"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Belâlara karşı

H. Muharrem OKUR
05 Nisan 2025, Cumartesi
H. MUHARREM OKUR - ARDA BİLİK

İnsanlık yaratıldığından beri fıtrî istidatlarını geliştiren, imtihan vesilesi olan ve daha pek çok hikmetleri bulunan problemler çevresinde bulunmuştur. Özellikle medeniyetlerin gelişmesiyle benzer tehditler insanlığı hep meşgul etmiştir. Örneğin afetler, veba (bulaşıcı hastalıklar), kıtlık, savaşlar yüzyıllardır değişmeyen problem ve tehditlerden bazılarıdır. 

Fen ve sanatın ilerlemesiyle teknolojik imkânların yaygın kullanımı bu tehditleri bir yere kadar durdursa da acz-i insanî ve fakr-ı insanî hiç değişmemiştir. Büyük savaşlar, yangınlar, seller ve depremlerle yere serilebilen insan, yine mikroskobik bir virüsle ya da bakteriyle yere serilmiş... 

Kendisine karşı olan bu dahilî ve haricî tehditlere karşı elbette Yaratıcısından insana ulaşan pek çok mesajlar var. Bu mesajları topluma ulaştırmakla vazifeli olan başta peygamberler ve her asırda, o asrın niteliklerine göre bu mesajları idraklere uygun şekilde sunan müceddidler gelmişler. Bu mesajlara kulak vererek uygulayan medeniyetler gelişimlerini müsbet olarak sürdürürken; uymayanlar ise maddî-manevî problemlerle boğuşup durmuşlar. 

Asrımızın Kur’ân tefsiri Risale-i Nurların müellifi Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri de yaşadığımız bütün bu tehditlerden ve problemlerden kurtulmanın reçetesinin Kur’ânî hakikatleri yaşamak olduğunu delilleriyle pek çok yerde sunmuştur. Bunu; “Mariz [hasta, dertli] bir asrın, hasta bir unsurun, alil bir uzvun reçetesi ittiba-i Kur’ân’dır. [Kur’ân’a tâbi olmaktır]”1 veciz ifadesiyle de belirtmiştir.

Yine Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri'nin yaşadığı süreçte yani günümüze çok yakın bir zamanda toplumumuz salgın hastalık, savaş, kıtlık gibi tehditlerle karşılaşmış. Risale-i Nur’un bu tehditlere karşı fonksiyonuyla ilgili olarak Üstad: “Risale-i Nur, bu Anadolu memleketine belaların def'ine ehemmiyetli bir vesiledir. Sadaka nasıl belayı def ediyor, onun intişarı ve okunması küllî bir sadaka nev'inde semavî ve arzî belâların def'ine çok emareler ve çok hâdiselerle tebeyyün etmiş. Hattâ Kur'ân'ın işaretiyle tahakkuk etmiş. Ve yazmasını ve intişarını men etmek zamanlarında dört defa zelzelelerin başlaması ve intişarıyla durmaları ve Anadolu'da ekser okunması, İkinci Harb-i Umumî'nin [İkinci Dünya Savaşı] Anadolu'ya girmemesine bir vesile olduğu…”2 şeklinde özetlemiştir. 

Yani Risale-i Nurların okunması ve neşredilmesi büyük bir sadaka hükmüne geçtiğinden afetlere karşı siper olduğu gibi koca bir savaşın memleketimize girmesine engel olmuştur. 

Malumunuz sadaka sadece para ve mal ile değil ilim ile de olur. Bir kişinin imanını kurtarmak midesini doyurmaktan ne derece büyük bir kıymetteyse Risale-i Nurların neşri de o kıymette büyük bir sadaka hükmüne geçmektedir. Dolayısıyla yanı başımızdaki tehditlerden, afetlerden, umumî musibetlerden kurtulmanın yolu Risale-i Nurları her zamandakinden daha fazla okumaktan ve her alanda ve her kesime neşretmekten geçiyor. Savaş tehdidinden de, türlü belalardan da Risale-i Nurlarla memleketimizin muhafazasına vesile olabiliriz.

Dipnotlar:

1-Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, s. 551.

2-Emirdağ Lahikası, s. 61.

Okunma Sayısı: 251
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı