"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mazide ve istikbalde din ve siyaset

Ahmet BATTAL
04 Nisan 2025, Cuma
Türkiye’de din ve siyaset ilişkileri sürekli gerilim ve gelişme halinde.

Bu durum inkılapçı siyasetçinin dinî hayatı dönüştürme arzusuna karşı durmayı başarmış olan toplum dinamiklerinin dine dair taleplerinin canlılığından kaynaklanıyor.

Dinî talepleri kabul eden ve dinî hürriyetlerin önünü açan siyasetçinin bunu yapmaktaki saiki her ne olursa olsun, toplum rahatlıyor.  

Zaten devlet için aslolan, dinî hayatı, demokratik düzen gereğince bir hürriyet alanı olarak görüp gerilimi bitirmek. (Aslında bu konuda önümüzde bilhassa bazı Batı ülkelerinde ve AB’de iyi örnekler var).

***

AKP, 24 sene önce, “dini siyasete âlet etmekten vazgeçtik” diyen bir kısım Siyasal İslâmcıların demokrat kişiliklerle kurduğu bir koalisyon gibi başlamıştı. 

Bizler, baştan beri, parti içinde bu iki grubun pozisyonunun bir koalisyondan ya da merkez çevre dengesinden ziyade İslâmcı çelik çekirdek ile demokrat kabuk/kılıf ilişkisi şeklinde olduğunu görüp göstermeye çalışmıştık. 

Bugün gelinen noktada demokrat kabuk savruldu gitti ve haklılığımız anlaşıldı, ama iş işten geçti. Demokrasi düşmanı çelik çekirdek kadro dini siyasette -af buyurunuz- “tepe tepe” kullandı. Siyasetine âlet etti. 

Bundan hem demokratik siyaset, hem de din zarar gördü. 

Dinî cemaatlerin ve tarikatların güç ve itibar kaybetmesinin asıl sebebi bu. 

İtibarlı gibi görünen dinî grupların belki de en önemli itibar kaynağı iktidar. İktidara yakın durarak “yıkılmaktan kurtulacaklarını” sananlar oldu. Ama bugün artık herkesçe biliniyor ki iktidar şu ya da bu yönde el değiştirdiğinde “sakallı müteşeyyihlerin çakarlı araçları”yla sembolize edilen o sahte itibar da bitecek. 

***

Şimdi de CHP “yeni bir CHP” olarak ve yine çeşitli çevrelerin koalisyonu şeklinde ortaya çıkmaya ve iktidar elde etmeye çalışıyor. Elbette AKP-CHP geriliminden beslenerek.

Ve iki tarafça da siyasette başka bir alternatif yokmuş gibi gösteriliyor. 

Bu durum “ya ben ya din düşmanları” diyen AKP’nin topluma dayattığı gerilim siyasetinin ve onun sürükleyicisi durumundaki Başkanlık Sisteminin sonucu. 

Bu yeni CHP, belki de on beş senedir, bazen “ya ben yani demokratlar ya da saltanatçılar ve dini siyasete alet edenler” diyor, bazen de dini bir gerilim alanı olarak gören inkılapçılığını hortlatıyor. Aynen 24 sene önceki AKP’nin ikilemi gibi.  

Son mitinglerden birinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel AKP’yi fazla ciddiye alıp kendince AKP-CHP mücadelesinin tarihine işaret ederek şu talihsiz ifadeleri kullanmıştı: 

“Siz millî mücadele aleyhine bildiri yayınlayıp İngiliz uçaklarından attıran İskilipli Atıf’ın devamısınız, biz millî mücadeleye destek olan Ankara Müftüsü Rıfat Börekçinin yolundan gidenleriz.” 

Talihsizlik bilhassa şurada: 

Bu millet meseleye sadece “millî mücadele” olarak bakmıyor. Zira 1920’deki Ankara ile 1923’ten ve bilhassa 1926’dan sonraki Ankara arasındaki farkı biliyor. 

Bu millet için İskilipli Atıf’ın “Frenk Mukallitliği …” adlı kitabı da tek parti döneminin tek diyanet işleri başkanı Rifat Börekçi’nin dinin görünürlüğü (ve hatta neredeyse dinin kendisi) aleyhindeki inkılaplara fetvacılığı da başka bir mücadele ve gerilim alanının ürünü.

***

Dememiz o ki inkılaplarla ve tek parti dönemi ile yüzleşip hesaplaşamamış bir CHP’nin işi zor. 

Biz üçüncü yolun halen ve her zaman mümkün olduğuna inananlardanız. 

Demokratlar şeaire (bu memleketin İslâm memleketi olduğunu gösteren toplumsal dinî motiflere) taraftardır. İnkılapları tasnif etmeyi başarır. Demokrat damarı tutmak iddiasındaki bir CHP’nin her şeyden önce bunun farkına varması lâzım.  

Mesele, eşarp, sakal, şalvar ve fistan değildir. 

Mesele bütün türleriyle dinî rütbe alâmeti olan sarık ve onun ardındaki ilimdir.

Mesele İslâm sembolü olan tesettürdür. 

Mesele bunlara ve diğer şeaire Batı mukallitliği tesiriyle karşı çıkmak ya da din ya da demokrasi adına taraftar olmaktır. 

Okunma Sayısı: 1088
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • A. AYDIN

    4.4.2025 16:23:29

    Bir de "ÜÇÜNCÜ BİR YOL" meselesi var. "Biz üçüncü yolun halen ve her zaman mümkün olduğuna inananlardanız" denilmiş. Görünen o ki, içinde Anadolu'yu bütün renkleriyle barındıran ama bu renkleri baskın tek bir tona dönüştürmeyen (yani ideoloji düzeyine çıkarmayan), bu sebeple mevcut bütün siyasi oluşumların tek alternatifi ve dengesi olabilen AHRARLAR dediğimiz bu Üçüncü Yol, önüne konulan "ÇALIŞMA VAR" tabelasıyla sanki kapatılmış ve yönlendirme levhaları, her biri farklı bir İDEOLOJİYE çıkan başka yollara ayarlanmış. Sizin bu kadar net ve anlaşılır yazılarınızı okuyanlardan bile öyleleri var ki, arabayı AHRAR yolu önünde bekletmek yerine, aldatıcı oklar yönüne sürmeye devam ediyor. O yanlış yönlendirici oklar için de "Üstad koysaydı, böyle yapardı" diye iddia ediyor. Acayip bir zaman!

  • A. AYDIN

    4.4.2025 16:03:50

    Yine çok özenle seçilmiş kelimeler ve cesaretle ortaya konulmuş tespitler... Tebrikler Hocam! İçlerinde en ezber bozanı, bence şu cümle: "Bu millet için İskilipli Atıf’ın Frenk Mukallitliği adlı kitabı da, Rifat Börekçi’nin neredeyse dinin kendisi aleyhindeki inkılaplara fetvacılığı da başka bir mücadele ve gerilim alanının ürünü." Evet, her iki profili, ifrat ve tefrite örnek olarak göstermek cesurca bir tespit. Bu haklı teşhise itiraz edenlerin, vasatı bulmak için Üstad'ın şapka meselesinde -fetva noktasında- neler söylediğini bilmeleri gerek.

  • İhsan UÇAR

    4.4.2025 11:33:38

    " Şu an CHP'ye vurmak..." hayret mı hayret ! CHP mazisini inkâr etmiyor ki...İstiklâl Mahkemeleri, Şeyh Said, Dersim'i, Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey cinayetini olmamış kabul edeceğiz, öyle mi? " Kuru kuruya " helâlleşme" yi bile hazmedemefiler.Sözcü ve Cumhuriyet konoyu gündeme getirmekten uzak durdular. Bizim siyasi istikametimiz Üstadımızı gösterdiği yol ve tercihtir.

  • İhsan UÇAR

    4.4.2025 11:19:09

    Eyy DEMOKRATLAR ! Siyaset koltukta oturmaktan ibaret değildir.Hiç bir şey yapamıyorsanız Adapazarı'na gelerek Patates halinden, Kuyudibi mevkiine kadar yaya yürüyebilirsiniz meselâ...

  • İhsan UÇAR

    4.4.2025 10:54:47

    Ahmet Hocam, hakikaten, bilmediğim için soruyorum: DP, AP, DYP'nin devamı DEMOKRAT'lar nerede ?

  • Halil

    4.4.2025 10:35:49

    "Biz üçüncü yolun halen ve her zaman mümkün olduğuna inananlardanız." Üçüncü yol muhaldir!!! Kim demokrasi tarafında duruyor kim otoriter dikta rejimini uyguluyor, kim hürriyeti adaleti özgürlükleri ve AB kriterlerini savunuyor, kim baskı zulüm adaletsizlik uyguluyor. Suretler yer değiştirmiş, istibdat siyasal islam libası giymiş sağdan geliyor. AKP tamamen süfyanizme hizmet ediyor. Meselemiz CHP değil DEMOKRASİ'dir, hak hukuk ADALET' dir. Ülke elden gidiyor. 1950 öncesi tek parti zihniyeti, libasını değiştirmiş AKP libası giymiş bütün hükmünü icra ediyor. Şu an CHP'ye vurmak AKP libası giyen menhus ruha yarar. Lütfen dikkatli olalım, üçüncü yol hariciliktir. Ehveni şerri ihtiyar etmemek, tarafı muhalifi iltizamdır. Münafık, kafirden eşeddir!!!

  • İhsan UÇAR

    4.4.2025 10:32:12

    Yazı, AKPMHP iktidarının kısa bir tarihçesidir. Bir de Milli Görüş'ün tarihini birkaç makalede özetleseniz ,olmaz mı? Kanaatimce çok iyi olur! Torunlarımıza bir kılavuz olabilir, Üstad'ın yazdıklarından deliller getirerek... Hatta Risale-Nur'un Türkçülüğe bakışı da kitaplaştırılmalıdır.Gelecekte muhtemel bir Türkçü iktidarında siyaseten savrulmıyalım.Öncesi " hizmet hareketi" sonrası " Fetö " olarak tanımlanan meselede savrulduğumuz gibi savrulmayalım, hazırlıklı olalım.

  • Mustafa caylak

    4.4.2025 05:10:30

    Son zamanlarda Dikkatimizi çeken , Özellikle Siyasal İslamcı zihniyet ile, Yılların birikimi ve emeğinin karşılığı olan, İslâmî hizmetlerin , Siyasi iktidar tarafından, nasıl acımasızca İstismar ederek, Toplum nazarında nefret objesi haline getirildiğine şahit oluyoruz. Siyasal iktidarın bütün kötülüklerinin Maliyetinin, İç içe olduğu cemaat ve tarikatlare havale edildiği, bu duruma siyasetin rüşvetler için göz yumulup,kabullenilmesi , Özellikle sorgulama ve yargılama yeteneğine sahip, Z kuşağı Diye adlandırılan geniş bir genç kesim tarafından, Din ve Dinî değerlere soğuk bakmasına, Ateist Deist, Ve Kemalist fikirleri daha kolay kabullenmesi ne sebebiyet verdiği aşikar olmuştur. Bu sebeple Ehli insaf ve vicdan Ehli süratle,durumun farkina varmalı, Dinî değerlerin İstismarcisi olan Siyasal İslamcı zihniyetten hızla uzaklasmalidir. Bunun en pratik yol ve yöntemi Bediüzzaman ve Risale-i Nur metodudur

  • Salih baş

    4.4.2025 04:18:35

    Şearilerle meşgul olmaktan iman hakikatleri geri planda kalıyor mesai teksif edilemiyor

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı