Dacia Logan 1.5 dCi Laurante |
Ne de olsa önümüzde çok yol var diyerek İstanbul’da otobana girmeden Pendik’ten Yalova’ya geçiyoruz. BAŞLANGIÇ NOKTAMIZ YALOVA Evdekileri alıp 65 hp’lik Dacia ile ilk hedefimiz olan Afyonkarahisar’a yönümüzü çeviriyoruz. Bursa’ya kadar rahat bir yolculuk sonrasında Kütahya’ya ulaşmak amacıyla, kısa olduğu için, dağ yolunu tercih ediyoruz. Dağ yolunda inişler-çıkışlar ve virajlarda doğrusu iyi bir performans gösteriyor aracımız. Dağ yolunda 6.5.0 lt/100 km’lere doğru çıkan tüketim, düz yola çıkıp 110 km/s’e çıkınca 6.0 lt/100km’lerden aşağı kadar düşüyor. Hız artınca rahatımız artarken yakıt tüketimimiz azalıyor. Mola yerimiz akşam güneş battıktan sonra Afyon oluyor. Ertesi gün kaldığımız yerden, rotamızı belirlediğimiz üzere Burdur yönüne çeviriyoruz. Sonraki ve en önemli mola yerimiz Fethiye. Orada ününü duyduğumuz “Saklıkent”e uğramak istiyoruz. Eğer Fethiye'ye yolunuz düşerse Saklıkent kanyonunu gezip, rafting yapmanızı tavsiye ederim! Alabildiğine inişli-çıkışlı ve de virajlı yollar insanı epey zorluyordu. Dacia Logan’ın ise zorlanması diye bir durum göremedim. Tırmanışlarda zorlanmadığı gibi, süspasiyonları ile de dönüşleri oldukça eğlenceli hale getiriyordu. Dacia’nın direksiyonu biraz hissiz ve yorucu olsa da gördüğümüz muhteşem manzaralar bunun etkisini azaltıyordu. Ayrıca Logan 50 litrelik deposuyla 900 km mesafe katedebiliyor. Bütün bunlardan sonra Dacia Logan’ın neden “tutulduğunu” biraz daha iyi anlıyorsunuz. Verdiğiniz parayı hak ediyor doğrusu. Fethiye’den İzmir’e kadar sahil boyunca uzun süre yol almamıza ve havanın çok sıcak olmasına rağmen, Dacia Logan’ın hararetinde bir yükselme oldu ne de olağandışı bir ses çıkarttı. Dönüşü İzmir üzerinden olan, 2900 km’lik parkur üzerinde zaman geçirdik. Doğrusu çok önemli bir test sürüşü de oldu. Dinlendin mi diye sorarsanız, kararı siz verin derim... Netice-i kelâm, Dacia’nın en önemli kozu olan Logan, “koz” olmayı sonuna kadar hakediyor. Otomobİl sayfası hazırlarken, malûm yeni arabaların test sürüşlerinden edindiğimiz izlenimleri aktarırız. Onları yakından inceleyip hakkında bilgi vermek aslında görüldüğü kadar kolay olmaz. Dışarıdan bakınca “geziyorsun, yazıyorsun” diye düşünenler çok olur. Ya da yaptığımız iş “yeni arabalarla tur atmak” şeklinde de özetlenir. Gerçi işimiz gereği yeni araçlarla içiçeyiz. Aslında pek de şikâyetçi olunacak bir durum değil. Yaz gelince tatil anlamında bir hareketlilik olur. Özellikle deniz kıyılarına seyahatler başlar. Rahat ve uzun bir tatil düşünmek zordur bizim için. En kısa sürede en çok yeri görmek gereği var. Bu kadar sözü şunun için söyledim: Kısa bir izin fırsatı bulunca değişik bir yol takibini tercih ettim. Konu anlaşıldığı üzere bir araç eksenli; Dacia Logan 1.5 Laurante. Onunla 2900 km’lik bir yolculuk gerçekleştirdik. Akla hemen değişik sorular geldiğinin farkındayım. Başta dediğimiz gibi, işimiz gereği hep yeni araçlarla içiçe oluyoruz. Söz konusu araçlar yeni olunca kusur da olmaz. Hep rahattır ve problem çıkartmazlar. Hem akla gelen sorulara cevap vermek, hem de bakalım 2-3 sene sonra yeni dediğimiz araçlar ne hale geliyor diye bir durum testi yapmış olacaktık. Daha önce de test ettiğimiz Logan 1.5 dCi’nin, bu sefer ruhsatında 2008 model olduğu yazarken km’si ise 47.800’ü gösteriyordu. Yani araç 2 sene kullanılmış ve bayağı bir yol almıştı. Özetle kısa bir tatil haftamız ve alınacak çok yol vardı. Dinlenmek mi? Pek sanmıyorum! Logan’ın Laurante versiyonu ve 1.5 dCi 65 hp’lik motoruyla yoldayız. RECEP BOZDAĞ [email protected] |
16.08.2010 |