Kalbin atış sesi...
Tık tık tık diye duyarız çoğu zaman. Monitörlerde ise sesi biraz daha farklıdır. Normal değerlerinde atsa da kalp, monitördeki o sesi duymak beni hep ürkütmüştür. Sebebini bu zamana kadar da hiç düşünmemiştim. Tâ ki kendi kalp atışlarımı duyana kadar...
Bizler hastanelerde artık alıştığımız için olsa gerek, ameliyat çok normal bir kavramdı. Ta ki o masaya yatana kadar...
Bir ameliyat masasında kendi kalp atışımı dinlerken keşfettim neden ürktüğümü. Bir saatin yelkovan ve akrebi gibi tık tık tık derken, aslında “Ölüme az kaldı” diyordu kalbim. Ömrümden dakikalar saniyeler bir bir ama çok hızlı akıp gidiyordu. Derler ya bir film şeridi gibi. Tıpkı bir film şeridi gibi geçti 28 yıllık ömrüm gözlerimin önünden. Ve sordum kendime: Bu kalp atışının sana hatırlattığı ölümüne hazır mısın? Ve irkildi her bir zerrem. “İnsan ölüme ne kadar hazır olabilir ki,” diye sordum bir kez daha. Zira bizler bir yakınımızın ölümüne dahi kendimizi hiç hazır hissetmezken kendimizin bir gün öleceği düşüncesine ne kadar hazırdık? Ahiretimin mezraası olan bu dünyadan ne götürecektim bâkî âleme?
Ben ve ölümüm... Ne kadar hazırız ahirete? Ve nelerle çıkacağım Rabbimin karşısına?