"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

SADÂKATİN ZİRVESİ: ZÜBEYİR GÜNDÜZALP

02 Nisan 2025, Çarşamba 01:43
Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin sadâkat timsali fedakâr talebesi Zübeyir Gündüzalp, 2 Nisan 1971’de İstanbul’da dâr-ı bekâya irtihâl etmişti. Vefatının 54. sene-i devriyesinde rahmetle ve dualarla yâd ediyoruz.

Mehtap Yıldırım Yükselten - İstanbul

RİSALE-İ NUR İLE NASIL TANIŞTI?

Zübeyir Gündüzalp, askerliğini yaptıktan sonra Konya’da PTT’de telgraf memuru olarak işe başlar. İşinde başarılı, çalışkan bir gençtir. Memuriyetten elde ettiği kazançla çeşitli ticarî işler yapıp kısa zamanda ticarette de başarılı olur. Bunların yanında Konya’nın mahallî gazetelerinde edebî ve dinî yazılar yazar. Zübeyir Gündüzalp’in bu yılları, Risale-i Nur hizmetinin Konya’da özellikle gençler arasında hızla yayıldığı yıllara tekâbül etmektedir. Yıl 1944. Bediüzzaman Hazretleri o tarihte Afyon Emirdağ’da mecburî ikâmettedir. Zübeyir Gündüzalp, devamlı olarak namaz kıldığı Pîrî Mehmet Paşa Camii’nde Nur talebesi olan Rıfat Filizer ile tanışır.

Rıfat Filizer, ona ilk defa Küçük Sözler ve Gençlik Rehberi takdim ettiğinde, Zübeyir Ağabey daha okuyacağı çok fazla roman ve felsefî kitap bulunduğunu, bunları bitirinceye kadar başka kitapla meşgul olamayacağını ifade eder. Bu durum altı ay devam eder. Nihayet altı ay sonra Zübeyir Gündüzalp, Rıfat Filizer’in verdiği Gençlik Rehberini okur. Kendisi şöyle ifade ediyor: “Kitabı aldım, geç vakte kadar okudum. Bu nasıl kitaptı? Hem anlamıyorum, hem anlıyorum. Anlamıyordum zira anladığımı ifade edemiyordum. Fakat içimde bir inkılâp, ruhumda bir sükûn, kalbimde bir sürur, derin bir tesir duyuyordum.”

Konya’da Halıcı Sabri Efendi’nin dükkânının üst katında yapılan Risale-i Nur derslerine gitmeye başlar. Her gün iş çıkışı oraya giderek Risale-i Nurları okur ve kısa sürede hatmeder.   

BEDİÜZZAMAN İLE İLK BULUŞMA

İki yıl Risale-i Nurları okuduktan sonra Zübeyir Ağabey’de Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri ile görüşme arzusu günden güne şiddetlenir. Halıcı Sabri Efendi’nin oğlu Mehdi Halıcı ile 1946 yılında Emirdağ’a Üstadı ziyarete giderler. Zübeyir Ağabey Üstad ile karşı karşıya geldiğinde bir titreme hâli gelir ve hıçkıra hıçkıra ağlar. Uzun süre gözyaşlarını tutamaz. Üstad, “Keçeli, neden ağlıyorsun?” der. Üstadının ikazı üzerine dışarı çıkıp yüzünü gözünü yıkar ve tekrar Üstadın huzuruna kabul edilir. Ayrılık zamanı gelince Zübeyir Gündüzalp, Üstadına, memuriyetten ayrılıp, yanında hizmet etmek istediğini söyler. Bediüzzaman, bu fedakârlığa çok memnun olur ancak “Vazifene devam et, Konya’da daha çok hizmet edersin. İnşaallah, ileride alırım seni yanıma” der

Üstadı ziyaretten sonra hizmetlerini artıran Zübeyir Gündüzalp, dur durak bilmeksizin her yerde, her ortamda Risale-i Nurları muhtaç kalplere tanıtıp anlatmakla meşgul olur. 1947 yılında, 27 yaşında iken Ankara Üniversitesi konferans salonunda kalabalık bir genç topluluğuna hitap ederek Risale-i Nur’u ve Bediüzzaman’ı anlatır. 

HAPSE GİRMEK İSTİYOR

1948 senesinde Bediüzzaman Hazretleri Afyon Hapishanesinde iken, Zübeyir Ağabey de tutuklanmak ve Üstadının yanında olmak istiyor ancak bir türlü onu tutuklamıyorlar. Bu durum onu çok üzüyor. Bir gün İsmet İnönü’ye telgraf çekerek kendini ihbar eder. “Siz Nurcu diyorsunuz, burada devletin resmî bir memuru var. O en büyük Nurcudur. Devrimler diyorsunuz, devrimlerin temeline dinamit koyan bir PTT memuru var, kimse ilgilenmiyor.” 

Bu telgraftan sonra hemen tutuklanır ve arzusuna kavuşur. 

Üstad’la hapis yatarken yanlışlıkla serbest bırakıldığında, yapılan yanlışlığa itiraz ederek tahliyeyi engeller ve böylece Üstadından ayrılmaz.

RİSALE-İ NUR’UN KARA SEVDALISI

Zübeyir Gündüzalp, Nurların “Kara Sevdalı”sıdır. İnsanların imanını kurtarmaya vesile olmak için gecesini gündüzüne katmıştır. İman aşkıyla yanıp tutuşurken hâkime: “Eğer komünistler mürekkep ve kâğıdı yok etmek imkânını da bulsalar, benim gibi birçok gençler ve büyükler fedaî olup hakikat hazinesi olan Risale-i Nurun neşri için, mümkün olsa derimizi kâğıt, kanımızı mürekkep yapacağız” der.

GENÇLİĞE ÖRNEK BİR ŞAHSİYET

Zübeyir Ağabey ideal bir genci şöyle tanımlar: “Gençleri imana ve İslamî hayata heyecan ve aşkla donatmak gerekir. İdeal bir gence yakışan, olgun ve yüksek bir Müslüman olmak için ilim ve imana çalışmak, hayatını İslâmın yüce prensiplerine göre yaşayıp gençlik günlerini, boşu boşuna kaybolmasından kurtarmaktır. Ey genç kardeşim ve zamanlarını hayhuylu, başıboş yaratıklar gibi boşluklar içerisinde geçiren sersem nefsim! Bu yaşa geldin, çocukluktan çıktın. Çocuklar var ki, sen onlardan geçersin. Sakallı çocuk olmak, bir için maskaralık, çirkinlik ve kötülük alâmetidir. Hâlbuki sana yakışan, senin taze ve şirin gençliğine yaraşan, hoplayıp zıplamayı bırakıp, olgun ve yüksek bir Müslüman namzedi olarak ilm-i imana çalışmak, İslâmiyetin yüce bilgisiyle bilgin olmaya gayret etmektir. Allah’a ibadet ve itaat edip, namaz ve ibadete sarılıp, güzel gençliğini çirkinleşmekten, gençlik günlerini boşu boşuna öldürmekten kurtarmaktır. Ruhun, derinliklerde ‘Oku! Allah’ın bahtiyar bir kulu, cemiyetin gülü, İslâmiyetin bülbülü ol!’ diye İlâhî bir sada ile sana sesleniyor. Bu sadaya kulak verip nur-u Kur’ân’la ilim ve irfan sahibi olarak iki cihanın saadetiyle mes’ud ol!”

Gençlere karşı çok büyük bir şefkati olan Zübeyir Gündüzalp: “Teessür ve ıstırap karşısında kalbden bir parça kopsa idi, bir genç dinsiz olmuş haberi karşısında o kalbin atom zerrâtı adedince paramparça olması lâzım gelir” demiştir. Üstadından aldığı kahramanlık ve şefkat dersi ile “bir genç dinsiz olmuş” haberini duymamak için gayretle çalışmıştır. Zübeyir Ağabey, gençleri kabiliyetlerine göre ayrı ayrı vazifelerde görevlendirmiştir. Bazı gençlere belirli yerlerde görevler verip, her yeri onlarla birbirine irtibatlandırmış, böylece âtıl vaziyetten çıkarıp bir şahs-ı manevînin azaları gibi cemaati yekvücut hâle getirmiştir.

Zübeyir Ağabeyin gençlere yaptığı tavsiyeler bugün de tazeliğini koruyor. Onun parlak ve veciz ifadelerine günümüz gençliğinin de çok ihtiyacı var.  

 Gençliğini, zekâsını, sağlığını, malını, neyi var neyi yoksa her şeyini iman hizmetinde feda eden bu fedakâr, kahraman genç Zübeyir’i her genç mutlaka tanımalı ve model almalıdır.

“EN LÜZUMLU ZAMANDA İMDADA GELDİ”

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri Zübeyir Gündüzalp’in hizmetteki yerini:

“Zübeyir bana merhum biraderzadem Abdurrahman yerine verilmiştir, diye manevî ihtar aldım. Hakikî fedakâr Zübeyir, en lüzumlu ve hizmete şiddetli ihtiyacın zamanında buraya imdada geldi…” şeklinde ifade eder.

PTT memurluğunu bırakan Zübeyir Gündüzalp, hep Üstadının yanında ve hizmetinde bulunur. 

Üstad Hazretlerinin ahirete irtihalinden sonra “meşveret sistemi”ni tesis etmiştir. Hizmeti meslek ve meşrep açısından şekillendirmiştir. Risale-i Nur Külliyatının neşri, İttihad Mecmuası, Yeni Asya Gazetesi ve yayınevinin kurulması gibi yayın faaliyetlerine öncülük etmiştir.

VEFATI

Hizmet ve bereketle geçen kısa ömrü bir yandan da hastalıkla mücadele ile geçer. 

27 Mayıs 1960 İhtilâlinden sonra memleketi olan Ermenek’te mecburî ikamete tabi tutulur. Burada bir süre kaldıktan sonra, gizlice Ermenek’ten ayrılarak Ankara’ya gider. Altı ay kadar Ankara’da kalır ve 1961’de İstanbul’a gelir. İman hizmeti yolunda çileli ve meşakkatli ömrünü 2 Nisan 1971 tarihinde İstanbul’da Kirazlı Mescitte Cuma günü tamamlayarak terhis tezkeresini almış olur. İstanbul Fatih Camii’nde on bini aşmış insanın kıldığı cenaze namazından sonra eller ve başlar üzerinde Eyüb Sultan Kabristanı’na defnedilir.

***

Zübeyir Gündüzalp kimdir?

Zübeyir Gündüzalp, 1920’de Konya’nın Ermenek ilçesinde dünyaya gelmiştir. Asıl adı Ziver’dir ancak daha sonra Bediüzzaman Hazretleri ile tanıştığında, Zübeyir bin Avvam Hazretlerine atfen Üstad ismini Zübeyir olarak değiştirmiş ve bu isimle tanınmıştır. İlköğretimini Ermenek’te tamamladıktan sonra ortaokulu Silifke’de bitirmiştir. 1939 tarihinden itibaren önce Ermenek’te sonra Konya’da Posta telgraf muhabere memuru olarak çalışmıştır. Konya’da bulunduğu sıralarda Risale-i Nurlarla tanışmış ve ömrünün sonuna kadar Kur’ân ve iman hizmetinin kahraman bir fedaisi olmuştur. Bediüzzaman’ın en yakın talebesi “sır kâtibidir.”

Risale-i Nurları tanıdıktan sonra makam ve memurluğu bırakıp, tüm mal varlığını Risale-i Nur hizmetine sarf ederek kısa ve bereketli bir ömür geçirmiştir.   Sadakatin, ihlâsın, istikrar ve istikametin zirvesine olan Zübeyir Gündüzalp, Bediüzzaman Hazretleri’nin vefatından sonra da iman davasını omuzlayan, Risale-i Nur’un bayrağını gönüllerde dalgalandıran, meşveret sistemini oturtan, Yeni Asya’nın manevî mimarı olarak öne çıkmaktadır.  Risale-i Nurları tanımadan önceki hayatına baktığımızda, çocukluk yıllarından itibaren kimseden karşılıksız bir şey kabul etmeyen, helâl kazanç konusunda son derece hassasiyet gösteren, çalışkan ve kitap okumayı çok seven, haksızlığa boyun eğmeyen, ahlâkta da zirve bir kişilik olarak görüyoruz.

Okunma Sayısı: 773
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Adil

    2.4.2025 20:31:11

    Sanırım Yeni Asya da onun eseri. Doğru mu?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı