Türkiye’yi idare edenler görmek istemese de ülkemiz için çıkış yonu “hak, hukuk ve adalet”den geçiyor. “Hukuk ve adalet olmasa da olur” diyenler hemen her gün farklı ‘duvar’lara tosluyor ve fiilen başka yol olmadığını görüyor.
Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) arasında ekonomik ve malî ilişkileri güçlendirmek için “Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog Toplantısı” yapılmış ve bu toplantıda da yine “hak, hukuk ve adalet” meselesi birinci gündem olmuş. Muhtemelen toplantıda Türkiye’yi temsil edenler “ekonomi” dedikçe, AB adına toplantıya katılanlar “hukuk” hatırlatması yapmış olabilirler.
Çünkü bildiride, toplantının Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi için atılmış önemli bir adım olduğuna işaret edilerek, “Türkiye, hem bir aday ülke, hem AB’nin kilit bir ortağıdır. Mevcut jeopolitik konjonktürde, Türkiye-AB ilişkilerine hukukun üstünlüğü, demokrasi, medya özgürlüğü ve insan haklarına saygı gibi, ekonomik güvenin sürdürülmesi ve iş yapma ortamının kolaylaştırılmasında da kilit rol oynayan değerler rehberlik etmelidir. Bu yönde samimi bir çaba gösterilmesi, temel öneme sahiptir” değerlendirmeleri paylaşılmış. (aa.com.tr, 3 Nisan 2025)
“Türkiye-AB ilişkilerine hukukun üstünlüğü, demokrasi, medya özgürlüğü ve insan haklarına saygı”nın önemine atıf yapılması ve bu meselenin sonuç bildirisinde yer alması sıradan bir hadise midir? “Hukuk olsun, demokrasi olsun, medya hürriyeti olsun, insan hakların saygı olsun” diye kime hatırlatma yapılır? Bu değerlerin saygı gördüğü ülkelere tekrardan bu hatırlatmalar yapılmayacağına göre dolaylı olarak bu noktadaki eksiklikler dile getirilmiş olmuyor mu?
Hukuk ve adalet yolunu tercih etmek ve bu yolda ilerlemek ‘para’ya bağlı olmadığına göre Türkiye’yi idare edenlerin bu yolu niçin tercih etmezler? Ekonomik kalkınma ve zenginlik için ‘Para yok’ diyenler, hukuk ve adalet yokluğunu nasıl savunabilir? Paramız olmasa bile ‘çok adil, çok hür, çok demokrat’ olamaz mıyız? Yürürlükteki kanunlara göre işler yürüse, varsa ‘yanlış’ kanunlar düzeltilip iyileştirilse ne kaybederiz? Ekseriyetin sahip çıkacağı ‘adil, sivil, hakkaniyetli, güzel kanun ve anayasa’ yapmak için paraya mı ihtiyaç duyuluyor?
Hukuk ve adalet yolundan başka bir çıkış yolu olmadığını bunca hadise gösterdiği halde “keyfilik yolu”nda ısrar etmek millet ve memleket sevgisiyle izah edilemez. Hukuk ve adalete; hava gibi, su gibi, ekmek gibi muhtacız vesselâm.