Kabaağaçlızade Mehmed Şakir Paşa (1855 - 1914) Osmanlı Türkü asker, tarihçi, diplomat ve eğitimci. 1891-1895 yılları arasında sadrazamlık yapan Ahmed Cevad Paşa’nın kardeşi, Halikarnas Balıkçısı takma adı ile tanınan roman ve hikâye yazarı Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın babasıdır.
Biyografik bilgileri daha geniş yazmak da mümkün fakat benim asıl temas etmek istediğim nokta biraz daha farklıdır.
Şakir Paşa devlet adamlığı yanında entelektüel kişiliği ile de temayüz etmiş bir Osmanlı aydınıdır. Bu aile üzerinden Osmanlı Batılılaşma çabalarının izlerini sürmek mümkündür ve aileden bir çok tanınmış kişi Cumhuriyet dönemine de damgasını vurmuştur.
Kızları Fahrunnisa Zeyd ressam, Aliye Berger minyatür, torunu Füreya Koral seramik sanatçısıdır
Şakir Paşa’nın annesi, Suriye’nin tanınmış bir ailesi olan Hattatzâdelerden Hüseyin Bey’in kızı Zehra Hanım, babası ise Antalya’nın Elmalı ilçesindeki bir Türkmen aşiretinden, Kabaağaçlızâde Miralay Mustafa Asım Bey’dir. Kendisi ve kardeşleri çocuk yaşta öksüz ve yetim kalınca ablası Sare Hanım’ın dirayeti ile ; o sırada Rumeli Kazaskeri daha sonra da Şeyhülislâm olarak tayin edilen Âtıfzâde Hüsamettin Efendi’nin himayesi altında yetişmişlerdir.Türk-İslâm kültürünü özümseyerek yaşayan, değerlerine sahip çıkan ve aldığı her görevde vazifesini babası ve abisi gibi hakkıyla yerine getiren bir şahsiyet Şakir Paşa. Eşi İsmet Sare Hanım da hakeza.Çocuklarına lisan, sanat musîkî eğitimi verilmesini desteklediği gibi her birinin dinî eğitiminin de tam almasını sağlayan bir anne
Şakir Paşa’nın yazarlık cihetinde de çalışmaları mevcut olup bir çok eser kaleme almıştır. Biyografisinde yer alan çalışmaları şu şekilde:
Yeni Osmanlı Târihi: Beş ciltlik bir eserdir. İlk 2 cildi basılmıştır.
Selâhaddîn-i Eyyûbî: İki ciltlik tarihî bir piyestir. Basılmamıştır.
Mısır Târihi: Basılmamıştır.
Muhtelif Târîh-i İslâm ve Osmânî: Galatasaray Lisesi’nde okutulmak üzere yazılmıştır. Basılmamıştır.
İnekçilik ve Sütçülük: Ayrıntılı, bilimsel bir eserdir.
Arıcılık: Tamamlanamıştır
Bu bilgiler tarihe ve değerlerine sahip bir şahsiyet olup birikimlerini hem çağına, hem gelecek nesillere bırakmak çabasında olduğunun göstergesidir.Son iki çalışması da memleketin kalkınması için yaptığı katkılara delalet eder.
Talihsiz bir olay sonucu erken sayılacak bir yaşta vefat etmiştir. Oğlu Cevat Şakir ile aralarında geçen büyük tartışma silâhlara davranmaya kadar ileri gitmiş ve oğlu maalesef babasını vurmuştur.
Paşa’nın eğer ömrü vefa etseymiş kültür tarihimize damga vuran eserlerle de anılacağı şüphesizdir. Ama gelin görün ki: Yine bir hayat, bir dizi eliyle magazinin kucağına atılmış durumdadır. Evet bir aile üzerinden Osmanlı Batılılaşma akımının boyutlarını ve içeriğini çarpıcı bir şekilde görüyoruz. Fakat Paşa’nın gelini ile ilişkisi ve yabancı bir kadına olan aşkı dillere zihinlere dolanıp duruyor. Maksadın üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek olduğu aşikârdır. Ailenin bile kesin açıklama yapmadığı bir konunun tam ve kesin gerçek gibi vurgulanması-haydi öyledir diyelim- aile içi bir skandal ve dramatik bir hadisedir. Olayın arkasında babanın oğluna hiç değer vermemesi, devamlı küçük düşürmesi, oğulun aşırı para harcaması ve lümpen bir hayat tarzı sürmesi gibi problemlerden kaynaklı çekişmelerin varlığı bilindiği halde kayınpeder-gelin aşkı kurgusunun dizinin ana fikri haline gelmesi tarihi de kirletmekten saptırmaktan ve onca güzel şeyi kıymetten düşürmekten başka bir şey değildir. Halbuki bu aile ve fertleri üzerinden; geçiş dönemini ete kemiğe büründürecek onca materyal bulmak ve onların üzerinden çalışmalar yapmak mümkünken Agnesia ve Rozali üçgenine sokulmuş bir aldatma hikâyesi ortaya sürülmüştür. Gerçekten aldatma, ihanet, kadınlar entrikalar ile kurgulanmış senaryolardan gına gelmişken bunun için bir de tarihten bir malzeme bulup çıkarmalarına pes ve yeter diyorum.
Bir milletin bütün merakı bunlar olmamalı bunları izlemeye zorlanmamalı.Bu pespayeliği hak etmiyoruz.Gidip belgesel izle, kitap oku o zaman diyenler de oluyor. Kişinin şahsî olarak izlememesi tepki vermesi değil burada mevzubahis olan.
Çok zengin bir arşiv hükmünde olan bir ailenin hayat hikâyesinden gidip üçüncü sayfa haberi sakilliğine indiren basit kurgulara tepkimiz Herşeyin bu kadar ucuz olduğu devri yaşamak da bize nasip olmuş maalesef.