, s. 89; Son Şahitler, IV/371

 2- Zübeyir Gündüzalp, “Sorularla Risale” internet sitesi.

 3- 20. Lem’a, 3. Sebep.

 4- Bayram Yüksel’den, Ağabeyler Anlatıyor, I/129

 5- Son Şahitler, IV/471

 6- TDV İslam Ans. “Ebû Hanîfe” md.

 7- Barla Lâhikası, s. 260.

 8- Mustafa Sungur’dan, Ağabeyler Anlatıyor, I/326

Fotoğraf: Murat Sayan

Okunma Sayısı: 3305
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Nurdan uğur

    7.3.2025 02:30:53

    Cemil Bey Mehmet Beyin senin yorumundan duyduğu rahatsızlığı bende duydum. İkinci yorumunda da aynı halde ısrar ediyorsun ve yazara yönelik kırıcı cümleler kullanıyorsun. Bu ağız Nur Talebesinin ağzı olamaz.Bu rahatsızlığımı yorumlarımda görürsün, hatta ben senin bir an için Nur Cemaatinin dışında biri olduğu kanaatine kapıldım.Yeni Asya Gazetesinde kimse Risale-i Nur mesleğine mugayyir yazı yazmaz. Bu şekilde hiçbir yazıda bu gazetede yayınlanmaz , çünkü yöneticiler çok hassastırlar. Kılı kırk yararlar, asla müsaade etmezler. Yorumlar içinde yalnızca sizin yorumunuz aykırı. Yeni Asya okuru yazıların Nurun mesleğine uygunluk arz edip etmeyeceğini görecek ferasete sahiptir. Tabi zatı Ali’nizin aynı özelliğe sahip olup olmadığını bilemiyorum! Yorumunuzda yazara karşı bir öfke ve nefret dilinin kullanıldığını gördüm. Çünkü tenkit yıkıcı değil, şevke medar olacak şekilde yapıcı olur. Bu husus Risale- i Nur Mesleğinin ana umdelerindendir. Nur Talebeleri aslana ot, ata et atmaz.

  • nurdan uğur

    6.3.2025 14:19:26

    Olayı kişiselleştirmenin kime ne faydası var. Bu yazıda ihlas sadakat ve Risale-i Nur hizmetinin önemi örneklerle ortaya konmuş. Abdullah bey kardeşim hakkını helal edip beni mazur görsün yazıya yoğunlaşarak lütfen yazıyı bir kere daha okumasını ve yorumundaki bazı cümlelerini gözden geçirmesini tavsiye ediyorum. Olumsuzluklar ihlas, sadakat ve Risale-i Nur hizmetindeki ihtimamsızlığın neticesidir. Yazar mahir bir doktor gibi Risale-i Nur mesleği dahilinde yaraların ilaçlarını müşahhas örneklerle ortaya koymuş. Yaralarımızı ve ne halde olduğumuzu da hepimiz yakinen biliyoruz. Çözümü de ihlas, sadakat ve Risale-i Nur hizmetinin asrımızda ki önemini anlayıp katkı sunmaktan geçiyor, asrın hizmetine yoğunlaşmak tek çözüm ve çaredir..

  • İbrahim Ersoylu

    6.3.2025 14:16:23

    Muhteşem bir yazı. Abdurrahman Hocamızı can u gönülden tebrik ederim.

  • Cemil uzun

    6.3.2025 13:20:15

    Pek kıymetli Mehmet bey; fikirleri bazı konularda bizimle uyuşmayan kardeşlerimizi, fitne sebebi olarak görmekten ne zaman vazgeçeceğiz. Yazarımız da; A. Battalın bir yazısının altına, kendisi ile aynı düşünmeyen kardeşlerini; Hz Musayı alt etmeye çalışan sihirbazlara benzetmeşti ve gerçekten çok ağır ve kırıcı bir ifadeydi, aşağıda ki sitem buna idi. Lütfen kendimize gelelim. Mevcut iktidar da kendisini eleştirenleri uzun yıllar ya terörist veya fetöcü olarak damgaladı. Bunlar istibdatın emareleri, dikkat edelim. Meslek korunur gibi görünürken fertler feda ediliyorsa bu adalet'i izafi mesleğidir. Nur talebeleri ve Yeniasya adalet'i mahza mesleği ile vazifelidir, bu mesleği icra ederken de, çok kesin çok kati hükümler çıkarırken de etrafı kırıp döküp kardeşlerini dağıtmamak gerekir. Hepimizin aynı davayı, farklı eller ve fıtratlarla taşımaya çalıştığını unutmadan, birbirimize biraz daha müsamahakar ve muhabbetle bakalım.

  • Mustafa caylak

    6.3.2025 10:09:28

    Bütüncül bakıldığında çok güzel ve verimli bir çalışma olmuş.Allah razı olsun 🤲🏽 Zamanlamasıda isabetli.. Risale-i Nur ve müellifi Bediüzzaman hazretlerini bağrında taşıyan şu mübarek topraklarda, Ahirzamanın, Deccal ve Süfyan fitnesinin En şedid, karanlık, Tahribatı çok yüksek gün ve devirleri yaşanıyor. Hadis kaynaklarının ifade ettiği gibi Deccalist ve sufyanistler ; Kandırma, Şan, şöhret, makam,mevki, vs illüzyonu ve ispirtizma cazibesiyle , ehli imanı kuşatmış, sahte cennet görünümlü fitne cehenneminde esir tutmaktadır. Bu dehşetli hali fark eden bir avuç muhabbet Fedaisi, İhlas uhuvvet Tesanud hizmet ipine sımsıkı sarılıp, Savrulmama mücadelesi veriyor. Bu mücadelenin Aynen geçidi ve okçular tepesi muhafızları YENİ ASYA Camiasidir. Lütfen bunun ne anlama geldiğini unutmuyalim. Dahili ve Harici tahriklere itibar etmiyelim. Meşveret ve şahsi manevî sur ve kapısından delik actirmayalim.

  • Hamide

    6.3.2025 09:27:19

    Rabbim kaleminize kuvvet versin. Yeni yazılarınızı bekliyoruz kıymetli ağabey. Çok harika tespitler bu hakikatleri anlayıp idrak edip, sadakatle ihlas ve uhuvvetle hizmet edebilmeyi Cenab-ı Hak nasip eylesin. Allah ebeden razı olsun. Sırf tenkid olsun diye okuyup mesaj yazanlara da bir anlam veremiyorum.

  • nurdan uğur

    6.3.2025 01:34:23

    Muhterem saygı değer Abdurrahman Hocam bu kaliteli ve her söylediğini bir belgeye bağlayan bu yazıdan dolayı sizi tebrik ediyorum, bu tür yazıların devamını bekliyoruz. Risale-i Nur davasının ana prensip ve dirikleri olan hakikatleri anlamayı ve yaşamayı Allah bizlere nasip etsin. Bu hakikatlerin terennüm edilmesinden rahatsız olanlara da acıyıp dua etmek lazım, onlar şevkimizi kırmamalı. İncilerin içinde taş bulmaya çalışanlarda olacak elbet.

  • Züleyha

    6.3.2025 00:51:14

    + Sadakat, dünya ve içindekilerden yüz cevirebilecek cesaretin olmasını gerektiriyor ki Bediüzzaman’ın kendisine yapılan tekliflerde hadise uyarak zaman ve mevkiye bakmadan geri cekilmesi hadise sadakat. "Neden kabul etmedin" dendiğinde “Eğer o teklifi ben kabul etseydim, hiçbir şeye âlet olamayan ve tâbi olmayan ve sırr-ı ihlâsı taşıyan Risale-i Nur meydana gelmezdi.” Demesi de İhlas olsa gerek. İhlaslı olma gayretinde olabilirim ama sadakat de varsa o zaman neticeye ulaşabilirim, işte o zaman netice olumlu yada olumsuz gibi görünsede illaki hayırlı olur. Risale-i Nur'un prensipleri, meslek ve meşrebi netice almak için de yeterli, aklı karıştırmaya gerek yok. Çok güzel bir yazı olmuş Allah razı olsun. Rabbim zamanın ilcaatlrına bakmadan ihlas ve sakatle hizmet edebilen kullarından eylesin. Amin

  • Züleyha

    6.3.2025 00:50:09

    Dinin sahibinin Allah c.c oldugunu, muvaffakiyetinde ona ait olduğunu unutup, vazifeye değil de neticeye mi odaklanıyorum? ya da makam, mevki, korku v.s. gibi zaaflarımla hizmetin içinde nasıl bir duruş sergilemem gerektiğinin farkında değil miyim diye kişi kendine sormalı galiba. "Her an kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya olduğum" bir ihlas hakikatini, sadakatle desteklemezsem, meşrebin gereğini yaptığımı söyleye bilir miyim.? +

  • Yıldız Fırtına

    5.3.2025 23:58:30

    Tebrik ederim son derece istifadeli bir yazı olmus. Bu muhtevada yazılarınızın devamını bekleriz.

  • Mehmet Emin Deniz

    5.3.2025 23:24:57

    Tebrikler değerli hocam örneklemeleriniz meseleyi vüzüha kavusturmustur.Allah ebeden razı olsun.

  • Mehmet

    5.3.2025 23:23:17

    Cemil Uzun kimdir olduğunu bilmiyorum, cemaatimizde öyle bir isim de duymadım, mesajınız ile yazarı karalamak olduğu gibi cemaatimizin arasına fitne atmaktadır. Sizden ziyade bu mesajı yayınlayanlara sitem ediyorum, siz belki size verilen görevi yapıyorsunuz. Her kesin bir hesabı varsa Allah'ında bir hesabı vardır.

  • Raşit örenel

    5.3.2025 22:42:16

    Allah razı olsun abi, tebrik eder devamını dileriz.

  • Fikret KABA

    5.3.2025 20:01:25

    Müthiş bir yazı olmuş. Bu yazı demir gibi usuluddin kaideleri üzerine bina edilmiş. Bu bina içinde kalan kurtulur ve istikametini korur diye insana güven veriyor. Yalnız bu yazıyı siyasal islamcı bir kafanın, bu haliyle hazmedebileceğini sanmıyorum.

  • Abdurrahman

    5.3.2025 19:21:06

    konu edilen meseleleri okuyoruz belki ezberleyenimiz var. Asıl ise söz konusu kaideleri kabul etmek, hayatımızda tatbik etmektir. Fakat nedense "nefis ve duygularımıza" kapılıp birbirimiz hakkında su-i zan ediyor ve kardeşimizin "et"ini yiyoruz

  • Abdullah

    5.3.2025 17:06:08

    İhlas tek kurtuluş vesikasıdır.Ancak ih lı olanlar kurtulur.İhlas Risale-i Nur'un en ö nemli dusturudur. İhlas ile uhuvvet birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.Risale-i Nur'da şöyle ifade edilmiştir. "Ve yu'sirüne ala enfusihim" sırrıyla ihlas-ı tammeyi kazanınız.Bu isar hasletidir ve uhuvvetin zirve noktasıdır.Sahabe-i kiramda mükemmel uygulanıyordu. İhlası tammı kazanmak için uhuvvetin tam tahakkuk etmesi gerekiyor.Şu sıra larda cemaatın fertleri arasında bir bü tün olarak uhuvvetin kâmil manada hük mettiğini söyleyebilir misiniz?Sıcak bir uhuvvet varmıdır? Olduğunu kimse iddi a edemez.Uhuvvet olmayınca ihlas ta yok oluyor.En önemli dusturumuz olan İhlas ve ubuvvetin olmadığı yerde neye hizmet edilir? Bu iki dustur çiğnenince hangi sadakattan bahsedebilirsiniz? Abdurrahman bey bunları görmeden mi bu yazıyı yazdınız.Lutfen hayal dünyasında yaşamayalım.Hayal ile ger çekleri karıştırmaalım.Bu arada cemil beyi de tebrik ediyorum.Gerçeği konuş muş.

  • Cemil uzun

    5.3.2025 14:25:05

    Mesleki prensiplerin net olarak anlaşıldığını düşünmediğim için, kimin sadık ve ihlaslı olduğu konusunda ki çıkarımınıza da güvenemiyorum. ilk bölümdeki yapmaz, etmez, olmaz, gibi hükümler kesinlikle Risalei nura göre mutlak doğrular değildir yazarın kendi zanlarıdır. ihlas sadece sadakat değildir, ihlas aynı zamanda ve daha çok kardeşlik düsturlarını her daim göz önünde bulundurmak ve topluluğun selameti için şahsi kahramanlıklardan uzak durmaktır. Kendi bakış açısını ve duruşunu tek ve en doğru kabul edip, omuzunda akrep var diyen kardeşini; Hz Musayı alt etmeye çalışan ve sihirbazlara benzetip, Kendisini de Asayı musanın sahibi gibi gören düşüncenin sağlam bir tevbeye ve kardeşleriyle hellaşm.eye ihtiyacı var. Sen hizmeti düşünme Abdurrahman bey kardeşim, kendini davanın sahibi görerek kardeşini itham edip kırma yeter

  • Yahya Yıldız

    5.3.2025 14:21:42

    Binlerce tebrikler… Son derece isabetli ve istikametli bir yazı olup hizmetin olmazsa olmazlarını hatırlatan prensip ve düsturları ikaz ve irşad eden bir makaledir…Rabbim sizlerden ebeden ve daimen razı olsun…Bu hizmeti imaniyede ve Kuraniyede bulunmak şerefine nail olmuş nice isimsiz ve resimsiz kahramanları da Rabbim son nefeslerine kadar iman, İslam, istikamet, ihlas ve sadakatten ayırmasın…amin

  • Ahmet Zeki

    5.3.2025 12:51:48

    Tebrik ediyorum Abdurrahman hocam. Çok güzel bir makale olmuş. Teşekkürler.

  • süleyman ALIÇ

    5.3.2025 10:28:53

    çok Hakikatlı bir makale Teşekkürler üstadın mesleğini "hizmet edeceğim" diye terk edenler ne hizmet edebilmişler nede o elde etikleri makam ve mevkilerini koruyabilmişler yaşadığımız yakın zaman bunu çok açık bir ispatıdır. Rabbim Rızasına uygun hayat yaşamamızı ve hiz metmemizi nasip eylesin sırat-ı müstakimden ayırmasın

  • Mehmet Türeli

    5.3.2025 10:16:25

    Şah-ı Geylânî (ra), İmam-ı Rabbanî (ra) gibi zatlar da gelseler: “Said! Sen bu tarzda devam edersen şu birkaç bîçareden başka şakirdin olmayacak. Hem aç kalacaksın, hapis yatacaksın. Fakat tarzını şöyle bir parça değiştirsen -yani siyasetvârî veya tasavvufvârî [gidiversen]- bütün memleket senin şakirdin olacak. Hatta başbakan ve reis-i cumhur da sana şakirt olup, gelip elini öpecekler” deseler, ben bu tarzımı bırakmayacağım Bu cümleniz hizmetlerimizin rotasını gösteren pusulası hükmündedir.

  • Halil

    5.3.2025 09:00:42

    Evet mesleğe (imani, içtimai siyasi) sadakat, ihlastır, yoksa, bunlardaki azıcık bir sapma ihlasızlıktır!!! Tebrik ediyoruz, harika tespitler yapılmış, Allah sizden razı olsun!!!

  • Abdullah

    5.3.2025 06:19:31

    Sadakat Risale-i Nur'un bütün prensip, usul ve kaideletine her hal-u kârda bağ lı olmaktır.Onları rehber edinmektir.On lara göre hareket etmektir.şimdi şu iki hususa bakalım. Üstad'ımız; " Bu asil Türk milleti katiyyen o partiyi(CHP'yi) iradesiyle iktidare getirmeyecektir." Bu kesin ifade Emirdağ Lahikasında durur ken, CHP'yi iktidare getirmeye çalış mak, Üstad'a ve Risale-i Nur'a muhale fet değilmidir? İkinci prensip, başka meslek ve meşreplerle zihnen meşgül olmamaktır.Peki 10 seneden beri yoğun olarak gülen cemaatiyle meşgül olmak ki bu meşgüliyet cemaati ikiye böldü, buda yine ihlas risalesindeki bu prensibe açıkça aykırı değil mi? Bu açık meslek ihlallerini neden görmüyorsu nuz? Bu mesleğe dehşetli bir ihanet ve cinayet değil mi? Neden gözden kaçırı yorsunuz?

  • Mehmet Türeli

    5.3.2025 06:09:02

    Değerli kardeşim Abdurrahman mükemmel konuları seçip güzel izahatlar ile yazıyorsunuz, son derece istifade ediyoruz. Allah razı olsun. Daha sık aralıklarla yazmanızı arzu ediyoruz. Rabbim kaleminize kuvvet versin.

  • Nahit Topaloğlu

    5.3.2025 02:02:40

    Abdurrahman Kardeşim, tebrik ediyorum. Yazınız da tespitiniz de pek güzel: "Hizmette öncelik mesleği korumaktır. " Üstadımız mesleksizlik için neler demiş? "Mesleksiz olanlardır ki, her yola sapıyorlar" "وَاِذَا خَلَوْا اِلٰى شَياَطِينِهِمْ قَالُوۤا اِنَّا مَعَكُمْ Evvelki âyetle bu âyetin birbirine olan atıfları, onların mesleksiz ve sebatsız olduklarına işarettir." "Zira, mesleksiz ve sefih sevilmez." Bâki selam ve muhabbetler kardeşim. Fî emânillah!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı