11 Mart 2013, Pazartesi
EĞİTİM sektörü Türkiye’nin en önemli ama aynı zamanda en sorunlu sektörü olmayı sürdürüyor.
Ağır küresel ekonomik kriz ortamında da eğitim sektörünün sorunlarını kanımca yeterince ve daha da önemli olmak üzere doğru bir biçimde tartışamıyoruz.
Eğitim meselesi ülkemiz Türkiye’de az ve yanlış tartışılıyor.
Türban, katsayı gibi tartışmalar çok yoğun ama bu tartışmalar özünde eğitime ilişkin tartışmalar değil, büyük ölçüde, en azından uygulamada aşıldı, iyi de oldu ama bu arada eğitim sektörünün temel tartışmaları hep ıskalandı.
Eğitim sektörüne ilişkin tartışmaların çok daha sağlıklı yapılabilmesi için eğitim karma malının değerini, fiyatını, üretim maliyetlerini, finansman biçimini tartışmamız lazım.
Eğitim öyle hava gibi bedava, sıfır maliyetle tüketilen bir mal değil (hoş, artık hava da pek öyle değil galiba, benimki lafın gelişi) ve bir mala, mesela eğitime ilişkin tartışmaları maliyetinden, fiyatından, finansmanından bağımsız tartışmaya kalkar isek söz konusu malın üretim ve tüketim kararlarında büyük hatalar yapmamız kaçınılmaz hale gelir.
Oysa, ülkemiz Türkiye’de eğitimin her aşaması, büyük ölçüde, buna özel mal ve hizmet özelliklerine en yakın üniversite lisans eğitimi ve meslek eğitimi de dahil, tüketiciye yaklaşık sıfır fiyatla ulaştırıldığından malın üretim ve tüketim kararlarının doğru alınıp alınmadığı kuşkulu hale geliyor.
Batı ülkeleri bugünlerde, yani krizin bütün ağırlığını hissettirdiği günlerde yoğun olarak eğitimi ve özel olarak da yükseköğretimi konuşuyorlar, tartışıyorlar.
Nobel ödüllü iktisatçı Gary Becker ile ABD’li ünlü ve çok önemli hukukçu Richard Posner ortak bloglarında öğretim meselelerini teşrih masasına yatırıyorlar.
Bu tartışmaları ingilizce izleyebilecek arkadaşlara söz konusu Becker-Posner blogunu takip etmelerini hararetle öneriyorum; tartışma konuları doğal olarak sadece eğitim meseleleri değil ama çağımızın en önemli konularının, iki usta, biri iktisatçı biri hukukçu, alışılmadık yönlerini öne çıkararak tartışıyorlar.
Eğitime ilişkin tartışmalarda referans olarak alınan ekonomik büyüklükler mevcut; başka bir ifadeyle eğitim meselesi çok lokal konular üzerinden değil, iktisadi büyüklükler, öğrenci başına yükseköğretimin maliyeti, vergi mükellefi başına finansman yükü, finansmanın en optimal nasıl olabileceği açılarından tartışılıyor ve böylece konular çok daha anlamlı hale geliyorlar.
Bazı arkadaşlar sevmese de, şu gerçeği bir kez daha vurgulayalım: Yükseköğretim bir hak değildir, özünde, ağırlıklı olarak bireysel bir yatırımdır, getirisi de ağırlıklı olarak bu öğretimi alan kişinin üzerinde kalır, dolayısıyla yükseköğretim sorunlarını herhangi bir yatırımı değerlendirir gibi değerlendirmek, yatırım maliyetlerini, getirilerini, getirinin vadesini de öyle görmek lazım.
Ama ilk yapılması gereken yükseköğretimin bir bireysel yatırım olduğu gerçeğini görmek, kabullenmek.
Bu yatırımın kamusal dışsallıkları varsa, ki bir ölçüde vardır, devletin bu sektöre müdahalesi bu dışsallıklarla sınırlı olsun.
Ancak, lisansüstü öğretimde manzara büyük ölçüde değişiyor, bu aşama da bir yatırım söz konusu ama büyük ölçüde kamusal bir yatırım.
ABD gibi üniversite işini iyi götüren yerlerde lisans öğretimini ağırlıklı olarak öğrencilerin borçlanarak kendilerinin finanse etmesi ama özellikle de doktora aşamasının karşılıksız burslarla finansmanının kökeninde de bu temel ayırım yatıyor.
Bizim ülkemizde kamu lisansüstü öğretime nasıl bakıyor, nasıl finanse ediyor?
Korkarım, bizim ülkemizde eğitim aşamalarının en kötüsü, en niteliksizi doktora aşaması.
Türkiye’nin uzun vadeli en önemli problemi üniversiteye bakıştaki bu şaşılık olmasın?
Üniversite süreci mutlaka ama mutlaka iki ayrı süreç, lisans ve lisansüstü olarak değerlendirilmeli, sürdürülebilir büyümenin de lisansüstüne büyük ve nitelikli kamusal yatırımlarla mümkün olacağı anlaşılmalı.
Eser Karakaş,
Star, 10 Mart 2013
Okunma Sayısı: 672
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.