Kültür-Sanat |
Zor sevda |
İNSAN yangınını nasıl anlatır ki? Nasıl gider bir uçtan bir uca? Nasıl toplar gözyaşlarını? Menevişlenen kanatlar... Işıl ışıl bir şehir... Pırıl pırıl dalgalar... Yakamozlanan bir deniz... İstanbul… Sana hasretim ne zaman bitecek? Bu gökyüzü, bu deniz bana ne zaman eman verecek? Ne zaman yol verecek kader sana doğru? Ve dolunay ne zaman doğacak hayallerimin üstüne? Bilmiyorum.. Bir köşede unutulmuş, büzülmüş eski bir resim albümünün açılmayı umması, ümit etmesi gibi birşey benimkisi. Kimbilir... Her şeye rağmen yaşamak, yüreğinde yangın taşıyarak yürümek zor olsa da, hayat devam ediyor. Kuşlar uçmaya, deniz dalgalanmaya, rüzgâr esmeye, yıldızlar ışıldamaya... Ve insan... Hayat denen enmuzecin bilmecesi... Labirentin sonundaki kapıdan çıkmak için oraya buraya koşan, ama aslında koştukça kaybolan biçare.. Zaman zaman sönük, üzüntülü, neşesiz, ümidi kesik... Zaman zaman da sevinçli, neşeli, canlı, dinamik, ümit ve heyecanla dopdolu... Bütün bu gelgitlerin teraküm noktası belki de İstanbul. Benim için hasretin şehri olsa da, orada yaşayanlar için zıtlıklar şehri olabiliyor. Tarih kokan, bahar soluklayan, deniz koklayan bu şehir, bir anda kalabalığı, trafiği ve binbir sıkıntısıyla gösterebiliyor yüzünü. Böyle efsunlu bir şehir, bir cazibe merkezi sanki… Düşledikçe, düşündükçe daha bir içine çekiyor seni. Sarıp sarmalıyor. Sarayburnu’nda hırçınlaşan denizin, kayaları sertçe yalayıp geçişi, Kızkulesi’nin nazlı endamının yanına gelince sakinleşiveriyor birden. Sonra bir vapur sesi çalınıyor kulaklarınıza. Ve irili ufaklı martıların denize batıp çıkarken, seslerini duyuyorsunuz. Gönlünüz ferahlıyor birden, açılıyorsunuz. Valide Sultan’ın. Ortaköy Camii’nin ezanıyla mest oluyor, Ortaköy Meydanı’nda içtiğiniz bir bardak çayla kendinize geliyorsunuz. Hepsi ayrı bir güzellik, ayrı hayat ışıltısı gibi... İstanbul ayrı bir tat, ayrı bir koku benim için. Yudumlayabilen için tatlı bir pınar suyu gibi... Ve ben vuslat yollarında koşana dek hasret merdivenlerinde emeklemeye devam ediyorum. Kaybetmemek ve kaybolmamak için...! |
HAVVA KÜÇÜK KONUR 23.05.2009 |