"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Haberin var mı?

Abdil YILDIRIM
27 Şubat 2025, Perşembe

Gafil insan, ecel denen sonunun, 
Ağır ağır geldiğinden habersiz.
Ömür bahçesinde hayat gülünün,
Her gün biraz solduğundan habersiz.

A.Y.

İlim, baş döndürücü bir hızla ilerliyor, teknoloji, aklın sınırlarını zorluyor, yapay zekâ, insan zekâsı ile yarışıyor, insanoğlu Ay’da dolaşırken, elini Mars’a uzatmış, gözünü Güneşe dikmiş bulunuyor. Uzayda dolaşan binlerce uydu ile, dünyanın her yerinde gözü kulağı varmışcasına en ufak bir objeyi görüyor, sesini işitiyor, hareketlerini takip edebiliyor. Kısacası, insan çok geniş bir bilgi ve haber alma ağına sahip bulunuyor. 

Her şeyden haberdar olan insan, bir şeyden habersiz yaşıyor: Ölümden! Halbuki, haberleri dinlerken her gün onlarca insanın şu veya bu sebeple öldüğünü duyuyoruz. Yine hemen hergün yakınımızdaki bir camide cenaze için bir salâ okunduğunu işitiyoruz. Bazen de vefat eden bir arkadaşımızın, bir dostumuzun belki de yakın bir akrabamızın cenaze merasimine katılıyor, kabre kadar gidiyor ve üzerine toprak atıyoruz. Ama, gaflet perdesi o kadar kalınlaşmış ki, bir gün bizim de üzerimize toprak atılacağını, o daracık çukurda amelimizle baş başa kalacağımızı düşünmüyoruz. 

Peki, nedir bizi ölümden, ahiretten, hesap gününden habersiz yaşatan meşguliyetler? Gençliğimiz desek, gençler de ölüyor. Çocuklar, yeni doğanlar, hatta daha doğmadan anne karnında ölen bebekleri görüyoruz. Demek ki ölümün gençlikle, yaşlılıkla ve çocuklukla bir ilgisi yok. Hem çocuklar genç oluyor, gençler orta yaşlı, onlar da ihtiyarlıyor, yine sonu ölüme çıkıyor. Yani hiç kimsenin ecelin elinden kurtulma şansı yok. 

Dünyanın cazibesi, hayatın güzellikleri, mal, mülk, şan şöhret desek, onlar da bâkî değil. Bugün zengin, mal sahibi, makam sahibi olan nice insanların, bir süre sonra sahip oldukları her şeyi kaybettiklerini görüyoruz. Bugün turistlerin gezdikleri ören yerlerinde, bir zamanlar ne krallar, padişahlar, paşalar yaşamışlardı. Şimdi bir çoklarının ismi bile unutulmuş, kemikleri çürümüş, sarayları virane olmuş. Hazinelerinin anahtarlarını yetmiş devenin taşıdığı Karun’lar, “dünya bir padişaha çok, iki padişaha az” diyen sultanlar, dokuz yüz elli sene yaşayan Nebîler, hiç birisi bu dünyada kalmadı. Ömrü bir yıl  olan da, bin yıl olan da, sonunda buradan göçüp gidiyor. 

Ne zenginler servetlerinden en ufak bir parça götürebiliyor, ne fakirlerin cenazesi ortada kalıyor. Toprağın altında ikisi de eşit şekilde, yan yana yatıyor.

Her akşam televizyon başında haberleri takip ederek, dünyada olup bitenler hakkında malumat sahibi oluyoruz da, ölümden sonra başımıza neler geleceğini merak edip haber almak istemiyoruz. Halbuki bize asıl lazım olan, ölümden sonraki hayatımız değil mi? Dünya hayatı, en fazla seksen-yüz yıllık bir ömürden ibarettir. Ondan sonra ebedî bir ahiret hayatı başlayacak. Dünydaki bu kısa ömür için bu kadar malumatı “odun yığınları gibi” kafasına dolduran insan, ebedî hayatını merak edip, orada nasıl yaşayacağını düşünmüyorsa, ebedî hayatı için malumat toplamıyorsa insanlığını sorgulaması lâzım. Hazret-i Adem’den (as) Hazret-i Muhammed’e (asm) kadar gelen yüzyirmi dört bin peygamber, milyonlarca evliya, asfiya, sıddık insanlar, ahiretten haber veriyorlar. Başta Kur’ân-ı Kerîm olmak üzere, binlerce tefsirler, hadis kitapları, verilen haberleri doğruluyor ve insanları uyarıyorlar. 

Dünyaya dalıp, ölümü, ahireti, hesap gününü düşünmeden yaşayanlar, ecelin dürtmesiyle gaflet uykusundan uyandıklarında, her şey için çok geç olacaktır. 

Okunma Sayısı: 1907
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hasan S

    28.2.2025 16:34:05

    Çok güzel bir makale, Allah razı olsun. Tebrik ederim

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı