"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yeni yıl, yine açlık

Faruk ÇAKIR
02 Ocak 2021, Cumartesi
Yıl değil, yıllar geçiyor ve dünya milletleri ‘komşu’larında devam eden açlığı, susuzluğa ve tabiî ki yolsuzluklara engel olmuyor ya da olamıyor.

Dünya bir köy haline geldiğine  göre Afrika’daki ‘komşu’muz açlık çekerken biz tok yatabilir miyiz? İnsanlık bu hadiseye  ‘köy-komşu’ penceresinden bakabilse dünyadaki açlık, susuzluk, hukuksuzluk sona ermez mi?

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), 2021’in dünyanın birçok ülkesinde “açlık yılı” olacağı uyarısında bulunmuş. UNICEF Almanya tarafından yapılan açıklamada, en yeni tahminlere göre, 2021 yılında Yemen, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Güney Sudan, Nijerya’nın kuzeydoğusu ve Sahel merkez bölgesinde 10,4 milyon çocuğun akut yetersiz beslenme sorunundan muzdarip olacağı belirtilmiş.  

Açıklamada, halihazırda ağır insanî krizlerle boğuşan bütün bu ülkelerin aynı zamanda yükselen gıda güvencesizliği ve kıtlıktan muzdarip olduğu da belirtilmiş. UNICEF Genel Direktörü Henrietta Fore, koronavirüs pandemisinin durumu daha da kötüleştirdiğini vurgulayarak, “Uzun zamandır sofraya yiyecek bir şey koymak için mücadele vermek zorunda kalan aileler şimdi kıtlığın eşiğinde” diye konuşmuş. (dw.com/tr, 30 Aralık 2020)

İnsanoğlu ‘zalim ve cahil’ olduğu için ‘komşu’larını düşünmek aklına gelmiyor. Koca dünyanın devam eden açlığa ve susuzluğa çare bulamaması doğru bir şey mi? Hatırlanacak olursa, virüs salgını bütün ülkelere ağır faturalar çıkardı. Dünya genelinde trilyon dolar kayıptan bahsediliyor. Bu kayıpların bir kısmı ‘komşu’lar için harcanmış olsa çok iyi olmaz mıydı? İnsanlık bu musîbet ve felâketten ders alıp, bundan sonra ‘komşu’lara el uzatmayı akıl eder mi acaba?

Zengin Batı ülkelerini bir yana bıraksak bile “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” tavsiye ve ikazını bilen İslâm ülkeleri, dünyadaki açlığa ve susuzluğa kalıcı çare ve çözüm bulamaz mı? Kaba bir hesapla bu problem belki de 100 milyar dolara halledilebilecek bir meseledir. Değil İslâm ülkeleri, bu ülkelerdeki bazı zenginler bile bu kadar parayı bir araya getirebilir. Bu miktarı toplamak kolay olmasa bile, yarısı ile pek çok derde deva olunamaz mı? O halde bu ilgisizlik, bu vurdumduymazlık, bu ‘ölen ölsün kalan kalsın’ anlayışı nasıl izah edilebilir?

Daha da fenası, dünyadaki açlık, susuzluk ya da benzeri felâketler konusunda araştırma, açıklama ve beyanlar niçin “İslam ülkeleri”nin sivil toplum kuruluşlarından gelmez? Dünyanın ‘cennetasa bir bahar’a dönmesi için gayret göstermek İslâm âleminin üzerine vazife değil mi?

Elbette asıl problem, İslâm âleminin başka meselelerle oyalanmasıdır. Hak, hukuk ve adaletin tam olarak tesis edilmediği ülkelerin ‘komşu’larına el uzatması kolay değildir. İslâm âleminin uyanması, özüne dönmesi dünyadaki problemlerin kalıcı çözüme kavuşması için gereklidir. İnşallah 2021 yılı bu uyanışlara vesile olur. Temennimiz ve duâmız bunun için olsun. Amin.

Okunma Sayısı: 2203
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı