edilmemesi ile ölçen bir dâhîdir. Ve bütün ömrü boyun-
ca bir karakter hâlinde takip etti¤i bu titiz muhasebe ve
murakabe usulünü, bütün talebelerine de telkin etmifltir.
Binaenaleyh, bir Nur Talebesine olur olmaz eseri okut-
turmak ve her sözü dinlettirmek kolay bir fley de¤ildir. Zi-
ra, onun gönlünün mihrak noktasnda yazl olan flu
Dikkat! kelimesi, en hassas bir kontrol vazifesi gör-
mektedir.
flte, Bediüzzaman, kudretli bir slahatç ve harikalar
harikas bir pedagog (mürebbî) oldu¤unu, yetifltirdi¤i ter-
temiz nesille fiilen ispat etmifl ve iktisat tarihine nurdan
prltlarla yazlan bir atlas sahife daha ilâve eden bir na-
dire-i ftrattr.
TEVAZU VE MAHVYETKÂRLI/I
Nur Risalelerinin bu kadar harikulâde bir flekilde ciha-
na yaylmasnda, bu iki hasletin çok faydas olmufl ve
pek derin tesirleri görülmüfltür.
Çünkü, Üstat, sohbet ve teliflerinde kendine bir kut-
bülârifîn ve bir gavsülvaslîn süsü vermedi¤i için, gö-
nüller ona pek çabuk snmfl, onu tertemiz bir samimi-
yetle sevmifl ve derhal ulvî gayesini benimsemifltir.
Meselâ, ahlâk ve fazilete, hikmet ve ibrete ait olan bir-
çok sohbet ve telkinlerini, do¤rudan do¤ruya nefsine
tevcih eder. Keskin ve ateflîn hitabelerinin ilk ve yegâne
muhatab öz nefsidir. Oradan, merkezden muhite yaylr-
casna, bütün nur ve sürura, saadet ve huzura müfltak
olan gönüllere yaylr.
ahlâk:
insann yaratlfltan gelen
hususiyetleri ile Kurân- Kerîm ve
sünnet-i flerifte snrlar çizilen ka-
idelerin hayata geçirilmesiyle ka-
zanlan iyi ve güzel davranfllarn
bütünü.
ateflin:
fliddetli, hiddetli, ateflli.
atlas:
ipekten yaplmfl kumafl.
binaenaleyh:
bundan dolay.
cihan:
dünya.
dâhî:
son derece zeki, deha sahi-
bi.
eser:
kitap.
fazilet:
iyi ahlak, namus, iyi huy.
fiilen:
yaparak, iflleyerek.
gavsülvaslîn:
evliyaullahn bü-
yükleri hakknda kullanlr.
gaye:
ülkü, maksat, hedef.
harikulâde:
fevkalâde, efli ve
benzeri olmayan, ola¤anüstü.
haslet:
güzel huy, iyi özellik.
hassas:
incelikli, en ufak ölçüleri
sa¤lkl ve kesin olarak veren.
hikmet:
kâinattaki ve yaratlflta-
ki lâhî gaye.
hitabe:
bir toplulu¤a karfl cofltu-
rucu sözler söyleme, nutuk.
huzur:
gönül ferahl¤, kalp, kafa
rahatl¤, sükûnet, rahat.
slahatç:
bir fleyi daha iyi hâle
getirmek için çalflan kifli.
ibret:
bir olaydan, kötü bir du-
rumdan ders alma, ders çkarma.
iktisat:
aflr davranmama, her
hususta itidal üzere bulunma.
ilâve etmek:
eklemek, katmak.
ispat etmek:
delillerle kantla-
mak.
kontrol
:
denetim, teftifl, muraka-
be.
kudretli:
güçlü.
kutbülârifin:
ariflerin en büyü¤ü,
ariflerin en ileri geleni.
mahviyetkârlk:
alçakgönüllülük,
mütevazlk, kendini hesaba kat-
mamazlk.
meselâ:
misal olarak, örne¤in.
mihrak:
merkez nokta.
muhasebe:
hesaplaflma, kar-
fllkl hesap görme.
muhatap:
hitap olunan, ko-
nuflulan kimse.
muhit:
çevre.
murakabe:
denetleme, gö-
zetleme, kontrol etme.
mürebbî:
çocuk terbiyecisi.
müfltak:
ifltiyakl, çok istekli.
nadire-i ftrat:
yaratlflta
benzersizlik, mizaçta benzer-
sizlik.
nefis:
kendi, flahs; kötülü¤e
sevk eden, hayrl ifllerden al-
koyan güç.
nesil:
kuflak.
nur:
ziya, flk, flule.
öz:
kendi.
pedagog:
pedagoji uzman,
e¤itimci, terbiyeci, mürebbi.
saadet:
mutluluk, kutluluk,
bahtiyarlk, mesut olma.
samimiyet:
içtenlik.
sohbet:
görüflüp konuflma,
karfllkl hoflça konuflma.
sürur:
sevinç.
takip etmek:
bir yol tutup
gitmek.
talebe:
ö¤renciler.
telif:
eser.
telkin:
fikir afllama, ö¤üt ver-
me.
tevazu:
alçakgönüllülük, ki-
birsizlik, mütevazilik.
tevcih etmek:
yöneltmek,
çevirmek.
ulvî:
yüksek, yüce.
usûl:
yol, tarz, üslûp, flekil.
vazife:
ödev, görev.
yegâne:
biricik, tek, yalnz.
zira:
çünkü.
30 |
BEDÜZZAMAN SAD NURSÎ
Ö
N SÖZ