"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mikail Yaprak ile Avusturya hatıralarımız

Sami CEBECİ
02 Nisan 2025, Çarşamba
Avusturya devletinde eğitimci sıfatıyla öğretmenlik yapan Mikail Yaprak kardeşim telefonla aradı ve “Ağabey! Biz buradaki kardeşler olarak istişare ettik ve bu sene senin Avusturya’ya gelmen için karar verdik. Şartların müsait ise hizmet için gelebilir misin?” dedi.

Ben de “Memnuniyetle aziz kardeşim. Biz zaten hizmet için varız.” dedim. Böylece, mutabık kaldık.

Gerekli resmî işlemleri tamamladıktan sonra, 25 Şubat 1996 tarihinde önce Ankara’dan uçakla İstanbul’a, oradan aktarma yaparak başka bir uçak ile Viyana’ya uçtuk. Havaalanında buluştuğumuz Mikail kardeş, bizi uzun yıllardan beri Avusturya’da kendisi gibi öğretmenlik yapan Alaettin kardeşe götürdü. Bir müddet dinlendikten sonra ilk işimiz Kahlenberg Tepesine çıkmak oldu.

Burası, Merzifonlu Kara Mustafa Paşanın kumandasındaki Osmanlı ordusunun karargâh kurduğu ve Viyana’yı yukarıdan seyreden bir tepeydi. Allah’ın adını Avrupa topraklarında da yaymak ve Ezan-ı Muhammedî’yi dalgalandırmak için Balkanları aşarak buralara kadar gelen ecdadımız, Viyana bozgunundan sonra maalesef bir daha ileriye gidememiş ve daha sonraki zamanlarda gerilemek durumunda kalmış.

Bir kilisenin de bulunduğu bu tepeden Viyana’yı seyrederken, akşamın alacakaranlığında Tuna Nehri kenarında Araplar tarafından yapılan beyaz bir cami alımlı bir kuğu gibi görünüyordu. Süratle aşağıya inerek akşam namazını bu camide kıldık. Oradan, Viyana Risale-i Nur dershanesine geçtik ve akşam derse katılan kalabalık bir grup ile hem Türkiye’den hizmet haberleri anlattık hem de ortama uygun derslerimizi paylaştık. 

Ertesi gün, Mikail kardeş ile asıl gideceğimiz yer olan Wels şehrine geçtik. Hayatını Risale-i Nur hizmetine adayan Mikail kardeşim, evini âdeta bir medrese yapmış. Eşini ve çocuklarını da Türkiye’ye gönderdiğinden bir hafta boyunca bu evde birlikte kaldık.

Belli programlar çerçevesinde hem mevcut cemaat ile akşam dersleri yapıyor ve bir taraftan da değişik camilerde sohbetler ediyorduk. Mikail kardeş çok aktif ve sempatik biriydi. Neredeyse tanımadığı kimse yok gibiydi. “Bugün şu camide, yarın diğer camide sohbetimiz olacak.” diye yaptığı planları anlatıyor ve birlikte giderek icra ediyorduk. 

Bir gün hem Yozgatlıların camiinde kürsüden öğle namazı öncesi sohbetimizi yaptık, oradan diğer mahalledeki Trabzonluların yaptığı camide dersimizi paylaştık. Bediüzzaman Hazretlerinin dediği gibi “Müspet hareket atom bombası gibi tesirlidir.” hakikatine uygun olarak yaptığımız sohbetler insanları memnun ediyor ve müspet neticeleri daha sonra kendisini gösteriyordu.

Başka bir gün, bir grup kardeşimizle 160 km. uzakta bir dağ ilçesine gittik. Hacı Osman Cerit adındaki muhterem bir ağabeyin evinde kalabalık bir cemaatle gerçekleşen akşam ikramı, ders ve sohbetimiz unutulmayacak hatıralarımız arasında oldu.

Bir haftaya sıkıştırılan çok yoğun bir hizmet programı çabucak bitmişti. Mikail kardeş gülerek “Biz, Türkiye’den gelen hizmet ehlini limon gibi sıkar, posasını Türkiye’ye göndeririz.” diyordu. Çok tatlı ve unutulmaz hatıralarımız oldu. Daha sonraları Grünburg şehrinde iki katlı bir dershane yapmaya da muvaffak oldular. Bundan sonra, oradaki hizmetleri yeni yetişen gençler devam ettirecekler. Meşverete dayalı çalışmaları, hanım kardeşler arasında da Risale-i Nur hizmetlerinin gelişmesine vesile olmayı sürdürüyor, elhamdülillah.

İstanbul’da yazarlar toplantısına katılan Mikail kardeşin rahatsızlandığını ve hastaneye kaldırıldığı duyduk ve çok üzüldük. Aylarca süren tedavi süreci esnasında bütün camianın duaları onunla birlikteydi. Ümitle sağlığına kavuşmasını beklerken, 17 Mart 2025 günü vefat haberini aldığımız zaman cidden sarsıldık. Çok değerli bir yazar ve şairimizi, Bediüzzaman ve Nur Talebelerinin olduğu diğer bir âleme yolcu etmek gerekiyordu ve bu önüne geçilemez olan kaderin bir hükmüydü. 

Mikail kardeşimiz, şu gök kubbede hoş bir sada bırakan ve kabre gülerek giren bahtiyar dava adamlarından biri oldu. Kabri pür nur, makamı Cennet ve derecesi de âlî olsun, amin.

Okunma Sayısı: 1252
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Zübeyir

    3.4.2025 06:37:19

    Allah razı olsun. Hayırla anılmak ne hoş. Kaleminize sağlık

  • Bestami Çelebi

    2.4.2025 10:33:16

    Güzel hatıra. 2013 te bizde viyana'da ziyâret etmiştik. Allah rahmet eylesin.

  • İsmail ÖNGEL

    2.4.2025 00:36:37

    Mikail ağabey , şu gök kubbede hoş bir sada bırakan ve kabre gülerek giren bahtiyar dava adamlarından biri oldu. Kabri pür nur, makamı Cennet ve derecesi de âlî olsun, amin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı