Vefatının 54.yıldönümünde rahmetle yad ettiğimiz, Yeni Asya’nın manevî mimarı Zübeyir Gündüzalp diyor ki:
* Şu mealde bir hadis-i şerif var ki; “Hakikî âlimler zalim hükümdarlara karşı hak ve hakikati pervasızca söyleyen âlimlerdir.” Biz ancak böyle bir allâmenin söz ve eserlerine itimad edebiliriz. Asrımızda bu hadis-i şerife mâsadak olan Risale-i Nur meydandadır.
* Risale-i Nur İslâmiyetin gayet keskin ve elmas bir kılıcıdır. Bu hakikatlere bir delil, Bediüzzaman’ın zalim hükümdarlara ve kumandanlara, ölümü istihkar ederek (küçümseyerek), hakikati pervasızca tebliğ etmesi ve bu kudsî hakikate cansiperane hizmet etmesidir.
* Gerek şahsî dert ve meselelerimiz, gerekse din düşmanlarının taarruzlarıyla giriftar olduğumuz sıkıntılarımız, biz Nur Talebelerinin canlılık ve cevvaliyetini arttırır. Mücahede-i diniye yolunda ihlâs ve cesaret verir, metanet ve salâbetimizi ziyadeleştirir.
* Risale-i Nur’la tenevvür edenler hak ve hakikat hizmetinde yorulmaz; hakikatin ve imanın düşmanları ile olan manevî mücahedelerinde sendelemez; sarsılmayarak, sabır ve tahammül ederek mücadele eder; iman kurtarma davasının bayraktarlığını yaparlar.
* Risale-i Nur Talebeleri taarruza maruz kaldıkları vakit yılmazlar, yıldırırlar; çökmezler, çökertirler ve Risale-i Nur’un neşir hizmetini nesilden nesile devrederler. Birinin yetişemediği yerde diğeri hizmeti tamamlar.
* İnsan bazı imtihanlara maruz kalır. Bu durum kuvvet ve salâbet kazanmaya sebeptir. Hayatta sıkıntı, musibet, dert ve meşakkatlere dûçar olmayanlar feragat, hamiyet ve cesaret sahibi olamazlar. Cenab-ı Hak imtihan eder ki, elmas ile kömür ruhlu olanlar ayrılsın.
* O ihlâslı Nur Talebeleri ki, “Cenab-ı Hak Hafîz’dir. Ben Onun inayeti ve himayeti altındayım. Başıma ne gelse hayırdır” diye iman etmekle beraber amel ederler. İman hizmetini yaparlar. Şahıslarına gelecek zararları nazar-ı itibara almadan hizmete devam ederler.
* Üstad hususî hayatında mütevazi, vazife başında vakurdur. Der ki: “Bir nefer nöbette iken başkumandan da gelse silâhını bırakmayacak. Ben Kur’ân’ın bir hizmetkârı ve bir neferiyim. Vazife başında iken karşıma kim çıkarsa çıksın ‘Hak budur’ derim, başımı eğmem.”
* Müfsitlere (fesatçılara), karıştırıcılara karşı yegâne çare mutlak sükût ve işimize devam. Şunu yaparlar, bunu yaparlar. Sözle, fiille bir şekilde rahat bırakmazlar. Kolay değil. Elbet istemeyiz, olmasın. Fakat olursa sabır ve tahammül ederiz. Hizmet sırasında meşakkat ve azaptan ne gelse hoştur.