SURİYELİ ÂLİM PROF. DR. ABDULHADİ, BEDİÜZZAMAN’IN İSLÂM DÜNYASININ PROBLEMLERİNE ÇÖZÜMLER SUNDUĞUNU BELİRTEREK, ÇIKIŞ YOLU OLARAK DA HÜRRİYET VE MEŞVERETİ TEKLİF VE TAVSİYE ETTİĞİNİ SÖYLEDİ.
Prof. Dr. Said Ramazan el-Bûtî: İslâm dünyası Bediüzzaman’ın metoduna muhtaç
Çare de çözüm de Bediüzzaman'da
Çağımızın Kur'an Tefsiri Risale-i Nur Külliyatını daha yakından tanıyalım?
İlden ile, elden ele, gönülden gönüle Bediüzzaman
ŞAM HUTBESİNDE TAHLİL ETTİ
ÜSKÜDAR Üniversitesi tarafından tertiplenen "Hutbe-i Şamiye ve İslâm Dünyasının Meseleleri" ana temalı panelde konuşan Suriye Âlimler Birliği Derneği Türkiye Temsilcisi Prof. Dr. Hüseyin Abdulhadi, “Bediüzzaman Hazretleri'nden bahsetmek aslında İslâm’dan ve İslâm dünyasının genel durumundan söz etmek anlamına gelir" dedi. Abdulhadi, Bediüzzaman’ın Osmanlı’nın son dönemlerini görerek Şam’a gittiğini ve Emevî Camii’nde verdiği Cuma hutbesinde Müslümanları uyanışa davet ettiğini söyledi.

METODUNU KUR’ÂN’DAN ALIYOR
BUGÜN İslâm ülkelerinin neredeyse tamamının baskıcı idareler tarafından yönetildğini belirten Suriyeli âlim Abdulhadi, "Halbuki, Üstad Hazretleri İslâm âleminin ilerlemesinin hürriyet ve şûrâya dayandığını söylemiştir. Onun fikirleri, İslâm dünyasının içinde bulunduğu hâli ve sıkıntıları doğru bir şekilde tahlil etmeye yardımcı olmaktadır” dedi. Abdülhadi Üstad'ın metodunun doğrudan Kur'ân-ı Kerîm’e dayandığını söyledi.
***
Suriye Âlimler Birliği Derneği Türkiye Temsilcisi Prof. Dr. Hüseyin Abdulhadi:
İslâm âleminin ilerlemesi hürriyet ve şûrâ ile mümkündür
Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin vefatının 65. yılı vesilesiyle düzenlenen anma programında, İslâm dünyasının meselelerine çözümün onun fikirlerinde olduğu vurgulandı.

Ev sahipliğini Üsküdar Üniversitesinin yaptığı bir anma programı düzenlendi. Program, üniversitenin İstanbul-Üsküdar’daki Merkez binasında gerçekleştirildi. “Hutbe-i Şamiye ve İslâm Dünyasının Meseleleri” ana temalı panelde açılış konuşması yapan Suriye Âlimler Birliği Derneği Türkiye Temsilcisi Prof. Dr. Hüseyin Abdulhadi, “Bediüzzaman Hazretleri’nden bahsetmek aslında İslâm’dan ve İslâm dünyasının genel durumundan söz etmek anlamına gelir. Bugün İslâm ülkelerinin neredeyse tamamında istibdadî idareler vardır. Halbuki, Üstad Hazretleri İslâm âleminin ilerlemesinin hürriyet ve şûrâya dayandığını söyler. Onun fikirleri, İslâm dünyasının içinde bulunduğu hâli ve sıkıntıları doğru bir şekilde tahlil etmeye yardımcı olmaktadır” dedi.

Üstad’ın metodu doğrudan Kur’ân-ı Kerim’e dayanıyor
Abdulhadi, Bediüzzaman’ın Osmanlı’nın son dönemlerini görerek Şam’a gittiğini ve Emevî Camii’nde verdiği Cuma hutbesinde Müslümanları, özellikle de Arap dünyasını hilâfetin merkezini korumaya davet ettiğini söyleyerek, “İslâm’a açılan savaş çok büyük ve sert olmuştur. Bu saldırılara karşı Bediüzzaman Hazretleri, geniş kapsamlı bir metot geliştirerek mukabele etmeye başlamıştır. O, bu metodunu doğrudan Kur’ân-ı Kerîm’e dayandırmıştır. Bunun sebebi, Kur’ân’ın beşerî bir kaynak olmaması, sabit ve yüce bir rehber olmasıdır. Bediüzzaman’a göre dünya, günümüzde bir köy hâline gelmiş ve bu köyün ortak bir rehbere ihtiyacı vardır. İşte bu rehber, Kur’ân-ı Kerîm’dir” ifadelerini kullandı.

Cihanşümul bir fikir atlası miras bıraktı
Panelin moderatörlüğünü gerçekleştiren Medeniyet Üniversitesi’nden Prof. Dr. Âdem Ölmez, “Bediüzzaman Hazretleri, malum olduğu üzere, bundan 65 yıl önce, ayın 22’sini 23’üne bağlayan gece rahmet-i Rahmân’a kavuştu. Ancak, arkasında bugün dünya çapında geniş bir etki alanına sahip, temel düşünce konularını haftanın belli günlerinde müzakere eden ve insanlığın temel meseleleri üzerine fikirler tartışan büyük bir kitle bıraktı. Bediüzzaman Hazretleri, bizlere cihanşümul bir fikir atlası miras bırakmıştır” dedi.

Asıl tehlike, Allah’ın rahmetinden ümit kesmektir
Süleyman Demirel Üniversitesi’nden Prof. Dr. İshak Özgel, “114 yıl önce, büyük bir topluluğun önünde Cuma hutbesi verirken, Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri sözlerine şöyle başlamıştı: ‘Bütün mahlûkatın hâl dilleriyle yaptığı hamdler, tesbihler, tahiyyatlar, mübarekâtlar ve tayyibâtlar, yaratıcı olan Allah u Teâlâ’ya mahsustur ki O (cc), bize şöyle buyurmuştur: ‘Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz.’ Ve yine salât ve selâm, o yüce Nebî’nin üzerine olsun ki, O da bize şöyle demiştir: ‘Ben, güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim.’ Bir hutbede seçilen ayetler ve hadisler son derece önemlidir. Bu, Bediüzzaman’ın Kur’ân’ın özünü, değişim ve dönüşümdeki ruhunu derinlemesine kavradığını gösteriyor. Biz buna sadece ümitsizlik diyoruz, fakat aslında bu, eksik bir tanımlamadır. Çünkü mesele yalnızca ümitsizlik değildir; asıl tehlike, Allah’ın rahmetinden ümit kesmektir” diye konuştu.

Toplumsal dönüşüm şahısların gayretiyle mümkün
Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Yıldız ise “Bediüzzaman Said Nursî, iyilik ve kötülüğün bireysel olmaktan çıkıp kolektifleştiğini vurguladı. ‘Eğer siz iyi bir şey yaparsanız, aslında bizim için de iyi olanı göstermiş olursunuz’ diyerek, toplumsal dönüşümün fertlerin gayretleriyle mümkün olacağını belirtti. Prof. Dr. Yıldız “Bugün de benzer sorunlarla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. İshak Hoca’nın da ifade ettiği gibi: ‘Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.’ Çünkü asıl soru şudur: Dünya neden bazı toplumlar için terakkî (ilerleme) dünyası olurken, bizim için tedennî (gerileme) dünyası olsun? Günümüz dünyasında birçok kişi giderek kötüleşen bir geleceğin kaçınılmaz olduğunu düşünüyor. Daha iyi bir dünyaya ulaşmak ancak harikulade kişilerin tarihe müdahale etmesiyle mümkün olabilir gibi bir inanç var. Bediüzzaman her ferdin, her Müslümanın, daha iyi bir geleceğin bir parçası olabileceğini savunuyor” dedi.

Nurseza Parlakoğlu - İSTANBUL