İsmini vermeyen okuyucumuz: “Hizmet erbabında gıybetin yıkıcılığı var mıdır? Bu konuda neler söylenebilir?”
Gıybet Yıkıcıdır
Gıybet günahtır. Allah’ın haram kıldığı bir eylemdir. Ve şüphesiz yıkıcıdır.
İmanımız açısından yıkıcıdır. Sevaplarımız açısından yıkıcıdır. Beşerî ilişkilerimiz açısından yıkıcıdır. Sosyal hayatımız açısından yıkıcıdır. Ferdî ibadetlerimiz açısından yıkıcıdır. Hizmet hayatımız açısından yıkıcıdır. Dostluklarımız açısından yıkıcıdır. Uhuvvetimiz açısından yıkıcıdır. Cennet hayatımız açısından yıkıcıdır.
Birinin sizi gıybet ettiğini düşünün bir an: Enerjiniz biter. Moraliniz çöker. Şevkiniz söner. Bu gıybet sizi yıkar. Gıybet edene ise kaybettirir.
Oysa mertçe ve dostça size gelse ve sizinle ilgili düşüncelerini sizinle dostane ve merdane paylaşsa… Ne olur? Siz onu affetmez misiniz?
Affedersiniz. Ona değer de verirsiniz. Varsa hatanızı anlarsınız, ona teşekkür edersiniz. Bir yıkıcılığa meydan vermediği ve sizi anlamaya çalıştığı için ona teşekkür edersiniz.
Sizi haksız da bulabilir. Problem değildir. Güzel olan, sizin ayıplarınızı sadece sizinle paylaşmasıdır. Buna siz teşekkür edersiniz ve ondan Allah’ın razı olmasını dilersiniz.
Her Duyduğunu Söylemeniz
Gıybetiniz yapılsaydı ne olurdu? Sizin muhayyel ayıplarınız orta yerde dolaşırken siz de orta yerde olacaktınız ve sizin hakkınızda konuşulanlardan habersiz olacaktınız. Herkesle her gün görüştüğünüz hâlde, kendinizi anlatmaya imkân bulamayacaktınız. Çünkü bu imkân mü’minlerce verilmeyecekti. Ayıplanmaya devam edecektiniz.
Ayıplısınız veya üzerinizde atılı bir ayıp var; ama sizin o ayıptan haberiniz yok, kendinizi berî zannediyorsunuz. Ama berî değilsiniz!
Siz dürüstsünüz, sizi ayıplayanlar da dürüsttürler. Çünkü onlar da duyduklarını söylüyorlar. Burada günah olan, duyduğunu söylemektir. Nitekim bir hadiste Peygamber Efendimiz (asm): “Her duyduğunuzu söylemeniz size günah olarak yeter.”1 buyurmaktadır.
Araştırmak lazım. Duyduğumuzun doğru olduğundan emin olmak lazım. Emin olmamız gereken bir husus daha var. Duyduğumuzun doğru olduğundan eminsek bile, onu yaymaya hakkımızın ve iznimizin olduğundan da emin olmamız gerekiyor.
Yoksa haber doğrudur; ama onu anlatmamız doğru olmayabilir.
Doğru haberi anlatmak doğru olmaz mı diyeceksiniz. Mesele tam da o zaten. Doğru haberi yaymak kardeşlik hukukunu ihlale girebilir.
Günah Olan Budur
Burada dinimiz bir içtimaî kaosu önlemek istiyor. Husumete giden yolu kapatmak istiyor. Barışı yıkan argümanları ortadan kaldırmak istiyor. Müslümanların birbirine zanla bakmasını engellemek istiyor. Su-i zan yolunu kapamak istiyor. Muhabbeti sağlamak istiyor.
Haber doğrudur, ama adam tövbe etmiştir, siz de yaymışsınız! Ya da tövbe etme ihtimali varken, siz onu yaymışsınız.
Ne olacak şimdi?
Tövbe edilen ve af gören bir haberi yaymak, yani çıbanı yeniden kanatmak, yani o pis kokuyu yeniden yaymak, yani ortalığı yeniden kirletmek doğru bir şey midir?
Hayır! İşte doğru olmayan tam da budur!
Haberi yayan yemin ediyor “doğru söylüyorum” diyor. Hakkında haber yapılan kişi ise bundan dolayı mağdur.
İşte gıybetin haram oluşu bundandır. Adam kendini temize çıkaramıyor. Ne dese söz aleyhine cari oluyor.
Böyle kardeşlik olmaz. Oysa hem dinimiz hem hizmetimiz kardeşlik istiyor.
Bize ne oluyor ki kardeşlikten başka bir şey isteyelim. Rahatsız edici bir haberi yaymaya devam edelim. Günah olan budur.
Gıybet, yapana hiçbir şey kazandırmaz; bilakis kaybettirir.
Dipnot:
1 Müslim, Mukaddime 5.