(Dünden devam)
Evet arkadaşlar, içimizde on beş-yirmi senedir komünistler ve din düşmanı cereyanlar çoklukla çalışıyorlarmış. Böyle dâhîlerimizi tanıtmak şöyle dursun, türlü türlü isnadlarla kötülemişler; buna muvaffak olmak için de bütün imkânlardan istifade etmeye çalışmışlar; hakikî ve mücahid ilim adamlarımızı millete fena göstermek için bütün gayretlerini sarfetmişler. Bu feci hâlin böyle olduğunu, demokrasinin memleketimizde şu yıllarda gelişmeye başlaması sayesinde anlamış bulunuyoruz. Meğer aldanmışız ve aldatılmışız. Şimdiye kadar din adamlarımız hakkında bize yapılan uydurma telkinatları ve yalan yanlış propagandaları, bu hakikatlara vâkıf olduktan sonra kafamızdan çıkarabildik. Menfî intibalarımızı sildik; hakikî münevverlerin istifade ettikleri kudsî kitabımız Kur’ân’a sarıldık ve Kur’ân-ı Hakîm’in bu asırda yüksek bir tefsiri olan Risale-i Nur’dan Kur’ân ve iman hakikatleriyle münevver olmaya başladık.
Evet Abdülkadir-i Geylanî, İmam-ı Gazalî ve Mevlânâ Celaleddin-i Rumî gibi İslâmiyetin birer güneşi olan dâhî büyüklerimizin eserlerini ve hakikî kıymetlerini bugünkü gençlik nasıl bilemiyorsa, Bediüzzaman Said Nursî gibi misilsiz bir müfessir-i Kur’ân’ı da tam tanıyamamıştır. Esasen gizli ve aşikâr din düşmanlarının bir takım kasd-ı mahsuslarıyla tanınmasına meydan verilmemiştir. Fakat böyle büyük bir müfessirin ve bir İslâm dâhîsinin bu asırda da mevcut olduğunu şahsî gayretleriyle öğrenenler, Bediüzzaman’ın tarihî ve cihanşümul değerini derhal idrak etmekte ve eserlerinden faydalanmak için can atmaktadırlar. Evet arkadaşlar! Kat’î ve kâmil bir kanaatla diyebiliriz ki: Bu asırdaki insanları saadete kavuşturacak, onları aklen ve kalben ikna edecek eser ancak Risale-i Nur’dur. Bu hüküm Nur Risalelerini okuyan münevverlerin kat’î bir hükmüdür. Hem bu kanaatın isabetini, Risale-i Nur’daki ilmî kudret ve orijinallik açıkça göstermektedir.
Arkadaşlar! Nasıl Kur’ân-ı Kerim’e sarılanların dünya ve âhiretleri mamur olursa, onun parlak bir tefsiri olan Risale-i Nur’u okuyup amel edenler de hakikî saadete erişeceklerdir. Bu imanî eserleri okuyan gençlerin imanı kuvvetlenecek, istikballeri parlayacak; ilim ve irfan sahibi olacaklardır. Hem vatana, hem millete, hem anne ve babalarına faideli, yüksek ahlâka sahip gençler olarak temayüz edeceklerdir. Allah’ın hâlis bir kulu, Peygamber’in hakikî bir ümmeti haline gelmek bahtiyarlığına nâil olacaklardır.
Risale-i Nur hakkında bilgi soran arkadaşlarımıza gelince: Bu hususta bir fikir edinebilmek için hiçbir yerden izahat almaya lüzum yoktur. Siz bu feyyaz eserleri okuyun, bizzat kendi cehd ve şahsî gayretinizle onu anlamaya ve tanımaya çalışın. O ilim ve irfan hazinesine bizzat giriniz. İşte ancak o zaman, arzu ettiğiniz malûmatı hakkıyla elde etmiş olacaksınız.
Gençlik Rehberi, s. 286