Erdoğan’ın halk oyu ile seçildikten beri ısrarla takipçisi olduğu başkanlık, cumhurbaşkanlığı adıyla “ete kemiğe büründü.”
AKP’nin MHP’ye sunduğu taslak metinde başbakanlık lağvedilerek yürütme doğrudan cumhurbaşkanına bağlanıyor.
Kabine milletvekillerinden değil, Meclis dışı isimlerden atamalarla oluşuyor.
Genelkurmay Başkanı, MİT Müsteşarı, rektörler ile HSYK, AYM, Yargıtay ve Danıştay üyelerinin yarısı Cumhurbaşkanınca, yarısı da yine onun belirlediği iktidar partisi milletvekillerinin çoğunlukta olduğu Meclis tarafından tayin ediliyor.
Cumhurbaşkanına—nasıl olacaksa hak ve hürriyetler hariç—yürütme alanına giren konularda kararname çıkarma yetkisi veriliyor.
Cumhurbaşkanı seçiminin, Erdoğan’ın görev süresinin sona ereceği 2019’da yapılması, o vakte kadar, yeni sistemle getirilen bazı yetkilerin Erdoğan tarafından da kullanılabilmesi öngörülüyor.
Halihazırda da yaptığı Bakanlar Kuruluna başkanlık etmek ve ilaveten bakanları re’sen atayıp azledebilmek gibi.
Düzenleme ile, Erdoğan’a iki dönem daha ve 76 yaşına kadar cumhurbaşkanlığı koltuğunda kalma yolu açılıyor.
Tek yetkili ve seçici olarak...
Taslakta cumhurbaşkanına yönelik soruşturma ve yargılama mekanizması, mevcut anayasada da olan ve hele şu şartlarda gerçekleşmesi imkânsız ağır şartlara bağlanıyor.
Meclis ve yargı denetimini esasa bağlayacak bir düzenlemeden ise hiç söz edilmiyor.
İktidar cenahındaki “reisçi” kanadın “İki başlılığı ortadan kaldıracak, istikrar getirecek, ekonomiyi uçurup ülkenin gücüne güç katacak” iddialarıyla parlatıp pazarlamaya çalıştığı bu sistem, Türkiye’ye mevcut yapıda denetimsiz bir “tek adam” rejimini dayatıyor.
Devletin kilit noktalarındaki bütün atamaları tek başına yapma ve yaptırma yetkisine sahip, ama denetime kapalı bir “tek adam.
Bu sistemi savunanların örnek ve referans olarak birinci ve ikinci cumhurbaşkanlarını, yani şeflik sistemini göstermeleri manidar.
Böyle bir dayatmaya, herkesten önce, sistem hayata geçtiği takdirde kendisi iyice sıfırlanıp hükümsüz hale gelecek olan hükümetin itiraz etmesi gerekmez mi?
Evvelce de defaatle gündeme getirip ertelediği ezan yasağını yine ileriye atan İsrail, böylece diğer zulümlerini de gözlerden “saklıyor...”
“Otoriter” Asya ile “Demokratik” Avrupa nasıl buluşturulabilir? - YENİ ASYA http://www.yeniasya.com.tr/video/otoriter-asya-ile-demokratik-avrupa-nasil-bulusturulabilir_415740 … @yeniasya aracılığıyla