Üzerine -olumlu olumsuz- birçok mesellerin, şiirlerin, şarkıların, deyimlerin, sözlerin kaleme alındığı ve vasfı, saymakla bitmeyen bir insanî mukarenetin adıdır, dostluk.
Evvelâ: Gerçek dost ve âriflerin, zâhitlerin, hâmidlerin, gariplerin sevgilisi olan mutlak varlık, Allah. “O yâr ise, herkes yârdır.”1
Dünya hayatı ve yaşaya geldiğimiz münasebetler bakımından dost, birinin iyiliğini isteyen, onu gönülden seven; iyi görüşülen, sevilen, güvenilen; anlaşan, hâlden anlayan, samimi, yakın, ahbap, âşina kimsedir.
Sevgili, yâr, mâşuk, mâşuka, mahbûbe sıfatlarıyla ifade edilen dostluk ise, bir şeye düşkünlük gösteren, bir şeye aşırı bağlanan ve sevgi gösteren kimse manalarına gelmektedir.
“Dünyada dost gibi aziz, ihsan gibi leziz bir şey olmaz”2 deyiminden de anlaşılacağı üzere, dostluk, alınan satılan bir meta değil; bilakis, bir etkileşim, iz bırakan bir bağ; bir yakınlık miyarıdır.
Bunun içindir ki, Peygamberimiz (asm), “Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin”3 buyurmaktadır.
Çünkü, dost, bizi iyi yola öğütleyen; söylediği söz acı da olsa, insanın yararına söyleyendir.
Aynı zamanda, “dost dostun eğerlenmiş atı” olduğu; yani, gerçek dost, arkadaşının sıkışık ya da sıkıntılı zamanlarında yardımına koşmaya daima hazır olan kimse olduğu gibi; dost bilinen bir kimseden gelen kötülük de, insana, “dost kazığı” olabiliyor.
“Dost, kara günde belli olur” atasözü, bu manaları ifade etmektedir.
Boşa kürek çekmemek, “Yazıktır şu geçen ömre yazık / Bir dost bulamadım gün akşam oldu”4 deyip, ah vah etmemek için kiminle oturup kalktığına dikkat etmeli, insan.
Yine, Gönüller Sultanı Efendimiz (asm), dostluğun ehemmiyetini ifade etme makamında; “Yeryüzü sakinlerinden birini halil /dost edinseydim, muhakkak ki Ebu Bekir’i dost edinirdim” buyurduktan sonra, kendisini kastederek; “Lakin arkadaşınız Allah’ın dostudur”5 diyor.
Hâlık’ına halîl olmak ne büyük makam ne büyük saadet.
Dinine dost, dostuna post; gönlü güzel insanları dost edinmek, dostlar başına.
Bir insan, “dost” diyene cennet olmalı
Cennetin kokusunu onda bulmalı.
Dipnotlar:
1- Said Nursî, Mektubat, 477.
2- F. F. Tülbentçi, Türk Atasözleri ve Deyimleri, 152.
3- Ebu Davud, Edeb, 19, Tirmizi, Zühd, 45.
4- Kul Himmet, Büyük Türk Klasikleri, 6:14.
5-Müslim, Fedailu’s-sahabe, 6, 7.