Haberler |
GELECEĞİN ÇEVRECİ ŞEHİRLERİ |
Geleceğin binalarının tasarımları, bilimkurgu filmlerindeki insanı karamsarlığa sürükleyen yapılar yerine, tabiatla iç içe, çevreyle dost ve kendi enerjisini kendi üreten binalar olarak yapılıyor. Yeni tasarımlarda karalar kadar denizlerin de yerleşim birimi olması planlanıyor. Bugüne kadar gelecek dendiğinde genellikle karanlık, kurak ve beton şehirlerden oluşan bir atmosfer tahayyül edilegelmiştir. Oysa yakın geleceğin şehirlerini tasarlayanların aklında -bu korkunç bilimkurgu atmosferini görüp buna bir karşı çıkış olarak mı yaptılar bilinmez ama- daha farklı, daha insanî, çevre dostu ve yeşillikleri korumaya yönelik tasarımlar var. NTV Bilim dergisinin bu ayki sayısında yakın geleceğin şehirlerinin günümüzdekinden daha yeşil ve tabiatla barışık olacağı, ekolojinin korunması için sürdürülebilir mimarî anlayışının giderek arttığı bilgisi veriliyor. Dergide, Bahreyn’deki 240 metre yüksekliğinde ve 50 katlı bir bina olan Dünya Ticaret Merkezi’nin (Bahrain World Trade Center - BWTC) şimdiden bu sürdürülebilir mimarî anlayışıyla yapılan bir bina olduğundan bahsediliyor. Bu binayı diğer gökdelenlerden ayıran en önemli ise yüksekliği ya da şeklinin güzelliği değil. Birbirine bağlı ikiz bloklardan oluşan bina bir yelken görünümünde. İran Körfezi’ne bakan ve rüzgârların önünde duran bu binanın yelken biçiminde olması ise bir rastlantı değil, çünkü aslında tıpkı bir gemi gibi BWTC’yi de rüzgâr enerjisi yaşatıyor. İki binanın arasında yer alan kirişlere asılı üç rüzgâr türbini, döndükçe enerji üretiyor ve bu da gökdeleni besliyor. BWTC’nin dışında henüz proje halinde olan ve 2010’da bitirilmesi planlanan; 71 katlı ve 310 metre olarak tasarlanan “Forward Dallas” projesi de çevreyle iç içe bir hayat vaad eden binalardan biri olacak. Proje büyük ölçüde tabiattan esinlenilerek oluşturulmuş. Buna göre binaların vadiler ve dağ yamaçları gibi inşa edilmesi planlanıyor. Farklı seviyelerde, o yüksekliğe uygun farklı bitkiler yetiştirilecek. Çatılar, güneş enerjisi, fotovoltaik (güneşten elektrik elde etme yöntemi) ve rüzgâr enerjilerini yakalayacak şekilde tasarlanmış. Ayrıca çatılarda yağmur suyunu toplayan sistemler, geri dönüşümle atık suları da yeniden kullanıma sokacak. Dergide kendi enerjisini üreten binalar arasında en önemli binalardan biri de Londra’da yapılan “Strata” olarak gösteriliyor ve ağırlıklı olarak işyeri amaçlı kullanılacak benzerlerinin aksine, bir kentsel dönüşüm programında konut olarak inşa edilen bina 147 metre uzunluğunda olacak.
Yüzen şehirlere doğru
Geleceğİn ideal şehir tasarımları sadece karaları değil, suları da kullanmayı hedefliyor. “Nilüfer yaprağı” projesinin yaşanabilir alanlarının kayda değer bir bölümü su altında. Gelecek için tasarlanan en radikal tekliflerden biri belki de “Nilüfer yaprağı” adı verilen yüzen şehirler. Vincent Callabeut Mimarlık firmasının tasarladığı yüzen şehir modelleri denizlerde, herhangi bir kısıtlama olmadan dolaşabilecek ve kaynaklarını olabildiğince çevresinden sağlayacak şehirler olarak düşünülmüş. Yüzen şehirler düşüncesinin altında bir fikir daha yatıyor. O da iklim değişikliğinden korunmak. Özellikle kutupların erimesiyle yükselecek deniz sularının birçok insanı evinden edeceği korkusu, yüzen şehirleri ekolojik bir felâketin mağdurları için sığınılacak bir yuva yapabilir. |
AHMET CEYLAN / İSTANBUL 14.08.2009 |