Peygamberimiz (asm) ve daha önce gelen yüz yirmi dört bin peygamber insanlara yol gösterici, uyarıcı, Cennetle müjdeleyici, Cehennemle korkutucu olarak Allah tarafından gönderilen elçilerdir. İnsanlar buna iman etmekle mükelleftir. Müslümanım diyen her insan bu iman esaslarına inanır.
Nisa Sûresi 136. âyet bizlere iman esaslarını öğretmektedir.
“Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur.” (Mealen)
Biz iman edenler Allah tarafından gönderilen başta Kur’ân olmak üzere bütün kitaplara, peygamberlere ve iman esaslarına iman ediyoruz, inanıyoruz.
Allah vardır ve birdir. Hz. Muhammed (asm) onun kulu ve elçisidir. Ölüm haktır. Cennet ve Cehennem haktır. Biz öldükten sonra kabir yoluyla, sonsuz ahiret hayatında ebedî saadete kavuşacağız. Biz bu imanla yaşıyoruz, bu imanla öleceğiz ve tekrar dirileceğiz.
İnsanlar ölüm sonrasında hesaba çekildiğinde iyiler, iman edenler mükâfatını; kötüler, inkâr edenler cezalarını çekeceklerdir.
Misafir olarak dünyaya gönderilen insanlar kendi hallerinde kalıp, bu insanlara bir yol gösterici tayin edilmeseydi, doğru ve yanlış nedir bildirilmeseydi bugünkü toplum düzeni ve sosyal hayat bu seviyede olmaz, kavgaların sonu gelmezdi.
Mukaddes kitaplar ve peygamberlerin insanlara öğrettikleri terbiye sayesinde bugünkü toplum düzeni ahenk içinde devam etmektedir.
Dünya ve ahiret saadetinin kaynağı, Allah’a iman ve itaattir. Bu sebeple bütün insanların iman etmelerini, dünyada ve ahirette mutlu olmalarını âlemleri yaratan Rabbimizden niyaz ediyoruz.