"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Boykot, demokrasi ve düzen

Ahmet BATTAL
27 Mart 2025, Perşembe
Dünkü yazımızda İmamoğlu’nu destekleme eylemleri kapsamında üniversitelerde yaşanan boykotlardan da kısaca bahsederek demokrasiyi koruma meselesini inceledik.

Biz yazımızı hazırladıktan sonra CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bazı markalara ve firmalara yönelik boykot çağrısı da medyada yer almaya başladı. Gittikçe de yayılacağı anlaşılıyor.

Konunun bu yönünü açalım.

1. Demokratik usulle işbaşına gelmiş bir iktidarı açık bir darbeyle ve silâhla alaşağı etmeye yönelen her cunta eylemine karşı hem iktidar ve taraftarları ve hem de muhalefet kenetlenmelidir. 

Demokrasi, halk sahip çıkarsa demokrasidir. 

Bu sebeple böyle bir durumda her türlüsü ile gösteri, direniş ve fedakârlık demokratik bir haktır. Bunu yaparken birilerinden izin alınmaz. Zira o birileri o sırada ya tehdit edendir ya da tehdit altındadır.

2. Bir cunta iktidarı devirme işini dolaylı usullerle yapmaya çalışıyor olabilir. Kurulu kamu düzeni açıkça bozulmamışsa, örtülü darbeyle ve darbeciler ile mücadele sadece hukukun içinde kalarak ve kamu düzenini bozmaktan kaçınarak yapılabilir. Zira devletin düzeni ve yargısı şeklen de olsa işlemektedir.  

3. Demokratik usulle seçilmiş bir belediye başkanını ve ekibini, üstelik cumhurbaşkanı adaylığı netleştikten sonra gözden düşürmeye ve hatta hapse atmaya yönelen görünüşte yargı operasyonları da elbette bir tür “demokrasiye darbe”dir.

Ama burada, “açık hükümet darbesi” türünden kurulu düzeni açıkça bozucu bir eylem hali yoktur. Bir tür dolaylı darbe hali vardır. Şeklen meşru bir otorite, şeklen meşru bir usule uymaktadır. 

Burada da direniş haktır, ama her türlüsü değil, sadece kamu düzenini bozmayan meşru eylemler biçiminde olanı haktır. 

***

Gelelim boykota…

1. Üniversitelerde bir grup öğrencinin derslere girmeyi reddetmesi ve girmeme gerekçesini de pankartlarla duyurması, bir kamu güvenliği meselesi haline gelmediği sürece bir sivil itaatsizlik eylemidir ve kabul edilebilir bir boykottur. 

Yöntemin meşruiyeti açısından mesele yoksa amacın meşruiyeti eylemcilerin kendilerini ilgilendirir. 

Ancak aynı öğrenciler derse girmeye niyetlenen başka öğrencilere karşı meselâ organize bir tavır içine girerek onların önünü keserlerse bu hem suçtur ve hem de kamu düzenini bozucu bir eylemdir. Elbette bu da engellenmelidir. 

Aynı şekilde bazı hocalar boykot amacıyla derse girmekten kaçınırsa ya da meselâ öğrencilere not verirken “boykota katılan-katılmayan” ayrımı yaparsa bu da disiplinsizlik ve hatta suç olur. Bu da engellenmeli ve cezalandırılmalıdır. 

2. Bir parti genel başkanı kendi seçmenini ya da halkı bazı markaları ya da işletmeleri boykot etmeye çağırırsa burada da hukuka ve kamu düzenine aykırı bir durum yoktur. 

Siyasetçinin, kendisi için iyi ve doğru olan neticeye meşru bir usulle ulaşmaya çalışmasında demokratik açıdan bir gariplik ya da terslik yoktur. 

3. Muhalefetin, çeşitli meşru usullerle ve meşru vasıtalarla iktidarı erken bir seçime zorlaması demokrasinin en normal halidir. Muhalefet bunun için vardır ve bunun için meşrudur.

Dolayısıyla muhalefetin, kendi kitlesini uyanık ve zinde tutmaya ve genişletmeye yönelik sürekli mitinglerle, Adalet Yürüyüşü gibi sürekli yürüyüşlerle ve diğer her tür meşru eylemle seçim istemesi ya da adalet istemesi normaldir. 

Doğrudan kamu düzenini bozmaya yönelik eylemlere elbette müsaade edilemez ve edilmemelidir. 

Bu konuda hem kamu grevlilerine ve hem de muhalefet liderlerine büyük görev düşüyor. 

Neticede erken veya zamanında bir sandık gelir ve millet iradesini ortaya koyar. Geçen sefer %2 ile kaybeden bir muhalefet için elbette sandık tek ümit taşıyıcısıdır.

Şunu da ifade edelim: 

Ekrem İmamoğlu operasyonlarından sonra yavaş da olsa tepki vermeye başlayan Avrupa Birliği temsilcileri ve Birliğe üye ülkelerin siyasetçileri de bilhassa insan hakları ve hukuk devleti vurgusu ile bu türden demokratik süreçlere elbette katkı yapabilir. 

Bunlara “dış güçler” yaftası vuranlar yarın zulüm kendilerine dokunduğunda ne yapacaklarını iyi düşünmeliler. 

Okunma Sayısı: 2056
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mehmet Türeli

    27.3.2025 20:07:08

    Kardeşimizin sorularına cevaplar Risalei Nur prensiplerine uygun dolayısıyla Yeni Asya okuyucu ve cemaatine uygun dengeli bir cevap olmuş. Taraf yorulmadan muktedir olanın adaletli davranması muhalefetin de hukuk içinde dengeli davranması islamin temel prensibidir.

  • erhan

    27.3.2025 11:49:56

    kamu düzeni ve malına zarar vermedikçe her türlü muhalefet suç olmamalıdır, özgürlükler çerçevesinde değerlendirilmelidir. mesela, günümüzde yaşanan olaylara iktidar koltuğu kaybetme korkusu ile yaklaşmamış olsa, insanlar toplanıp itirazlarını dile getirir ve bir müddet sonra dağılıp giderler. ama koltuktan kalkmanın ortalığı dayanılmaz kokularla tarumar edeceği korku ve endişesi olunca, kalkmamak için insanların birbirilerini boğazlamasına bile müsade edecek gibi görünüyorlar.

  • Hüseyin İlhan

    27.3.2025 10:46:09

    1980 Öncesinde ülkede iktisadi problemlerin milleti bezdirdiği,iktidarda oan ECEVİT başbakanlığındaki CHP idaresine karşı merhum S.DEMİREL nasıl bir strateji takip etti,milleti yanlış yapan iktidara karşı nasıl ayağa kaldırıp o ara seçimlerin meşhuur sloganı ile BEJ SIFIR BEEEJ SIFIR diyerek ara seçimde 5 milletvekili yenilenmesinde tamamını alarak,Senato seçimlerinde de 1/3 yenilenen senatonun 50'nin 33'nü kazanıp ECEVİT'i iktidardan istifa ettirmiştiir. Amma şimdi bu manada demokratik,hak,hukuk çerçevesinde adil bir yarışın önünü bizzat AKP iktidarı kesiyor. Basının '95'ni tahakküm altına larak hür basını susturması,kendi partiisnden seçilen 10 beleidye başkanınıda cebşir ve hatta ölüm tehditleri ile istifa ettirmesi ERDOĞAN'ın asla hukuka sayıgısının ,milletin iradesine saygısının olmadığını görüyoruz. Zira istifa ettirilen 10 başkan seçimle geldi,atamasıyla değil.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı