Kıymet bilirlik eskiden halkın ekserisinin, tatbik ettiği güzel bir içtimaî hayat prensibiydi.
Milletin örf ve ananesi idi. Zaman içinde imanın zayıflamasıyla veya şeytanın, nefsin aldatmacalarıyla kıymet bilirlik, kıymet bilmezliğe dönüşmüş ve dönüşmeye de devam etmektedir.
İman zafiyeti en evvel insanların sosyal, içtimaî hayatlarını vuruyor, zayıflatıyor ve her türlü imanî, Kur'anî, İslâmî hayatı yerle bir ediyor.
Bugün için sosyal medya artık bu dejenerasyonun her türlü olumsuzluklarını hem ortaya koyuyor,hem de yaymaya devam ediyor.
Millî Eğitim, maariften yoksun bir şekilde bu ahlâksızlıklara, olumsuzluklara, imansız itikatsız yaşantılara dur diyemediği gibi, aksine yayılmasına da hızlı bir şekilde zemin hazırlıyor.
O zaman ne yapacağız? İlk önce aileden ve buna da çocuktan başlayarak bu okyanus dalgaları gibi toplumun, üzerine hücum eden dezenformasyon dalgalarına karşı tedbir alacağız.
Eski kadim terbiye usullerine geri döneceğiz ve bundan da taviz vermeyeceğiz. Dinî, ahlâkî, imanî, İslâmî konuda insan kendisini yetiştirecek ve bunu ailesinde, çocuklarında, çevresinde yaşayarak, örnek olarak tatbik etmeye çalışacaktır.
Bu manada ne kadar çok aile üyesi bu kuralı, benimser ve tatbik ederse o kadar çok başarılı olacaktır. Esasında en güzeli yaşanarak gösterilmesidir.
İşte bu kıymet bilirlik kavramı mana olarak çok uzak görünüyor gibi olsa da, iman kuvvetiyle doğrudan doğruya alâkalıdır.
İçtimaî hayatın temel taşı olan aileyi terbiye edemezsek bu çok sevdiğimiz yakınlarımıza sahip çıkmamış oluruz ve üstüne üstlük de mesul oluruz.
Artık neyi nereden, kimden nasıl diye sormaya gerek kalmadan; her türlü medya ve dijital platformlardan İslâmî, dinî, imanî, Kur'ânî bilgilere ulaşılabiliyor. Önemli olan araştırıp mihenge vurup tatbik etmek için okumak ve öğrenmektir.
Bu ahirzaman da böyle mühim ve hayatî konuda Rabbimiz hepimizin yardımcısı olsun.