"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kur’ân merkezli çözümün adresi

Süleyman Uçar
04 Nisan 2025, Cuma
İnanmadığı değerler üzerinden maddî ve manevî menfaat temin etmeye çalışanların başvurduğu bir yoldur, fitnekârlık.

Açıktan hareketle mağlup edilemeyen inanç, kişi ve toplumlara karşı kullanılan alettir. Hayatını bir kimlik üzerine bina etmeyenlerin, ihtiyaç duyduğu zaman bir maske gibi kullananların kimliğidir. Kendisine ihtiyaç duyan akım, cereyan ve şahısları en muzır ve berbat derekelere indiren bir âmildir. Milletleri ve devletleri birbirine düşüren ve cemiyet içinde inşikak meydana getiren fena bir unsurdur. Şahısların içine düştüğü tehlikeli  bataklık olduğu gibi, bazı millet ve devletlerin de mümeyyiz vasfı olmuştur.

Sual: Neden bu kadar İGZ siyaseti galip çıkar? 

Cevap: Siyasetinin hassa-i mümeyyizesi, fitnekârlık, ihtilâftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikâp etmek, yalancılık, tahripkârlık, hariçte menfîliktir. Bir adam, kocaman bir binayı bir günde harap eder, bir taburu ihtilâle verir. Şu alçak siyasettir ki, KTT’i [Konstantin yani Bizans hayali] zahiren tel’in ettiği hâlde, gizlice dehalet ediyor. Fenalık ve ahlâk-ı seyyie siyasetine vasıta olduğu için, her yerde ahlâk-ı seyyieyi himaye ederek teşci’ eder; şimdiki İstanbul hâli şahittir. (Eski Said Dönemi Eserleri, s. 412.)

Âlem-i küfür, asırlarca hariçten hücumla mağlup edemedikleri âlem-i İslâmın içinde fitneyi atmakla maksatlarına ulaşmaya çalışmışlar. Çanakkale’yi savaşla geçemeyenlerin, sonradan dehalet edip yüz yılımızı mahvetmeleri buna şâhittir. Fitne bir kurt misali gövdenin içinde, cemiyet hayatının manevî bağlarını keserek milleti yok etme hedeflerine yürüyorlar. İmanî bakış basiretinin zayıflaması, iman kalesinin istikbalini tehlikeye düşürmüş. Bu kale sarsıldığı zaman cemiyet yok demektir. Kanını emen en şiddetli hasmını dost zannederek fitneye alet oluyor. İslâm deccalının ve bid’âkâr rejiminin güncellenmiş versiyonlarıyla kurtarıcı kabul edilmesi bunun tezahürüdür.

Fitnekâr siyaset; adalet, meşveret ve kanunda inhisar-ı kuvvet temelleri üzerine oturmasıyla Şeriatın “abd-i memlükü” olan cumhuriyetin içini istibdatın tüm çeşitleriyle doldurmakla ihtilaf tohumlarını bu milletin içine attı. Yalancılık hastalığı riyakârlık, dalkavukluk çeşitleriyle beraber özellikle din perdesi altındaki menfaat üzerine dönen siyaset canavarı vasıtasıyla topluma bulaştırıldı. Medeniyet ismi altında sefahat ve ahlâksızlığı en hızlı şekilde İslâm evlâtları içinde terviç ederek tahribatını icra ediyor. Adalet namı altında, bir adamın hatasıyla binler adamı cezalandırmak zulmünü irtikapla hâkimiyetini devam ettirmeye çalışıyor

Bütün çalışmaların meyvesini imha eden istibdatçı siyaset, milletin ve devletin mevcudiyetini temin eden değerleri zayıflaştırmış. Milleti birleştiren manevî iplerin kopmasıyla tesbih tanelerinin dağılması gibi, ihtilâfla darmadağın edilmiş. İçi hak ve hürriyetle dolu, hür meclisin hâkim olduğu demokratik sistem maddî ve manevî kalkınmayı güçlendirdiğini görenler, kargaşa zemini oluşturarak ihtilallerle önünü kesmek fırsatını kendilerine açmışlar. Arkasından, şahıs hâkimiyetine dayanan istibdat rejimini ikame etmekle, memleketi maddî ve manevî çok problemlerin içine sürüklediler. Ortaya çıkan problemleri sunî gündem ve bahanelerle başkalarının üstüne atarak örtbas edilmesini sağladılar. Bu durumu Bediüzzaman Hazretleri ne güzel özetlemiş:

“Bir işte mehasin ve şeref hâsıl oldukça, havassa peşkeş edilir, seyyiat olsa, avama taksim edilir. 

Meselâ, bir tabur galebe çalsa, şan ve şeref kumandana verilir, taksim edilmez. Mağlûp olduğu vakit, seyyie tabura taksim edilir. Meselâ bir aşiret namuskârâne bir iş etse, “Aferin Hasan Ağa” derler. Fenalık ettikleri vakit, “Tuh! Ne pis aşiretmiş” diyecekler.” (ESDE., s. 413.)

Daima zayıflamaya ve yıpranmaya mahkum kuvvete dayanan siyasetler, yeni maske ve isimlerle aldattığı kitlelerin desteğiyle tekrar güçlenmeye çalışmışlar. Bu hamlelerin içinde en tehlikeli olanı ise, milletin mukaddes malı olan dini inhisarcılıkla kendilerine has gösterip, diğerlerinin tamamını dinsiz göstermeye çalışan bir siyasetle varlığını ikame etmek istemesidir. Gökteki güneşin yerdeki mumlara peyk yapılması ne kadar ahmakça olması gibi; İslâmiyet güneşini yerdeki siyasî maksatlara alet etmek yoluna başvurmak, hem ahmaklık hem cinayettir. Hiç bir siyasetin dini kullanmaya hakkı yoktur. Tüm siyasetler ancak dine hizmetkâr olabilir. Sureti haktan görünmeleri, ayranım en güzeldir demeleri bizleri mihenge vurmadan kabullenmeye sevk etmemeli. Hiçbir müfsidin ben müfsidim demeyeceğini unutmamak gerektir.

Fitnekârlık, herkesi farklı yönleriyle kullanmak için muhatapların zaaflarını, hassasiyetlerini, değer yargılarını tesbit etmeye çalışırlar. Bunu toplumu daha iyi kaynaştırmak, geliştirmek için yapmazlar. “Müfsid ve dessas” olan adamlarına toplum desteğini sağlamak için hangi kemâlât rolleri yüklemek gerektiğini tesbit için yaparlar. Onunla kitleleri uzun zaman idare ederler.

Bediüzzaman Hazretleri, İslâm ve insanlık âleminin sulh ve barışı için ondört asır önce tulu edip, beşeriyeti vahşetin karanlığından çıkarıp, nura kavuşturan Kur’ân’ın cihanşümul mesajlarını asrımızın gelişen şartları içinde, çözüm bekleyen insaniyet için yorumlayıp, tekrar nura çıkmanın formüllerini ortaya koymuştur. İnsaniyete zararlı çığır açan akımların mahiyetlerini deşifre ile akîm kalmaya mahkum etmiştir. Tüm aldatma potansiyeli taşıyan fitnelere karşı mihenge vurmayı, delil ve akibete bakıp hüküm vermeyi meslek olarak vaz etmiştir.

Ahirzamanın tehlikelerinden kurtulmanın, Kur’ân ve Peygamber (asm) merkezli çözümünü Risale-i Nurlar ortaya koymuş. Dikkatli, muhakemeli ve müzakereli okumalarla çok yönlü istifadeye nail olabiliriz, inşallah.

Okunma Sayısı: 628
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Yahya Yıldız

    4.4.2025 03:33:24

    İçtimai ve siyasi kaoslara Risale-i Nur eksenli bir çözümü ve reçeteyi gösteren gayet güzel ve isabetli bir yazı olmuş. Değerli kardeşimizi tebrik ediyor, daha çok yazılarını görmek temennisiyle Rabbimden muvaffakiyetler diliyorum…

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı