"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."
21 11
16°/8°

Piyasalar

9379,83 3706,5
37,977 41,677
9379,83 3706,5
37,977 41,677

Kâinata değişilmeyen talebe: Zübeyir Gündüzalp

Abdülbakî ÇİMİÇ
02 Nisan 2025, Çarşamba
Zübeyir Gündüzalp Ağabeyin hayatı incelendiğinde; derûnî ruhundan, zengin kalbinden ve keskin aklından ihlâsa bürünerek çıkan sözlerinin âdeta bütün hücrelerinize birer ok gibi işlediğini ve sizi yeniden Risale-i Nur ve Üstad konusunda formatladığını hissedeceksiniz.

“Ya Rabbi! Bu ne ihlâs, bu ne sadâkat, bu ne muhabbet, bu ne hürmet, bu ne âzim sabır, sebât ve metânet!” demekten kendinizi alamayacaksınız.

Meslek ve meşrebe sadâkat Hz. Mehdî’nin (ra) talebelerinin en büyük imtihanı olacak. Zübeyir Ağabey de sadâkat imtihanında zirvede bir şahsiyet! Sadece sözde değil, hayatını feda ettiği davasına hizmette bizzat mücerreb ve vâki. Risale-i Nur’un düsturları ve hizmet tarzı hakkında Zübeyir Ağabeyin bütün Nur Talebeleri üzerinde muhakkak bir tesiri bulunur. Ancak onun Risale-i Nur’un meslek ve meşreb prensiplerinin tutulup devam ettirilmesinde Yeni Asya şahs-ı manevîsi vazifelidir desek mübalağa etmiş olmayız. Çünkü “Kader-i İlâhî Nur Talebelerini ince eleklerle eler. Tâ ki sâdık olanlarla olmayanlar bilinsin.”

Risale-i Nur’un meslek ve meşrebine sadâkat

Zübeyir Gündüzalp Ağabey Risale-i Nur meslek ve meşrebine sadâkatini şöyle ifade ediyor: “Üstadımızın hizmet tarzı, gayesi ve Risale-i Nur’un mesleği Kur’ânî, imanî, manevî, uhrevî, İslâmî, ilmî ve fkrîdir… İçtimaî, siyasî ve dünyevî müesseseleşmek tarzında değildir.” 

Davaya sadâkati de şöyle: “Bediüzzaman’ın davasına Bediüzzaman’ın tarzında hizmet edilir, sair mesleklerin usûlüyle değil.”  Gelen cümleler ise sadâkatin zirvesini gösteriyor: “Bütün dünya aleyhime geçse, yakında Nurcular da istifa etse, bir başıma kalsam, ben; Üstadımın meslek ve meşrebinde devam ederim.”

İşte kâinata değişilmeyen sadâkat timsali Nur’un kara sevdalısı olan zatın cümleleri bunlar! Ayrıca Zübeyir Ağabey her dâim “Üstad’ımız ‘ihlâsı kazanmak ve muhafaza etmek’ dersini veriyor. Burayı okuyunca titriyorum kardeşim” diyerek dikkatleri Risale-i Nur ve tarzına çekiyordu. “Risale-i Nur’un Kur’ânî, imanî ve uhrevî hizmet usûl ve esaslarına sadâkat şartları Üstadımızın şartlarıdır. Bunlar hem Eski Said’de, hem Yeni Said’de vardır. Üstad daire-i manevisine bu şartlarla kabul ediyor, ‘bu şartlara uyup da eğer rûz-i mahşerde perişan olan olursa o benim sırtımın yükü olsun, yeter ki o bu daireye olan ahdini bozmasın’ diyor” sözleri meslek ve meşreb hassasiyeti ve sadâkati noktasında hârika tespitler olarak kayda geçmiş.

Bu gelen meslek ve meşrep tarifleri de Zübeyir Gündüzalp’in ses kaydından alınmıştır. “Netice itibariyle Risale-i Nur, Kur’ân ve iman yolunu ve Peygamberimizin (asm) Sünnet-i Seniyye yolunu gösteren bir rehber-i ekmel ve bir mürşid-i azamdır. Yoksa başka mesleklerde olduğu gibi hususî bir meslek, hususî bir meşreb değildir. İslâmiyet içerisinde hususî bir meşreb veya meslek değildir. Doğrudan doğruya İslâmiyeti ders verir, İslâmiyeti gösterir.” 

Bu keçeli, bu câmid, bu taşkafa…

“Sen Zübeyir’i tanıyor musun Keçeli?” 

“Evet, tanırım Üstadım” 

“Bu keçeli, bu câmid, bu taşkafa! Ben Zübeyir’imi kâinata değişmem” der Üstad, rahmetli Vahşi Şaban Ağabey’e. İşte “kâinata değişilmeyecek” kadar üstâdında kıymet arz eden bir adam; Zübeyir Gündüzalp.  

Zübeyir Gündüzalp’in husûsiyetleri

*Zübeyir Gündüzalp için çok şey söylenebilir. Bizler de şunları ifade edebiliriz. Zübeyir Gündüzalp, Bediüzzaman’ın hizmetkârıdır. Hayatını onun hizmetine vakfetmiştir. Bu Ashab-ı Suffa ruhunu ifade eder. Fisebilillâh, Allah için çalışmak ve hayatını davaya feda etmek!

*Bediüzzaman’ın sır kâtibidir. Çok sırlarını onunla paylaşmıştır Üstad. Zübeyir gelmezse ders okumamıştır. Parmağındaki rahatsızlık vesilesiyle derse katılamadığında “Ben Zübeyir’i değil parmağı, başı kesilse sürünerek de olsa gelir bilirdim” demiştir. 

*Bediüzzaman’ın “Kâinata değişmem” dediği talebesidir. Bu söz Zübeyir’in Risale-i Nur’a, meslek ve meşrebine olan sadâkatinin bir ifadesidir. Zübeyir Gündüzalp de bu ifadeye hayatı ve hizmetleri ile mazhar olmuştur. 

ÜSTADINDA FÂNÎ OLMUŞTUR

*Bin talebe yerine kabul edilmiştir. Bazen bir anahtar hazineden daha kıymetli olduğu gibi, Zübeyir de Risale-i Nur meslek ve meşrebi noktasında öyle kıymettardır. *Bediüzzaman’dan hâsiyet taşıyan şahsiyettir. Çünkü Zübeyir Üstadında fânî olmuş bir fedâidir. Ahiretini de feda eden bir kahramandır. İnsan hem dünyasını hem de ahiretini birlikte feda edemez. Bu çok zor bir fedakârlıktır. Ancak Zübeyir Gündüzalp dünya ve ahiret hayatını birlikte Bediüzzaman’a, davasına ve Risale-i Nur’a feda etmiş bir kahramandır. 

*Hep sefer hâlinde bir nefer gibidir. Hizmet söz konusu olduğunda en önde o olmuştur. Hizmeti kimseye havale etmemiş, hasta olduğu halde meşveret esasına göre hareket etmiş, kendisi bizzat o hizmeti ifa etmeye gayret etmiştir.  

DAVASININ KARA SEVDALISI

*Zübeyir Gündüzalp tam bir muhabbet fedaîsidir. Kardeşleri için her şeyini feda etmiş, uhuvvet ve tesanüdü en ehemmiyetli bir fiil bilmiştir. 

*Davasının kara sevdalısıdır. Davaya sadakatinin en mühim numunesi Risale-i Nur’a zarar verme durumunda zehirli bir iğneyi tercih etmesidir. O çileler harmanında yoğrulan bir ruha sahiptir. Onun gıdası meşakkat olmuş, çile ve meşakkat onu daha çok şevke getirmiştir. Davası uğruna prangaya vurulduğunda zerre kadar zaaf göstermemiş, “Vurun! Vurun!” sedasıyla zulmedenleri deli-divane etmiştir. 

 *Şaşmaz bir feraset, yanılmaz bir dehaya sahiptir. Hadiseleri rasat eder, etraf-ı erbaasıyla tahlil ederek gerekli tedbirleri alarak aldanmaz bir feraset gösterir. Söz konusu davası olunca çelik gibi metanet gösterir, şahsî hadiselere gösterdiği müsamahayı göstermez.

*Her an huzurda bir insan-ı kâmil, bir veliyy-i azam gibidir. Onun için Bediüzzaman’ın sır kâtibi ve Nurun kumandanı olmayı hak etmiştir.

“Ne yapayım da içeri gireyim?”

“Afyon mahkemesinden sonra Zübeyir Gündüzalp Üstadın hizmetine girmişti. Mahkeme esnasında Zübeyir, Ceylân’a sormuştu: ‘Ben böyle dışarda, sizlerden ayrı sıkılıyorum. Nasıl yapayım da ben de içeri gireyim?’ 

Ceylân, ‘Sert bir müdafaa yap’ demişti. O zamanlar Zübeyir gayr-ı mevkuf muhakeme altındaydı. Neticede o da içeriye alındı. 1948 Afyon mahkemesi müdafaasında bulunan Üstadın avukatı Ahmed Hikmet Gönen, Zübeyir Gündüzalp’ten ve müdafaasından hararetle bahsederdi. Hakikaten Zübeyir’in müdafaası çok kahramancaydı. 

***

Kocatepe Gazetesi’nin Bediüzzaman’ın hayatı ile ilgili haberi:

Afyon’da çıkan Kocatepe Gazetesi’nin 29 Teşrin-i Evvel 1948 tarihli nüshasında:

Kendi ağzından Bediüzzaman, nam-ı diğer Said-i Kürdî’nin hayatı

Bediüzzaman hakkında kısa malûmat:

Yukarıda yan tarafta Bediüzzaman’ın müridleriyle beraber mahkemeye gidişlerini gösterir iki fotoğrafı.

Aslen Van’lı olan ve şarkta büyük nüfuz sahibi bulunan Bediüzzaman, nam-ı diğer Said-i Kürdî Bakanlar Kurulu’nun kararıyla evvelâ Denizli’ye sürülmüştür. Denizli’de din propagandası yaptığı için bir yıl hapse mahkûm edilerek Isparta’ya nakledilmiştir. Isparta’da aynı suçtan iki yıl hapsedilmiş ve oradan iki yıl evvel Emirdağı İlçesi’ne sürgün olarak gelmişti. Yeni İskân Kanunu’nun çıkmasıyla Şeyh Said Emirdağı’ndan ayrılmayacağını hükûmete bildirmiştir. Bunun üzerine hükûmet Bediüzzaman’ın Emirdağı’ndaki durumu ile yakından alâkadar olmağa başlamış ve şeyhin Emirdağı’nda Nur isminde risaleler çıkararak din propagandası yaptığını tesbit ederek olayı şehrimiz C. Savcılığına bildirmiştir. Hâdiseye Savcılık el koymuş, şeyh ile müridlerini tevkif ederek Afyon Ağırceza Mahkemesine dosyayı vermiştir. Bediüzzaman’ın Afyon’a getirilmesini alâkadar eden davanın ilk tahkikatı sona ermiştir. Okuyucularımıza üç buçuk ay evvel ilk tahkikatın açılması hitamından sonra Bediüzzaman hakkında tafsilat vereceğimizi vaadetmiştik. Bu nüshadan itibaren sözümüzü yerine getirmiş bulunuyoruz. Bediüzzaman’ın kendi ağzından hikâye edilen hayatında rejim aleyhinde dinî propaganda mahiyetinde gördüğümüz cümleler tamamen çıkartılmıştır. Şeyhin hayatını yazmakla hiçbir gizli emelimiz bulunduğunu belirtmeyi yerinde buluruz.

Mesleğimiz icabı efkâr-ı umumiyenin alâkasını çeken hâdiseleri ve hâdiselerin muvakkat kahramanlarının hüviyetlerini bildirmek meslekî vazifemiz çerçevesi içindedir. Bediüzzaman’ın insanlık üstünde bir kudret olduğu hakkındaki dedikoduyu ref’eden, onun da bizim gibi bir alel’âde insan olduğunu isbat eden bu yazı serisi, bir bakımdan faideli olduğu kanaatındayız.

Kendi ağzından Bediüzzaman’ın hayatı

Şimdi sözü Bediüzzaman’a bırakalım: Hürriyet ilânını, Birinci Harb-i Umumî’yi, mütareke senelerini, millî hükûmetin ilk teşekkülünü ve cumhuriyet zamanını birden derk eden hükûmet ricali beni pek iyi tanırlar. Bununla beraber müsaadenizle hayatıma bir sinema şeridi gibi, sizinle göz gezdirelim. (Bediüzzaman’ın kendi anlatımıyla kısa bir tarihçesi Şualar s. 521’den okunabilir.)

—Devam Edecek—

Okunma Sayısı: 1559
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Süleyman alıç

    2.4.2025 13:37:10

    Rabbim hem Nurun kahraman Kumandanı Zübeyir ağabeye Hem de tüm geçmişlerimize sonsuz rahmeti ile rahmet eylesin bizleri de onlar gibi sıratı müstakim olan bu davadan Nefsimize ve Hissimize uyarak hiç bir zaman ayırmasın Amiiiin Amin Elfu Elfü amin ecmain 🤲

  • Abdülbaki Çimiç

    2.4.2025 11:37:59

    Kocatepe Gazetesi’nin Bediüzzaman’ın hayatı ile ilgili haberi zaten hatalı ve yanlış. Yazının devamında Zübeyir ağabey gazetede çıkan hata ve yanlışlara cevap veriyor. Yarın inşaallah bu cevaplar yayınlanacak.

  • Güler Aslan

    2.4.2025 06:30:50

    Üstadımız aslen Van’lı olmayıp Bitlis/ Hizanlı’dır. Sanırım sehven yazılmış tashih edilirse iyi olur.

  • HÇeşitcioğlu

    2.4.2025 00:55:54

    3- Telgraf Ankara'ya ulaşınca Gündüzalp 4 Mart 1948 Perşembe günü hapse atılır. Koğuşa girer girmez şükür secdesi yapıp dua eder. Tutukluluğu üzerinden yaklaşık 4 ay 20 gün geçtiği gün (1948 Haziran'ın son günleri) Ziver Abi'ye tahliye kararı tebliğ edilir. Hapishane müdürünün odasına gidince, "Müdür Bey bir yanlışlık var benim günüm dolmadı" diye itiraz eder. Yeniden hesaplanınca gerçekten erken tahliye edildiği anlaşılır, koğuşuna geri döner ve "Üstadım hapisken ben nasıl çıkarım!" der. (Ahmed Tanyel notları) bknz: Bediüzzaman’ ın Veziri Zübeyr Gündüzalp Ağabey 2/ RisaleHaber.

  • HÇeşitcioğlu

    2.4.2025 00:52:56

    2-Afyon hapishane kapısının dışındaki bir basamağa oturdum ve hıçkırarak ağlayıp rahatladım. Kapıdaki nöbetçi asker yanıma geldi: 'Kıyma canına...' diyerek beni teselli etti. Çok kere böyle oldu." Bir hapishane ziyaretinde derdini rahmetli Ceylan Çalışkan'a açar: “Sizin gibi ben de hapse nasıl girebilirim?” Pratik akıllı, espiri küpü Ceylan Abi cevabı yapıştırır: “Bundan kolay ne var! Çek İnönü'ye bir telgraf ertesi gün yanımızdasın...” Bu öneriyle ferahlayan Zübeyr Abi; ziyaretten çıkar çıkmaz İnönü'ye şu mealde telgraf çeker: “Siz Nurcuları Afyon Hapishanesi'nde topladınız ama Akşehir postane memuru Ziver Gündüzalp durmadan nurculuk yapmaya devam ediyor!”

  • HÇeşitcioğlu

    2.4.2025 00:50:38

    Merhum Zübeyr Abi Afyon Zindanına Nasıl girdi? Nur talebeleri ve Üstadın ilk hapse girdikleri 17 Ocak 1948’de Zübeyir Gündüzalp, Akşehir postanesinde vazifelidir. Canından çok sevdiği Üstadı hapse düşünce içinde tarifsiz fırtına ve acılar kopar. İlk mahkemeye gittikleri yolda jandarmalar arasındaki Üstadına yaklaşır, ona geçmiş olsun der ve emrini sorar. Mahkemede üstadının savunmasını kapıya kulağını dayayıp dinler. Fakat tüm bunlar üstadına olan hasret ve aşkını kesmez. Kendisi anlatıyor: "Mahkemeyi takip ederken bazen: Ya Rabbi beni Üstadımın hizmetine kabul ettir diye dua ederdim. Üstadımız hapisteyken dışarda duramıyor, hapishane etrafında ağlayarak sürekli dolanırdım. Yine bir gün; “ya Rabbi beni Üstadımın hizmetine kabul ettir” diye dua ederken hıçkırık tuttu. Doya doya ağlarsam geçecekti. Afyon hapishane kapısının dışındaki bir basamağa oturdum ve hıçkırarak ağlayıp rahatladım.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı