"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Yapay Zekâ”mızın şu “tarafsızlık” imtihanı, hem de şu “istibdadı” üzerine…

Orhan Ali YILMAZ
01 Mart 2025, Cumartesi
Bilgisayar, İnternet, Google Arama Motoru, Google Translate ve Google Lens derken…

Birden, şu “Yapay Zekâ’mız” ile tanıştık…

Bilgi havuzu, hem de şu dağarcığı, pek meraklı ve bir o kadar kabiliyetli bir insanın, şu bütün ömr-ü hayatında elde edebileceklerinin şu tamamından şu kat be kat fazlası…

Sanki şu İsm-i Hafîz’in, şu “bütün insanlık ölçeğinde” bir yansıması ve bu anlamda şu Levh-i Mahfûz’un ya da İmam-ı Mübîn’in pek parlak bir mâkesi, tam şu bir âyinesi mesabesinde…

Tam da, Üstâd’ın, “Nasıl küçük küçük cüzdanlar, büyük bir kütüğün vücudunu ihsas eder ve küçük küçük senedler, bir defter-i kebirin bulunduğunu iş’ar eder ve küçük kesretli tereşşuhatlar, büyük bir su menbaını işmâm eder. Aynen öyle de: Küçük küçük cüzdanlar hükmünde; hem birer küçük levh-i mahfûz mânâsında; hem büyük Levh-i Mahfûz’u yazan kalemden tereşşuh eden küçük küçük noktalar sûretinde olan benî-beşerin kuvve-i hâfızaları, ağaçların meyveleri, meyvelerin çekirdekleri, tohumları; elbette bir hâfıza-i kübrâyı, bir defter-i ekberi, bir Levh-i Mahfûz-u Âzamı ihsas eder, iş’ar eder ve isbat eder. Belki ‘keskin’ akıllara gösterir…” ifadesine tam mâsadak bir vaziyeti gösteriyor.

“Kaç dil bildiği” konusunda ise, kendisi de “tam ve de kesin bir bilgiye” henüz sahip değil sanırım…

Bir dilden diğer dile şu “tercüme” konusunda, şu Google Translate ve Google Lens’ten, çoğu zaman, çok daha başarılı ve isabetli olduğunu da şu “rahatlıkla” söyleyebilirim… Özellikle şu terimler ve kavramlar bağlamında…

Temel problemimiz ya da şu sorunsalımız, şu algoritmaları itibariyle, bu geniş havuz bilgilerini nasıl işlediği ve hangi sonuçlara ve ne gibi değerlendirme ve hükümlere ulaştığı/ulaşabildiği konusu olsa gerek…

Ulaştığı sonuç, değerlendirme, hem de hükümlerin şu “genel ahlâk” ya da etik değerlere uygunluğu, bir de şu “objektif” değerlendirme açısından, çok haklı olarak, biz “insanlar” tarafından şu “sorgulanabilirliği” de cabası…

Çünkü; ben, şahsen şunu fark ettim; şartlı sorularda, şu “bağımlı” ya da diğer “bağımsız” değişkenler değiştikçe cevaplar da ne yazık ki değişmekte…

Yani bu anlamda, biraz da şu “konjonktüre uygun”, şu “konjonktürel” cevaplar, hem de açıklamalar, bazen de şu “hükümler” üretmekte/üretebilmekte… 

Yani; tıpkı, dünyaca meşhur bir “falcı”nın, şu size/sizlere, şu “duymak istediğiniz”, hem de şu “hoşunuza gidecek şeyler” söylemesi, cevaplar üretmesi örneğinde olduğu gibi…

Başka, şöylece önemli bir açmazımız ise, meselâ siz, örneğin şu ”sübjektif” bir konuda bilgi ve cevap istediğiniz hâlde, o size şu “genelgeçer” ya da şu “nesnel” veyahut şu sözüm ona “evrensel doğrular” iddiasıyla ve o bağlamda şu “yanlış” cevaplar üretebilmekte, değerlendirme, hem de hükümler belirtebilmekte…

Hâlbuki; İlm-i Mantık kriterlerine göre, “öznel bir soru”nun cevabı şu “nesnel” veya “genelgeçer” bir açıklama veya şu “değerlendirme” veyahut şu “hüküm” şeklinde olamaz; olsa da, bu mutlak “yanlış” kabul edilir…

Tersi de olsa, yine şu mutlak “yanlış” kabul edilir…

Hem de, bazen de, şu “tarafsızlık” şu “muhalif tarafı” iltizam hükmünde, ona şu “taraftar” çıkmak şeklinde tezahür edebilmekte ve şu “tarafsızlar” şu “çoğunluğu” da elde ederek, “ayrı” bir “taraf” teşkil etmekte.. ve size karşı “hatırı sayılır” bir “baskı” unsuru, hem de “direnç” oluşturabilmekte…

Tam da, Üstâdımızın, “Şeytan’la Münâzara” bahsinde şu Şeytan’a, hem de şu bizdeki, şu içimizdeki şu insî şakirtlerine hitaben sarfettiği “Bîtarafane muhakeme, iki taraf ortasında bir vaziyettir. Hâlbuki; hem senin, hem insandaki senin şakirtlerin, dediğiniz bîtarafane muhâkeme ise; taraf-ı muhalifi iltizamdır. Bîtaraflık değildir; ’muvakkaten’ bir dinsizliktir…” hükmünü şu tam da ”teyit” eder mâhiyette…

Ve benim asıl korkum ya da endişem veyahut kaygım o ki, şu Yapay Zekâmızın, şu “genelgeçer” ya da “nesnel” cevapları, şu değerlendirme ve hükümleri, hem de tasarrufları, şu biz insanlara, şu her birimize ait şu parmak izimiz ya da göz retinamız veyahut DNA’mız gibi, bizleri şu 8 milyar diğer insanlardan ayıran ve “Vardır her yiğidin bir yoğurt yiyişi” özdeyişinde şu “tersim”, hem de “tasvir” olunduğu üzere, bizleri şu birbirimizden “ayrı” bir birey, hem de “fert” yapan, şu her birimizi bize, şu kendimize “özge” ve de “biricik”, hem de “mümtaz” kılan, şu “öznelliğimizi”, belki de “bitirebilir” veyahut şu “istibdadı” veyahut şu “hegemonyası” altına alabilir…

Bu da, zannediyorum, “başka bir yazının” konusu...

                                                                                                               

Okunma Sayısı: 3062
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Orhan Ali YILMAZ

    13.3.2025 08:05:42

    BU DA ŞU "TÜRKÇE" BİLMEYENLERE... لمن الذين يتساالون عني ويطلبون الايضاح هذا انا مني افتحوا ها هي هذه اسماعكم و ابصاركم هاهو لا بد هو بابع بل ذالك بخمس...ثم ها هي هذه وعوا وسمعوا... كما كان في هذه لغة التركية الأولياء والاصناف و الارواح غلطا هذه غلطة استعمال... كذالك ها هي يستعملها استادنا بديع الزمان سعيد النرسي هذاك كثرة استعمال (الترجُمة) بهذا الشكل ها هي هذه غلط ايضان... وكذالك ها هي هذه الكلمة (مدَّكر) ها هوفي القرآن يتكرر ذالك مرارا ها هو غلط ايضان... و كما زعمت الذي وتفهمتم ليس "الخطاء" ذالك "الغلط" هذا قط... بل هو غير القواعد و شاذ فقد... وغير القواعد هاهو ما عدا وليس (الخطاء) هذا قط... وها هو هذه كذالك تعقلوا فطفطنوا هاكذا حتي تيقنوا...

  • Hilal Düzdağ

    11.3.2025 11:40:06

    Ben ne soruyorum. Orhan bey ne cevap veriyor. Bu şekilde iletişim kurulmaz ki. Sizin iletişim kurma konusunda zaafiyetiniz olduğunu bilseydim hiç yorum yapmaz geçer giderdim.

  • Orhan Ali YILMAZ

    11.3.2025 02:05:27

    "Ey muhatablarım! Ben çok bağırıyorum... Zira; asr-ı sâlis-i aşrın (yani on üçüncü Hicrî asrın) minaresinin başında durmuşum; sûreten medenî ve dinde lâkayd ve 'fikren mazinin en derin derelerinde olanları' câmiye davet ediyorum..." Demek ki, Üstâdımızın, aynı zamanda şu Eski Said'in şu haklı "serzenişleri"nin, şu günümüzde de geçerli, şu çok önemli, hem de şu çok "cidddî" şu muhatapları var...

  • Orhan Ali YILMAZ

    11.3.2025 01:53:20

    "Maatteessüf, benim ile şu zamanın kıt'asında iştirak eden cümlesi; eğer, çendan, sûreten on üçüncü asrın evlâdıdırlar, fakat 'fikir' ve 'terakki' cihetiyle 'Kurûn-u vustâ'nın (Ortaçağ) yadigârlarıdırlar... Güya; muasırlarımız, üçüncü asrın nihayetinden onüçüncü asra kadar geçmiş olan asırların 'fihristesi' veyahut 'enmuzeci' veyahut 'melez' bir kavimdirler... Hattâ, bu zamanın çok 'bedihiyatı', onlarca 'mevhumat' sayılır..." Muhâkemât

  • Orhan Ali YILMAZ

    11.3.2025 01:33:10

    Cenab-ı Hakk, şu takdiri, hem de şu tarifi şu "imkânsız" şu hizmetinizi kabul eylesin, zayı' etmesin... Hem de, şu gelecek Ensâl-i Âtiye de, şu en sevaplı, hem de şu en değerli bir "numûne-i imtisal", hem de şu “numune”-i şu "ibret" eylesin... Olsun, varsınlar, sizin şu Muasırlarınız, şu sizi dinlemesinler, anlamasınlar... Ama şu Gelecek Nesiller var ya, şu Nesl-i Âtîmiz, hem de şu Nesl-i Cedîdimiz.. şu Saidler, Aliler, Hamzalar, şu Haticeler, Fatmalar, Zeynepler.. sizi, bu "paha biçilmez" şu "hizmetinizden" dolayı, şu bütün kuvvetleriyle, şu en yüksek ve de şu en büyük bir şu "arzû-yu hâhîşle" şu elleri çatlayıncaya, şu kulakları patlatıncaya dek, hem de şu "denk", o “desibelde” şu sizleri alkışlayacaklardır... Bundan, şu kesinlikle "emin" olabilirsiniz…

  • Hilal Düzdağ

    10.3.2025 02:02:23

    Bir sorum daha var: Bir yazar olarak okuyucularınızı tehdit etmek size yakışıyor mu?

  • Hilal Düzdağ

    10.3.2025 02:00:59

    Orhan ağabey bütün yorumlarınıza baktım. Nekrâ kelimesinin galat-ı meşhur olduğunu iddia etmiş ama asla bir açıklama yapmamışsınız. Nekrâ kelimesi nasıl galat-ı meşhur oluyor sorusuna cevap vermiyorsunuz. O zaman ben size iki soru soracağım: 1- Nekrâ kelimesi galat-ı meşhur değilse neden galat-ı meşhur iddiasında bulundunuz? 2- Nekrâ kelimesi galat-ı meşhursa neden bir açıklamasını yapamıyorsunuz?

  • Vasfi

    9.3.2025 14:45:36

    Beyefendi okuyucularınızı paylayacağınıza size gösterilen yanlışlarınızı düzeltiniz. Anadoluda hassaten kayseri civarında tüy dikmek diye bir tabir vardır ya öyle bir hal almasın mesele.

  • Orhan Ali YILMAZ

    9.3.2025 11:12:34

    Bakın, siz şu "anlamadığınızı" şu anlamışsınız işte.. Diğerlerinde o da yok... Hem de, şu gazetemizde şu "anlayabileceğiniz" düzeyde şu "başkaca" şu değerli yazılar da var, onlarla şu "hemhâl" olabilirsiniz...

  • A. Yılmaz

    9.3.2025 08:05:21

    Yorum yazan okuyucularına trol diyen yazar bize gerek değil. Ayıp ya hu

  • A. Yılmaz

    9.3.2025 08:02:55

    Yeni Asya gazetesinde objektif gerçekliği olan yazılar yayınlanmalı.yazarının kendi yankı odasında kendi saçma dünyasından neşet eden yazılar yayınlanmamalı.gitsin bloklarda yazsınlar. Yukarıdaki uslup ve yazının içeriği saçma zaten. Okuyana ne katkısı var.yazarım diye ortaya çıkanların egosunu tatmin yeri bu sayfalar olmamalı.

  • Arda Yıldız

    9.3.2025 06:45:53

    Bu gazetede yazarlar ve okuyucular sürekli etkileşim içindedir. Okuyucular haksız da olabilir. Bir müşteri mantığı ile illaki okuyucunun elinde oyuncak olun demiyoruz elbette. Ancak her okuyucu onur ve haysiyetine yakışacak asgari bir muhatabiyeti hak ediyordur. Sizden bu konuda hassasiyet bekliyoruz. Lütfen şu yazdıklarınızı bir çek edin ve üzerinde düşünerek tekrardan değerlendirin. Göreceksiniz çokça fevri tepkiler verdiğinizi anlayacaksınız. Yazar sayın Orhan Ali Yılmaz'ın dikkatine...

  • Arda Yıldız

    9.3.2025 06:40:57

    Bunları söylemek zorunda kaldığım için üzgünüm. Sizi severim. Şahsen de tanırım. Ancak bu gazetede yazmaya devam etmek istiyorsanız size daha aklı selim ve mütevazi bir üslup tavsiye ediyorum acizane. Yazınızdaki üsluptan önce şahsi üslubunuz bizim için çok daha ön planda çünkü. Hiçbir yazar okuyucusunu yok sayarak var olamaz.

  • Arda Yıldız

    9.3.2025 06:38:53

    Okuyucular size adam gibi ve her şeyden önce bir okuyucunun sahip olduğu eleştiri hakkıyla ifade etmişler ve şu şu şu kullanımından dolayı yazıdaki meramı anlayamıyoruz demişler. Afedersiniz ama siz ne yapmışsınız. Okuyuculara AVANE demişsiniz, cahil demişsiniz, ukala demişsiniz, cahil demişsiniz, zırva demişsiniz ve hakeza... Ve hatta argo arka metni olan laflar etmeye çalışmışsınız. Olmuyor hocam. Gittikçe batıyorsunuz bu konuda. Üslubunuzda sıdk ile devam etmek istiyorsanız dahi bir yolu yordamı var. Yazınızdaki üslubunuzu insanlara karşı üslubunuzu muhafaza ederek devam ettirebilirsiniz. Bu gazetede sadece siz eleştirilmiyorsunuz. Ama sadece siz bu şekilde üst perdeden hakaretvari cevaplar vermeye yelteniyorsunuz.

  • Arda Yıldız

    9.3.2025 06:32:33

    Bir yazıda haddinden fazla "şu" veya "bu" kelime, edat, sıfat vb. kullanılmaz. Kullanılırda anlatım bozukluğu olur. Sizin yazınızdan bir parçayı Ösym sınavına koysalar doğru cevap cevap gereksiz şu kullanımı cevap olur. Olmaz mı?

  • Arda Yıldız

    9.3.2025 06:29:13

    Fakat ama siz neden kendi yazılarınızı başta Kur'an-ı Kerim ve Risale-i Nurlar ile kıyas ediyorsunuz? Böyle bir kıyas batıldır. Yok hükmündedir.

  • Arda Yıldız

    9.3.2025 06:27:47

    Siz "Kur'an'da galat vardır" iddiasında bulunmuş ama delil getirememiştiniz. Şimdi de Risale-i Nurlar'da galat vardır demişsiniz ama ne aciptir ki yine delil getirememişsiniz.

  • Orhan Ali YILMAZ

    9.3.2025 06:16:48

    Hele o bahsettiğiniz şu "PAÇAVRALARINIZ" hele şu bir "yayınlanabilecek" şu "cesaret"de olsun da, onun şu sonrasında, şu neler olabileceğini, şu neler yapabileceğimizi şu biz oturup, şu gündem içi şu ciddi ciddi işte tam da o zaman düşünürüz... Su "aceleye" gerek yok...

  • Eda Gül Beyaz

    9.3.2025 00:25:05

    Orhan bey cerbeze yapmayı bırakınız lütfen. Nahit hocamız alanında ihtisas sahibidir. Bu konuda söz onundur. Siz ise hatanızı görüp düzeltme makamındasınız. Nahit hocama ve değerli Yeni Asya okuyucularına ettiğiniz hitapları size yakıştıramıyorum. Gerçekten yakışmıyor. Siz bu gazetenin yazarısınız. Bu şekilde nasıl yazmaya devam edeceksiniz? Hiç düşünmüyor müsünüz?

  • Nahit Topaloğlu

    8.3.2025 17:57:10

    Orhan Ali Yılmaz, Anlatım Bozukluğunu Nurlarda arama, kendi yazılarında ara. O kadar bol ki, Anlatım Bozukluğu serisindeki zikrettiği,m misallerin çoğu senin yazılarından. Hele Yanlış Edat kullanımı ile ilgili birkaç yazımın ikisindeki misallerin tamamı(sırasını bekliyor neşir için) senin yazılarından alınma. Nurlara çamur atacağına, acaba burada nasıl bir incelik var diye düşün, ona mesai sarfet. Zübeyir Ağabeyin Konferansta bu mevzuda söylediklerini de hatırla. Ağzını gazetede yazarken bile bozmaya başladığına göre senin yorumlarına cevap vermeyeceğim. Korkarım özelden yazdığın ağza alınmaz kepaze küfürlere gelecek sıra. Sana cevabım Furkan Suresi 72. âyettir.

  • İhsan yelalmaz

    8.3.2025 16:24:11

    Beyefendi çok şu şu şu kullanıyorsunuz ne dediğiniz anlaşılmıyor. Kimse söylememiş galiba.

  • Orhan Ali YILMAZ

    8.3.2025 12:02:26

    Öyleyse, alın size şu Risâle-i Nurlar'dan, hem de şu "ÜSTÂDIMIZ"dan, şu “SİZLERE” şu bir "ANLATIM BOZUKLUĞU" örneği, hem de şu LEMAÂT'ından: " ..... namında bir destan vardı. Onun ilahî tarzındaki tabiî nazmına rûhum ‘HOŞ-LA-NI-YOR-DU’..." Normal dildeki şu kurallı kullanımımız: Nazmın(d)a(n) rûhum hoşlanıyordu, değil mi şu “kurallı” şu Türkçemizde... Hadi bakalım, şu çok “UKALA” şu Nâhit Efendi ve şu kendilerince, şu çok bilmiş şu “AVANELERİ”... Hadi, bakalım, eğer şu “GÜCÜNÜZ”, hem de şu “CÜRET” ve de şu “CESARETİNİZ” eğer şu yetiyorsa, şu onu da, şu orijinal Osmanlıca şu nüshâda şu “aynen” böyle yazılı bulunan ve Üstâdımızın şu “Tedkîk”inden, şu aynen öylece geçmiş, bu ifadeyi de, siz, sizler, şu "Tashîh" edin ya da şu "Sehiv" olmuş, şu "Yanlış"lıkla öyle yazılmış, hadi deyiverin, şu deyiveriniz bakalım... Hadi bakalım… Hadi, Hodri Meydan!!!...

  • Orhan Ali YILMAZ

    8.3.2025 02:21:00

    Cenab-ı Hakk, şu takdiri, hem de şu tarifi şu "imkânsız" şu hizmetinizi şu kabul eylesin, şu zayı' etmesin... Hem de, şu gelecek Ensâl-i Âtiye de, şu en sevaplı, hem de şu en değerli bir "numûne-i imtisal", hem de şu şu “numune”-i şu "ibret" eylesin... Olsun, varsınlar, sizin şu Muasırlarınız, şu sizi dinlemesinler, şu anlamasınlar... Ama şu Gelecek Nesiller ya, şu Nesl-i Âtîmiz, hem de şu Nesl-i Cedîdimiz.. şu Saidler, Aliler, Hamzalar, şu Haticeler, Fatmalar, Zeynepler.. sizi, bu "paha biçilmez" şu "hizmetinizden" dolayı, şu bütün kuvvetleriyle, hem de şu en yüksek bir şu "arzû-yu hâhîşle" şu elleri çatlayıncaya kadar, şu kulakları patlatıncaya dek, hem de şu "denk", o “desibelde” şu sizleri şu alkışlayacaklardır... Bundan, şu kesinlikle şu "emin" olabilirsiniz…

  • Orhan Ali YILMAZ

    8.3.2025 01:54:26

    Lütfen, şu Üstadımızın şu Lemâât'ında şu"şiddetle" şu tenkîd, hem de şu "t"an" ve de şu "ironi" konusu ettiği şu "saçmalıkları" şu terk ediniz... Şu "CESEDİ" şu "LİBASA GÖRE" şu RENDELEYEN" şu "ŞUÂRÂ" olmaktan, ŞU ARA olsun, ne olur, artık, şu vazgeçiniz....

  • Orhan Ali YILMAZ

    8.3.2025 01:52:39

    "Özge" sözcüğü TDK sözlüğünde ve isimler sözlüğünde de açıklanmaktadır. TDK bu sözcüğü "başka", "başkalık" anlamında ele almaktadır. TDK'ya göre bu isim farklı, "diğer" ve "gayrı" anlamlarına gelmektedir. "Özge" ismi bazı yerlerde "yürekli" kimse anlamında kullanılır. Korkusuz, "gözü pek" ve "cesaretli" karaktere sahip kimseler "Özge" olarak anılır. İsmin analizinde bu değerler öne çıkmaktadır. Şu "BERA-YI MÂLÛMÂT" Şu çok "UKALA" geçinen, kendisini Türkçe konusunda şu "otorite"zanndeden, şu Lügatte "PEHLİVANLIK" düşkünü şu "NÂDÂN" ve de şu "BÎBEHRE" şu KİMSELERE şu DUYRULUR...

  • Orhan Ali YILMAZ

    8.3.2025 01:50:51

    Herkesin bir "derdi" var, durur şu "içerisinde"... Biz de, ben de, öyle zannediyorum, anlaşılan o şu ki; şu birilerine şu iyice, hem de şu "İRİCE" bir "DERT" olmuşuz anlaşılan... Hem şu epeyce "CİDDÎ", hem de "BÜYÜKÇE" bir "DERT" ki şu, şu "İÇİNDE" bir türlü kalamamış...

  • Tülay Erenzade

    7.3.2025 22:13:48

    Madem üslup ve şekil önemli değil ise Üstadımız neden yazdığı mektuplarda edebi bir kurala riayet edip hitapla başlıyor? (Örnek: Aziz sıddık kardeşlerim) Üslup ve şekil önemsiz diyen ve buna da Üstadımızdan delil getirenler üstadımıza büyük haksızlık ediyorlar.

  • Tülay Erenzade

    7.3.2025 22:10:51

    Yazmayayım dedim ama yazarın anlamsız ısrarına dayanamadım. Madem üslup ve şekil önemli değil, madem sadece muhteva önemli ise Üstadımız neden tashih yapıyordu o zaman?

  • Eda Gül Beyaz

    7.3.2025 18:32:48

    Orhan bey, Nahit hocamızın "zırva" larından bahsediyorsunuz. Ancak sadece bahsediyorsunuz. Buyrun somut olarak Nahit hocamızın "zırva" larından bir tane gösteriniz. Buyrun lütfen!

  • Orhan Ali YILMAZ

    7.3.2025 15:20:45

    Nahit Efendi’nin, şu "Nahiv Zirvaları"ndan, şu "Seçmeler" dinlediniz Değerli Okuyucularım... Eğer varsa şu "başkaca" bir "isteğiniz" şu "özel"den, şu hem de hiç çekinmeden, şu benim gibi, şu kendisine yazabilirsiniz... BERA-YI MÂLÛMÂT

  • Nahit Topaloğlu

    7.3.2025 14:57:00

    Orhan Ali, özge sözü hangi anlamlara geliyor diye laf çevirmene gerek yok. Kendi kullandığın ifadede (kendimize özge) hangi anlama geliyor: Başka. Yani "kendimize özge (başka) şu öznelliğimizi..." diyorsun. Oysa "Kendimize özgü (has)" denmeliydi. Bunun tartışılacak tarafı mı var? İnatla cevabında da "kendimize özge" diye tekrarlıyorsun. Herhangi bir lügatte veya makbul yazarda -e halindeki bir kelimeyle kullanılmış bir tane misal göstersene. Özge sözü ya yalın haldeki kelimeyle kullanılır ki bu takdirde sıfattır (Leylâ bir özge candır) veya -den halindeki kelimeyle kullanılır ki bu sefer de edattır. Bahsettiğin TDK sözlüğündeki Karacaoğlan'dan alınma misali olsun okumadın mı: "Benim Hak'tan özge sevdiğim mi var?" Özgü diyeceğine özge demiş sehiv yapmışsın. Mızrak çuvala sığmıyor. Bir defacık olsun "sehvetmişim" de. Bak nasıl rahatlayacaksın. Dene, korkma, emin ol acıtmayacak. Hadi...

  • Eda Gül Beyaz

    7.3.2025 14:38:29

    Eleştiri getiren kişi bir Edebiyat öğretmeni. Yazarın bu eleştiri karşısında Risale-i Nur talebesi nr yaparsa onu yapmasını beklemek bizim hakkımızdır. Ama sayın yazar Edebiyat öğretmenimizi küçümsüyor ve biraz ileri gidip ona hakaret ediyor. Yetmiyor okuyucusuna hakaret ediyor. Bu üslup bence hiç doğru değil ve hatta çok yanlış.

  • Eda Gül Beyaz

    7.3.2025 14:36:11

    Ahmet Yilmaz beyin ayrıca editör ne iş yapar, vazifesi nedir gibi bilgi eksikliklerini giderdikten sonra bu yorumlarını düzeltmesi gerekir. Okuyucular yazarın üslubunu eleştirmesin ama yazar okuyucuya "ukala" diyebilsin! Hem de Yeni Asya da...

  • Eda Gül Beyaz

    7.3.2025 14:33:14

    Ahmet Yülmaz beyin açıklamaları, "Risale-i Nurlar ve Üstadımız Bediüzzamman nasıl yanlış anlaşılır?" sorusuna ne güzel de örnek olmuş! Bir konu bağlamından bu kadar uzağa düşürülebilir mi? Bütün edebi sanatları çöpe atan bir Üstad imajı çizmiş. Üstadımızın ortaya koyduğu Eski Said dönemi eserlerini ve Risale-i Nurları hiç mi görmüyorsunuz? Hangi edebi sanatı katletmiş? Hangisini kullanmamış üstadımız?

  • Orhan Ali YILMAZ

    7.3.2025 14:27:33

    Herkesin bir "derdi" var, durur şu "içerisinde"... Biz de, ben de, öyle zannediyorum, anlaşılan o şu ki; şu birilerine şu iyice, hem de şu "İRİCE" bir "DERT" olmuşuz anlaşılan... Hem şu epeyce "CİDDÎ", hem de "BÜYÜKÇE" bir "DERT" ki şu, şu "İÇİNDE" bir türlü kalamamış...

  • Orhan Ali YILMAZ

    7.3.2025 08:02:26

    Ve, ben ne demişim şu yazımın şu sonunda: ... “Vardır her yiğidin bir yoğurt yiyişi” özdeyişinde şu “tersim”, hem de “tasvir” olunduğu üzere, bizleri şu birbirimizden “ayrı” bir birey, hem de “fert” yapan, şu her birimizi bize, şu kendimize “özge” ve de “biricik”, hem de “mümtaz” kılan, şu “öznelliğimizi”, belki de “bitirebilir” veyahut şu “istibdadı” veyahut şu “hegemonyası” altına alabilir… Bu da, zannediyorum, “başka bir yazının” konusu..."

  • Ahmet Yilmaz

    7.3.2025 07:39:00

    Esasen: Yeniasya Okuyucularımızın şu “tarafsızlık” imtihanı, hem de şu “istibdadı” üzerine... başlığı verilmeli buradaki üslûbperest yorumlara..

  • Orhan Ali YILMAZ

    7.3.2025 07:37:56

    "Özge" sözcüğü TDK sözlüğünde ve isimler sözlüğünde de açıklanmaktadır. TDK bu sözcüğü "başka", "başkalık" anlamında ele almaktadır. TDK'ya göre bu isim farklı, "diğer" ve "gayrı" anlamlarına gelmektedir. "Özge" ismi bazı yerlerde "yürekli" kimse anlamında kullanılır. Korkusuz, "gözü pek" ve "cesaretli" karaktere sahip kimseler "Özge" olarak anılır. İsmin analizinde bu değerler öne çıkmaktadır. Şu "BERA-YI MÂLÛMÂT" Şu çok "UKALA" geçinen, kendisini Türkçe konusunda şu "otorite"zanndeden, şu Lügatte "PEHLİVANLIK" düşkünü şu "NÂDÂN" ve de şu "BÎBEHRE" şu KİMSELERE şu DUYRULUR...

  • Ahmet Yilmaz

    7.3.2025 07:35:42

    Bazı editörlere kalsa bilinçli kullanılan "şu" tekrarlarını hemen kaldırırlar. Bu çok müstebidâne ve çok yanlış bir harekettir. Kesinlikle saygı duymak ve kendisine bırakmak zorundayız. Buna müdahale saygısızlıktır. Bilinçli bir tercih, ciddi bir ilim, saygıyı hakedecek bir emek var iken, benim buna karışma hakkım yok. Sadece talep edebilirim, rica edebilirim, tercih yine kendisinindir. Benim yazım değil ki, bu tercihe karışabileyim. Herkes bir kalıpta yazmak zorunda değil. Zor yazmak veyahut kolay yazmak arasında bir mecburiyet yok. Sadelik beladır, zarardır.. Belki bazı tekrarları tercih ederken önceliği sorgulanabilir, saygılı bir üslupla kendisine tercihi noktasında tavsiye veyahut kendisinden istekte bulunulabilir. Fakat bu tercih kendisinindir, zorla çıkarma hakkımız asla yoktur.

  • Ahmet Yilmaz

    7.3.2025 07:09:32

    Yetki olsa yayınlatmazdım, editorden geçmemeliydi diyenler elhak Üstad'a da müsaade etmezlerdi, bu üslupla yazamazsın gazetemizde derlerdi herhalde. Bu kadar üslûba, kışra kabuğa takılıp, şu hata bu yanlış şöyle olmaz böyle olmaz diye meşgul olana kadar azcıkta manayı konuşabilseydik keşke.. Nur talebelerinin ders aldığı eserle bu kadar ters bir duruma düşmesi ve böyle yorumlar yazması üzücü ve düşündürücü.. Şu'yu çok kullanmışsın, okuması zor oluyor diyen abi abla ve kardeşler, afedersiniz ama size ne? Ben yazarın onlarca yazısını okudum, bazen zihin jimnastiği yaptırıyor ve anlamak için zekayı, beyni, fikri, aklı, zihni, fehmi ve idraki kullanmak gerekiyor. Ve bence bu asla bir problem teşkil edecek bir mesele değildir. Yoksa bu nice okumaktır. İlkokul seviyesinde yazanlar da var, bu kadar tepki görmüyor. Yazının mahiyetini konuşmadan yapılan yorumlardan gına geldi kısacası...

  • Ahmet Yilmaz

    7.3.2025 06:58:55

    Şöyle devam ediyor: "Hattâ bir nükte-i zarafet için veya kafiyenin hatırı için, çok edib edebde edebsizlik etmeye şimdiden başlamışlardır. Evet lafza zînet verilmeli, fakat tabiat-ı mana istemek şartıyla.. ve suret-i manaya haşmet vermeli, fakat mealin iznini almak şartıyla.. ve üslûba parlaklık vermeli, fakat maksudun istidadı müsaid olmak şartıyla.. ve teşbihe revnak vermeli, fakat matlubun münasebetini göze almak ve rızasını tahsil etmek şartıyla.. ve hayale cevelan ve şaşaa vermeli, fakat hakikatı incitmemek ve ağır gelmemek ve hakikata misal olmak ve hakikattan istimdad etmek şartıyla gerektir."

  • Ahmet Yilmaz

    7.3.2025 06:58:46

    Şöyle devam ediyor: "Hattâ bir nükte-i zarafet için veya kafiyenin hatırı için, çok edib edebde edebsizlik etmeye şimdiden başlamışlardır. Evet lafza zînet verilmeli, fakat tabiat-ı mana istemek şartıyla.. ve suret-i manaya haşmet vermeli, fakat mealin iznini almak şartıyla.. ve üslûba parlaklık vermeli, fakat maksudun istidadı müsaid olmak şartıyla.. ve teşbihe revnak vermeli, fakat matlubun münasebetini göze almak ve rızasını tahsil etmek şartıyla.. ve hayale cevelan ve şaşaa vermeli, fakat hakikatı incitmemek ve ağır gelmemek ve hakikata misal olmak ve hakikattan istimdad etmek şartıyla gerektir."

  • Ahmet Yilmaz

    7.3.2025 06:58:39

    Yorumlara esefle okudum. Nurlardan ders alan bir okur kitlesi, eline Muhakemat'ı alsa, şu dersimizi tekrar okusa yeridir: Unsuru'l-Belâgat بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اَلطَّيِّبَاتُ لِلّٰهِ وَ الصَّلَوَاتُ عَلٰى نَبِيِّهِ İkinci Makale Belâgatın ruhuna taalluk eden birkaç mes'elenin beyanındadır. (.....) lafızperestlik bir hastalıktır, fakat bilinmez ki hastalıktır... Tenbih: Lafızperestlik nasıl bir hastalıktır.. öyle de; suretperestlik ve üslûbperestlik ve teşbihperestlik ve hayalperestlik ve kafiyeperestlik şimdi filcümle, ileride ifrat ile tam bir hastalık ve manayı kendine feda edecek derecede bir maraz olacaktır.

  • Nahit Topaloğlu

    6.3.2025 14:39:55

    Neslihan Meşe kardeşim, Bana sorduğunuz sorunun cevabı açık. Elimde yetki olsa kesinlikle Türkçe katliâmı numunesi bu yazıları yayımlatmam, Nur'un nâşir-i efkârı olan gazetemize hiç yakışmıyor. Küfr-i inâdî diye bir ifade var ya. İnadın ilacı yoktur. Hani Efendimiz bir işaretiyle kameri şak etmiş; inatçı müşrikler "Yetim-i Ebu Talib'in sihri semâya da tesir etti." demişler. "Kendimize özge" ifadesi bozuktur internet portalinde düzelttir, diyorum. Ama hâlen duruyor. "Allah razı olsun, tashih ettiriyorum." demek yok. Geveleyip duruyor. Sırada bekleyen "Anlatım Bozuklukları" serisinde verdiğim örneklerin çoğu da zaten bu yazarın sehivlerinden alınma. Aklına estiği gibi yazıyor maalesef. Geri vitesi bozuk arabanın geri gitmesini talep beyhudedir.

  • Orhan Ali YILMAZ

    5.3.2025 09:17:45

    Allah, hizmetinizi kabul eylesin, şu gelecek Nesl-i Âtiye'de şu "numûne-i imtisal", hem de şu şu numûne-i şu "ibret" eylesin... Olsun.. varsınlar şu Muasırlarınız sizi anlamasınlar... Ama şu Gelecek Nesil, şu Nesl-i Âtî, sizi bu "paha biçilmez" şu "hizmetinizden" dolayı şu "arzû-yu hâhîşle" şu elleri çatlayıncaya denk şu sizleri şu alkışlayacaklar... Bundan "emin" olabilirsiniz...

  • Neslihan Meşe

    5.3.2025 00:05:55

    Sayın Nahit hocam siz edebiyat hocasısınız. Şu şekilde yazı bir derginin editöründen geçip yayınlanabilir mi? Yayınlanır derseniz ben sayın yazardan özür dileyip eleştirilerimi geri çekeceğim.

  • Neslihan Meşe

    5.3.2025 00:04:00

    Sayın yazar vermiş olduğunuz cevaplar okunmuyor. Okunsa da anlaşılmıyor. Muhtemelen ne demek istediğinizi sizden başka anlayan yok. Şu şu şu şu şu'lar ve büyük-küçük harf yazım tercihi büyük bir garabet aslında. Lakin farkında değilsiniz. Beynimizin işleyişine aykırı duruyor. Boşuna cevap yazıp yorulmayın.

  • Nahit Topaloğlu

    4.3.2025 13:50:41

    O.Ali Yılmaz 2) Şapka Deyip Geçmeyin 5’te “Bir şey bütün elde edilmezse bütün bütün elden kaçırılmaz, buyuran Üstâda tebaiyetle…” ifadelerim için beni aramıştın. “O ifadenin Arapçası şudur, sen yanlış tercüme etmişsin. Doğrusu şöyledir…” demiştin. “Kardeşim ben tercüme etmedim, Üstad öyle demiş, Nurlardan alınma o cümle” dememe rağmen “Yanlış da yanlış” diretmiştin o ifade için. Üstatta (hâşâ) hatâ var; sende yok.Yahu bu nasıl bir inattır; şapka çıkartılır. Yapay zekâ verileriyle Üstad’ı yalanladığını; yazılarını M.Tetkik’te eleştirenleri “yapay zekâ kadar zekânız olsun” diyerek tezyif ettiğini de unutmuşsun ki şimdi yapay zekâ hakkında daha makul açıklamalar yaparak “bizi istibdadı altına alabileceği”ni söylüyorsun. Bravo.

  • Nahit Topaloğlu

    4.3.2025 13:49:10

    O.Ali Yılmaz 1) Emirdağ 2’de "kusurumuzu hakiki olarak gösterenlerden memnun olduğumuzdan..." diyor Üstad. Yazınızda kesin anlatım kusuru olan “kendimize özge” ifadenizi duyurmuştum. İnternet portalinde düzeltirsin belki diye. Nasıl düzeltileceğinin ipucunu da vermiştim: ”özgü ile özge karıştırılmış.” diyerek. Siz, sehvinizi düzelttirmek yerine eleştirenlere “trol” diyerek iftira atmıştınız. Hatalı ifaden, hâlâ duruyor. Üstad tahtiecilerden bahsederken “Mezhebim haktır; hatâ ihtimali var. Başka mezhep hatâdır; sevâba ihtimali var.” diye özetliyor ya, siz bir tık daha atlamış gibisiniz: “Mezhebim haktır; hatâ ihtimali yok. Başka mezhep hatâdır; sevâba ihtimali yok.” Malümatına aykırı bir şeyi Üstad da söylese o cümlede hatâ var, çünkü senin dediğine uymuyor.

  • Orhan Ali YILMAZ

    4.3.2025 09:48:04

    Ve, artık, şu çoktandır şu “KABAK TADI VERMİŞ”, hem de şu “MİLLET”i, “ÖZELLİKLE” de şu “OKUYUCULARIMIZI”, şu “ÇOKTANDIR” şu “YORMUŞ”, şu “BIKTIRMIŞ”, hem de şu "BEZDİRMİŞ", şu anlamsız şu “HEZEYAN”LARINIZ’dan, hem de şu mantıksal tutarlılık bakımından şu “SAFSATA”LARINIZ’dan “ARTIK” şu “VAZGEÇİNİZ”… Şu “BOŞ”a, şu “BOŞ” yere, şu “BOŞU BOŞUNA” şu “EN BÜYÜK” şu” AKINTIYA” karşı, şu “KÜREK” çekmeyiniz, “ŞU” çalmayınız… Şu “BOŞU BOŞUNA”, hem şu “KENDİ KENDİNİZİ”, hem de şu “BİZLERİ” şu “BOŞUNA” şu “YORMAYINIZ”…

  • Orhan Ali YILMAZ

    4.3.2025 09:45:43

    Herkes, ama şu “herkes”, sadece şu "kendi” işine baksın... Herkesin, şu “haddini”, hem de şu “maksadını” şu “çoktan” şu” aşmış”, şu “gereksiz” şu "algısı”da, lütfen, şu "kendisinde" kalsın... Şu “siz”in de... Şu "sizler"in de... Artık, şu "öküzün" altında, şu hiçbir "buzağı", şu ne olur, şu kalmasın... Hem de, artık, bırakınız; bu "boş", hem de şu "beleş" işleri... Lütfen, şu “sadece”, hem de şu “yalnızca”, şu "muhteva"dan bahsediniz... Varsa eğer, şu “elle tutulur”, hem de şu “gözle görülür”, şu “mâkul”, hem de şu “mantıklı” bir “eleştiriniz”, lütfen, şu” yalnızca”, hem de şu “sadece” onu ediniz…

  • Orhan Ali YILMAZ

    4.3.2025 04:06:29

    Herkes, ama şu “herkes”, sadece şu "kendi” işine baksın... Şu haddini şu “çoktan” şu” aşmış” şu “gereksiz” şu "algısı” da şu "kendin"de kalsın... Şu “siz”in de... Şu "sizler"inde.... Artık, şu "öküzün" altında, şu hiçbir şu "buzağı" kalmasın... Bırakınız; bu "boş", hem de şu "beleş" işleri... Lütfen, şu “sadece” ve şu “yalnızca” şu "muhteva"dan bahsediniz... Varsa, şu “elle tutulur”, şu “gözle görülür”, şu “makul”, hem de şu “mantıklı” şu bir “eleştiriniz” lütfen, şu” yalnızca” hem de şu “sadece” onu ediniz… Şu “BOŞ”a şu “BOŞ” yere, şu “BOŞU BOŞUNA” şu“KÜREK” çalmayınız… Şu “BOŞU BOŞUNA” da şu “KENDİ KENDİNİZİ” şu “YORMAYINIZ” diyorum…

  • Orhan Ali YILMAZ

    3.3.2025 23:27:22

    Herkesin bir "derdi" var; durur şu "içerisi"nde...

  • Neslihan Meşe

    3.3.2025 14:43:34

    Bu yazının bu haliyle editörden geçmesi sorgulanmalı. Editör kendi özel dergisinde bu yazıyı yayımlar mıydı? Mesela yazıda "Tersi de olsa, yine şu mutlak “yanlış” kabul edilir…" cümlesindeki "şu" fazladan kullanılan bir edattır ve anlatım bozukluğudur. Türkiye'de bu cümleyi şu haliyle kuracak bir edebiyatçı yok. Mesele "şu" kullanmak değil. Yerli yerinde kullanmak ve edebi kaidelere riayet etmektir. Yazar savunusunda Said Nursi "şu" kullanmıştır diyor. Said Nursi hangi makamda kullanmıştır peki? Said Nursi'nin kullandığı "şu" yerli yerindedir. Ama şu yazıları okuyan herkesin ifade edeceği gibi "şu" kullanımı fazladır ve anlatım bozukluğuna sebeptir. Sayın editöre duyurulur.

  • Eda Gül Beyaz

    2.3.2025 22:29:11

    Sayın yazar Nahit hocamızın haklı ikazına geleneği olduğu üzere konu ile alakası olmayan cevaplar vermeye çalışmış. Esasında cevap vermemiş konuyu başka dala çekmiş. Konuyu başka dala çekmek için algı operasyonu yapmış. Ne diyelim. Ne desek boşlukta yankılanıp yine kendi kulağımızdan öteye yetişmiyor sesimiz.

  • Orhan Ali YILMAZ

    2.3.2025 21:51:25

    Yazarımız Orhan Ali YILMAZ diyor ki: Filozof diyor ki, "Şu "Güneş" altında, şu "söylenmedik" bir "söz" yoktur; "fark", yalnız, şu "üslûb-u beyan", hem de şu "İfade-i Eda" iledir..." Binlerce; şu kadar filozof, yüzlerce; şu kadar "Felsefî ve Edebî Akımlar"; onun, şu onların, şu "en az" şu "bir kaç misli kadar", şu kadar şâir, hem de onun "bir kaç misli" kadar, şu kadar, şu yazarlarımız, şu "pek çoğu" şu "çoğu zaman", hep, şu "aynı şeyi", hep, şu "aynı şeyleri" söylemişler ki... Hem de, şu Âlimler'imiz, bir de şu Düşünürler'imiz... Hatta..hatta şu "ÜSTÂDIMIZ"... Peki; na'pçaz, şu biz şimdi... Ezcümle: "Üslûb-u Beyan", şu "Âyine-i İnsan" ya da, şu "Ayniyla İnsan" vesselâm...

  • Orhan Ali YILMAZ

    2.3.2025 16:06:48

    https://chatgpt.com/share/67c3f12a-c744-8012-ac1a-f16d70f957dc Eğer şu "Yorum" olacaksa.. işte, tam da şu "böyle" olmalı vesselâm...😎 Şu "en azından"...😎😎😎

  • Orhan Ali YILMAZ

    2.3.2025 15:59:14

    Ahmet kardeşimize... ŞU "hakkaniyetli", hem de şu "insaflı" yorumunuz için sizlere şu "TEŞEKKÜR" ediyorum... Şu gönüllü Trollüğe soyunan şu "HEZEYANVÂRÎ" şu yorumlar yazan şu "ism-i mahfûz" şu "TROLLERİMİZE", şu az da olsa, şu "BİLMEDİKLERİ" şu ŞU" hadlerini "İNŞAALLAH" şu bildirmiştir diye şu "ZAN", hem de şu "KANAAT" ediyorumvesselâm...

  • Ahmet Yilmaz

    2.3.2025 07:27:48

    Üslup, tarz, beyan tercihi, ifade şekli özgürlüğü diye bir şey olsa gerek.. Maşallah yazının mahiyetine bir tane bile yorum yazmayıp, kabukla uğraşan bir ahali benim gazeteme yakışmıyor. Orhan Ali beyin bahsettiği yapay zekanın bizi tek bir kalıba çekmeye çalışması tesbiti çok mühimdir. Yapay zeka ile bir süre meşgul olduysanız bu handikapı farkedebilirsiniz. Çok önemli ve değerli bir tesbit. Zira kuru övgüler ile aaa nasıl biliyor herşeyi, aaa ne kadar akıllı, aaa bu kadar dil biliyor şaşkınlığı ile bizler kullanım alışkanlığımızı arttırırken, kaybettiğimiz şeyleri göremiyoruz. O yüzden bu hatırlatma ve farkındalık için sayın yazara teşekkür ederim. Bu konuyu biraz daha irdeleyip Nurlar tefekkürüyle analizlerinin devamını bekliyorum.

  • Adem Akdeniz

    2.3.2025 06:16:56

    Şu fikir şu efkar şu meydanına şu çıkan şu yazarların şu tenkitlere şu açık şu olması şu alemin şu muktezası şu gereğidir.

  • Adem Akdeniz

    2.3.2025 06:11:52

    Şu yazarın, şu yeni asya şu okurlarına şu şekilde şu "trol", şu "troller" şu şeklinde şu hitabı şu mübarek şu günlerde şu hiç şu yakışmamış.

  • Orhan Ali YILMAZ

    2.3.2025 06:02:06

    Hem de bütün bu -sözüm ona'- şu "yorumlar"dan anlaşılan o ki, şu benim şu yazımın sonunda şu dile getirmiş olduğum, şu belirtmiş olduğum endişemde demek ki ne kadar haklıymışım meğer... Ne kadar haklı... Birileri, bu "hegemonya"ya, şu "istibdad"a şu "yardım etmek için" şu "Yapay Zekâmız"dan daha ziyade, şu "canhıraş" şiddetinde, şu daha şu"dünden" şu "gönüllüler" demek ki... İşte, bütün bu "saçmalıklar"dan, şu "yegâne" şu anlaşılan, daha doğrusu, şu "ANLAŞILAMAYAN", şu asıl konu şu "anlaşılan" şu o ki şu demek ki... Üç nokta...

  • Orhan Ali YILMAZ

    2.3.2025 05:47:09

    Lütfen, şu Üstadımızın şu Lemâât'ında şu"şiddetle" şu tenkîd, hem de şu "t"an" ve de şu "ironi" konusu ettiği şu "saçmalıkları" şu terk ediniz... Şu "CESEDİ" şu "LİBASA GÖRE" şu RENDELEYEN" şu "ŞUÂRÂ" olmaktan, ŞU ARA olsun, ne olur, artık, şu vazgeçiniz....

  • Orhan Ali YILMAZ

    2.3.2025 05:09:49

    Hem de bütün bu -sözüm ona'- şu "yorumlar"dan anlaşılan o ki, şu benim şu yazımın sonunda şu dile getirmiş olduğum, şu belirtmiş olduğum endişemde demek ki ne kadar haklıymışım meğer... Ne kadar haklı Birileri bu "hegemonya"ya, şu "istibdad"a şu etmek yardım etmek için şu "Yapay Zekâmız"dan şu daha ziyade şu dünden gönüllüler... İşte, bütün bu saçmalıklardan, şu yegâne şu anlaşılan, daha doğrusu, şu "ANLAŞILAMAYAN", şu asıl konu şu anlaşılan o ki... Üç nokta...

  • Nahit Topaloğlu

    2.3.2025 00:59:45

    "Kendimize özge" ifadesinde anlatım bozukluğu var, diye ikaz ettik sayın yazar. "Tamam, internet portalinde olsun düzelttiriyorum." gibi bir açıklamanız yok. Eleştirenleri trollükle suçlama saygısızlığı yerine makul açıklamanız varsa onu yapın. Bir cevabınız yok mu? Meselâ "Şu galât-ı meşhur şu lügat-i fasihden şu evladır. " şu gibi şu bir şu açıklama şu yapmadınız şu "kendimize özge" şu için. Bir tavsiyede bulunayım: Bundan sonra yazılarınızın başına o yazınızda gereksiz yere kaç şu kullanacaksanız ilk önce o kadar şu'yu peşpeşe yazın; şu, şu, şu, şu, şu... diye. Ondan sonra da yazınızı şu'suz şekilde devam ettirip anlaşılır kılın. Başa değil de hepsini yazının sonuna da koysanız olur "şu, şu, şu, şu, şu, şu... " şeklinde.

  • Nur Said

    2.3.2025 00:02:06

    Orhan kardeşim, bari yorum yazarken "şu" tekrarını yapmayınız... Size yorum yapan olumlu yahut olumsuz eleştirilerde bulunanlara troll demeniz de hiç hoş değil..

  • Orhan Ali YILMAZ

    1.3.2025 23:21:33

    Ezcümle: "Üslûp meratibi, pek mütefâvittir.... Bazan, o kadar latîf ve rakîktir ki, nesîm-i seherden daha âheste eser... Bazan, o kadar gizli oluyor ki, bu zamanın harbinin diplomatlarının desâis-i harbiyelerinden daha mestûrdur... Bir diplomatın kuvve-i şâmmesi lâzımdır, tâ istişmâm edebilsin..." vesselâm... Muhâkemat,'dan, şu Unsuru'l-Belagat'dan, şu Üçüncü Nükte...

  • Orhan Ali YILMAZ

    1.3.2025 23:11:36

    Hatta.. hatta şu Üstâdımız bile, şu "FARKLI" şu "ÜSLÛP"larla, şu Risale-iNurlar’da.... Yoksa; "şu" yanılıyor muyum... Peki; öyleyse; na'pçaz; şu biz şimdi... Ezcümle; ben, baştan beri, asıl vurgum o ki, ve de "ŞU"nu diyorum ki: "Üslûb-u Beyan", şu "Âyine-i İnsan"; ya da şu "Aynıyle" şu İnsan" vesselâm...

  • Orhan Ali YILMAZ

    1.3.2025 23:08:01

    Yazarımız Orhan Ali YILMAZ diyor ki: Filozof diyor ki, "Şu "Güneş" altında, şu "söylenmedik" hiçbir "söz" yoktur; "fark", yalnız, şu "üslûb-u beyan", hem de şu "İfade-i Eda" iledir..." Binlerce; şu kadar filozof, yüzlerce; şu kadar "Felsefî Akımlar"; onun, şu onların, şu "en az" şu "bir kaç misli kadar", şu kadar şâir, hem de onun "bir kaç misli" kadar, şu kadar, şu yazarlarımız, şu "pek çoğu" şu "çoğu zaman", hep, şu "aynı şeyi", hep, şu "aynı şeyleri" söylemişler ki... Hem de, şu Âlimler'imiz, bir de şu Düşünürler'imiz... Hatta..hatta şu "Peygamberlerimiz"... Peki; na'pçaz, şu biz şimdi... Ezcümle: "Üslûb-u Beyan", şu "Âyine-i İnsan" ya da, şu "Aynıyla İnsan" vesselâm...

  • Orhan Ali YILMAZ

    1.3.2025 19:39:21

    Şu "Trole" şu "Trollere" aslında şu "ihtiyaç" yok sanırım... Şu içimizden şu "Birileri" o görev için şu "dünden" hazırlıklı.. o görevi şu "gönüllü" üstlenmiş gözüküyorlar...

  • Orhan Ali YILMAZ

    1.3.2025 19:33:13

    Herkesin bir derdi var; durur içerisinde...

  • Nur Said

    1.3.2025 19:24:19

    Yazarımızın kendine has bir yazısı var. Bu konuda kendisi bir çok kez ikaz edildi ama ne yazık ki devam ediyor. Kendisi buna "şu" üslubu diyor. Hâlbuki üslub bambaşka bir mevzudur ve "şu" üslubu diye bir üslub yoktur. Buna "Şu" tekrarı desek daha doğru olur. Şu tekrarından dolayı da yazının ahengi bozulmakta ve dikkat dağılmaktadır. İnşaallah yazarımız bu konuda hassas olacaktır zira kendisini iyi yetiştirmiş bir kardeşimizdir.

  • Asil Özer

    1.3.2025 15:17:34

    Şimdiye kadar gazetemiz de okuduğum en kötü yazı olabilir. Böyle bir yazı nasıl olurda onaylanır ve yayınlanır? Anlamıyorum.

  • İrfan Candan

    1.3.2025 15:15:13

    Yazıdan hiç bir şey anlamadık. Daha önce yeni asya gazetesinde böyle kötü bir yazı okumamıştım

  • Hayri Bolulu

    1.3.2025 14:54:08

    şu Güzel şu Yazı şu Olmuş.

  • Said Yazar

    1.3.2025 07:13:34

    Tebrikler, harika bir yazı olmuş.Devamını bekliyoruz

  • Nahit Topaloğlu

    1.3.2025 05:53:20

    "şu kendimize 'özge' ve de 'biricik', hem de 'mümtaz' kılan, şu 'öznelliğimizi'..." "kendimize özge" ifadesi anlatım pürüzü taşıyor; "özge" lafzını -yönelme (-e) halindeki sözlerle kullanamayız. Sanırım "özgü" ile "özge" karıştırılmış.

  • H. Huyut

    1.3.2025 01:16:07

    Şu yazarın şu makalesinin şu cümleleri içinde geçen şu kelimeleri şu kokuşmuş şu bozulmuş şu kabağın şu tadını vermektedir

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı