Bir adamın çamur içinde raksettiğini gören ecnebî seyyah merak ile sordu: "Ne yapıyorsun?"
"Kerpiç çamuru karıyorum?” “Ne çamuru?” “Fânî dünya; üç beş kuruş bundan kazanıyorum!"
"Peki, sırtındaki tulum nedir?" "Çamuru kararken, nasıl olsa zıplayacağım. Böylece yoğurdu yayıklıyorum! Eh, fânî dünya, birkaç kuruş da bundan; ne yapalım fânî dünya!"
“Başındaki kukuletanın püskülü neden uzun ve sallanıyor!” “Burası ekin tarlası; havaya zıplarken püskülle kargaların zarar vermesini engelliyorum. Fânî dünya, üç-beş kuruş da bundan kazanıyorum."
"Peki, dudaklarını oynatıp, bir şeyler mırıldanıyordun?" "Hazır bu işi yaparken boş durmayayım, ezbere bildiğim Yasin, Haşir, Bakara surelerinden ve dualar okuyorum, ne yapalım, dünya fânî!"
"Ya bir de bâkî olsaydı daha neler yapardın kim bilir?"
Evvela, tevekkül ve çalışmayı doğru anlamak gerekir: ”Daire-i esbabda iken tevekkül etmek, bir nevi tembellik ve atalettir [uyuşukluktur]”1
İki: "İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır!"2
Üç: Teşrik-i mesâi (işbirliği) ve taksim-i a'mâl (iş bölümü) ile bir sahada uzmanlaşmak.
Dört: “Mesailerin tanzimine ve mâbeynlerindeki emniyetin tesisine ve teavün düsturunun teshiline muhtaç…”3 oldukları şuuruyla hareket…
Beş: Birbirini kıskanıp rekabetle yıpratmaya çalışmamak: “Nasıl ki bir fabrikanın çarkları birbiriyle rekabetkârâne uğraşmaz, birbirinin önüne tekaddüm edip tahakküm etmez, birbirinin kusurunu görerek tenkit edip, sa’ye şevkini kırıp atâlete uğratmaz. Belki bütün istidatlarıyla birbirinin hareketini umumî maksada tevcih etmek için yardım ederler; hakikî bir tesanüd, bir ittifakla gaye-i hilkatlerine yürürler. Eğer zerre miktar bir taarruz, bir tahakküm karışsa, o fabrikayı karıştıracak, neticesiz, akîm bırakacak.”4
Hayallerden sıyrılalım: Adalet, güven, ilim, çalışma yoksa, maddî-manevî ilerleme de yoktur!
Dipnotlar:
1-İşârâtü'l-İ'câz, s. 28.; 2-Necm Suresi, 39.; 3-Lem’alar, s. 126.; 4-Age., s. 165.
*/*-