24 Eylül 2013, Salı
İşkence ve kötü muameleye gösterilen sıfır tolerans her alanda uygulanmalı. Dün yapılan yanlışları nasıl eleştiriyorsak bugün yapılan yanlış uygulamaları da eleştirmeliyiz.
Güçlüye değil, haklı olana hak için destek olmalıyız. Susmakla ihale alınacaksa, tercihen iş yaptırılacaksa, kariyer hedefleniyorsa, yeni iş bağlantıları kurulacaksa olumsuzlukların vurgulanması çarpan etkisi yapacaksa, ekonomik anlamda sıkıntıya düşeceksek, minnet borcumuz susmakla ödenecekse, yapılan haksızlıkları kabul ediyorsak, karanlıktan şikayet etmeye hakkımız da yok. Sıfır tolerans, adamına göre muamele yerine hizmete en çok ihtiyacı olanı bulma noktasında hassasiyetimiz kaybolmuşsa buna da diyecek sözümüz yok.
Her fırsatta her kesimden kişiyle ikili diyaloglara girildiğinde siyasî çıkarları, makamı veya kariyer hesaplarını bir kenara bırakıp ülkemiz ve halkın geleceği adına fikirler önyargısız tartışılmalı. Ötekileştirmeden birlikte olunması konusunda kimsenin itirazı yok. Sorunlar tek tek sıralanıp adamına göre muamele noktasında uygulamalara bakıldığında fazla yol alamadık. Şikayet eden, edilen, arkadan iş çevirip durumu lehine çevirmeye çalışıp pazarlık konusu yapmamalı veya fişlenmemeli.
Kısmen herhangi bir konuda muhatap bulunabiliyor, ancak hizmet almanın gereğini yapma ve sorumluluğunu yerine getirme noktasında adamına göre mevzuatlar sıralanıyor. Bazen işini düzgün yapmak isteyen işini yapamaz, mevzuatlara takılı kalmayanlar işini çoktan hâlleder. Evrak sonradan gelir veya hiç gelmez bile. Hani hak hukuk, hani adaletli iş yapma gereği? Desteğimiz, çabamız çalandan çırpandan yana mı? Bu iş bir paket pirinç veya makarna işi değil..
Geçmişte yaşanan dışlanmışlığa bedel bugün bizler farklı olarak ne yapıyoruz? Bizden olmayana nasıl davranıyoruz? Cumhuriyet tarihi boyunca katledilen, cezaevlerine tıkılan, okula alınmayan, işsiz bırakılan, hor görülen, dışlanan, baskı dönemlerinde ötekileştirilen insanlar bugün yer mi değiştirdi? Farklı açılardan ötekileştirmeler yaşanıyorsa ne farkımız var?
Siyasetçi tarafından “Kimi memnun edip daha çok oy alırım” hesapları yapılıyor, o hesap üzerinden iş görülüyorsa, onun adamı bunun adamı deniliyorsa derdimizi kime anlatalım? Sanayiciler artık gayrimenkulcü oluyor. Üretim alanına dönük yatırımlar başka alanlara kaydırılıyor.
Nasıl bir sabaha uyanıyoruz? Yemek için mi, yaşamak için mi? Borçlar, daha fazla kazanma, kariyer hırslarımız mı kaldırıyor bizi? Yoksa sadece zilin sesine mi uyanıyoruz?
Mutluluğumuzu ne ile takas ettik veya etmeye hazırlanıyoruz? Hırslarımız, arabamız, daha büyük ev, kartına yazılan birkaç fazla unvan, kariyer, güç, daha fazla gelir, para... Bunlar için mi anlaşma yaptık, bunlar için mi rollere bürünüyoruz?
Akşam dinlenmeye çekildiğimizde yaptıklarımızdan dolayı kalbimizde ve vicdanımızda acı hissetmemek için neler yapıyoruz? Sorumluluk sahibi iken yaptığımız yanlış hareketlerden dolayı bile kendimizi ödüle layık görmek ağlanacak bir hâl değil mi? Başkalarının hakkını hukukunu muhafaza edemediğimizden dolayı, değil başkaları, kendimiz dahi affedemeyiz.
Birey olarak suçluyuz, çünkü iç dünyamızda muhasebe yaparken, ikili diyaloglarda bir araya geldiğimizde yanlış ve doğruda hemfikir oluyoruz. İç dünyamızda bunları yaşarken haricî âlemde de yaşamak, paylaşmak ve gereğini yapmak, yaptırmak gerekiyor. Allah’tan beynimizin yüzde birini kullanıyoruz. Hepsini kullansak acaba neler yapardık?
Adaletli iş yapma yaptırma anlayışımızdan taviz verdiğimiz sürece enerjimizi birleştirmeye değil, ayrıştırmaya, ötekileştirmeye harcamış oluruz. Yanlış yapan,da cesaret bulur, ödül bekler. Sonra da herkesin düşüncelerinin, zevklerinin, hayatı algılamalarının farklı olduğu ortada iken birbirimizi anlamamaktan şikayet ederiz. Hayatın her anının herkes için farklı yaşanması normal. Beş yıl önceki önceliklerimiz veya beğendiklerimiz bugün farklı olabiliyor.
Değerlerimize sahip çıkmak varken kaybedip de pişman olanlardan olmak küsmek, kenara çekilmek, kendimizi ifade edememek birlikteliğimize darbe vurur. İleride “Keşke şunu da yapsaydık düzelebilirdi” dememek için şimdi elimizden geleni yapalım. Zararımız olsa bile bunu pazarlık konusu yapmadan. Hak etmeyenin yanlışına bir tuğla eklememek en iyisi, vesselam...
Okunma Sayısı: 1449
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.