"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kırmızı çizgimiz kırmızı kitaplar

17 Şubat 2013, Pazar
Soğuk günlerin sıcak buluşmaları oluyor kış okuma programları. Dışarıda dünyevîleşme rüzgârlarının alabildiğine estiği, nefse hitap eden bir çok fırtınanın insanın etrafını sardığı, hevesâtın dizginlenemediği bir zamanda kırmızı kitaplara elini sürmek kolay bir iş olmasa gerek. Hem de lise çağı gibi kanın hızlı akmaya başladığı, akıldan ziyade hissiyâtın hükümferma olduğu bir zamandaysa daha da zor oluyor.

Her geçen zaman bir öncekinden daha çetin tuzakların hazırlandığı bir hâl alıyor. Gençlerin ellerinden son model telefonlar düşmüyor. Sms’ler, durum güncellemeleri, eklenen fotoğraflara yorumlar, yapılan yorumlara cevaplar, dakika başı gelen çağrılar, dünyevî konuşmalar… Teknolojinin gelişmesiyle beraber tehlikelerin arttığı ve günaha girmenin daha da kolaylaştığı bir zaman şu an...
Ama biz gene de tüm bunları bir nebze de olsa terk edebilen yirmi küsûr liseli genci kırmızı kitaplarla buluşturmaya çalıştık. Kırmızı çizgilerimizin kırmızı kitaplarda saklı olduğunu ilân edercesine okuyanlar da var aralarında. Ekserisi Şanlıurfa’dan oluşan Adıyaman’daki bu lise programındaki gençlerimize “Bir arkadaşınız size ‘Risale-i Nur nedir, bana tarif edebilir misin?’ diye soru sorsa ne cevap verirsiniz?” ve “Bediüzzzaman’ı nasıl tanıyorsunuz?” gibi sorular yönelttik. Gençlerin dünyasında şekillenmiş cevapları buyrun beraber okuyalım:

MUSTAFA TALHA YALÇINKAYA (9. SINIF)
Çağımızda bir hastalık peyda olmuş. Bunu gözü olan herkes görür. Bu hastalık imansızlık hastalığıdır. İmansızlık neden bir hastalıktır? Çünkü iman insanı en üst seviye olan eşref-i mahlukat, yani yaratılanların en şereflisi seviyesine getirir. Görüldüğü gibi bu zamanda o kadar çok fitne, kötülük var ki, insanların içine çekildiği bir girdap hâlini almıştır. Bu girdabın sonu da Cehenneme akmaktadır. İşte iman, insanı o girdaptan kurtarıp sanki en güzel çiçeklerin, meyvelerin bulunduğu bir bahçeye götürüyor. Risale-i Nur bu girdaba kapılmak üzere olan, hatta kapılanı dahi bir doktor gibi imansızlık hastalığına karşı iman aşısı yapıyor. Bu öyle bir ilâç ki bu ilacı kullanım şekline göre bir kez kullananın üzerinde ânında tesir ediyor. İşte Risale-i Nur çağımızın ve asrımızın en tehlikeli ve zararlı hastalığına karşı bir hekim gibi iman ilâcını veriyor. Risale-i Nur’u hakkıyla okuyan ve onu hayatına uygulayan inşaallah Cennete girer.
“Bediüzzaman kimdir?”
Yüz yılda bir gelen, haktan ve sünnetten uzaklaşmış insanları tekrar sırat-ı müstakîm çizgisine getirmeyi gaye edinen insanlara müceddid denir. Said Nursî de, Hz. Ali ve Abdülkadir Geylânî gibi sahabe ve evliyanın, hatta Kur’ân-ı Kerim’in otuz üç âyetiyle işaret ettiği Risale-i Nurların müellifidir. Asrımızın müceddidi ve imamıdır. Telif ettiği Risale-i Nur külliyatıyla bu asrın hastalıklarını verdiği imanî reçetelerle tedavi eder. Yani Bediüzzaman, Hz. Muhammed Mustafa’nın (asm) vârisi, Allah’ın bize yardımcı ve halaskâr olması için gönderdiği bir insandır. Onun gösterdiği yol, “Buradan gidiniz” diye buyur ettiği yol sırat-ı müstakim ve İslâmiyet yoludur. Bu çağrıyı ve bu daveti görüp de teveccüh etmeyen divanelik etmez mi?

SAİD ŞAHİNER (10. SINIF)
Bediüzzaman Hazretleri asrımızın gelmiş geçmiş en büyük din ve İslâm âlimidir. Kendisine verilen unvan da anlaşılacağı gibi zamanın bedii, yani zamanın eşsizidir. Bu tür zatlar yüz yılda bir gelir. Bu noktadan önemi büyüktür. Kendisi, bizleri âhirzaman fitnelerinden kurtarabilmek için çok çabalamış, çok hapis yatmış, bu uğurda canla başla çalışmış ve halkın imanlarını kurtarabilmek için meşru isteklerinden bile vazgeçebilen bir kahramandır. O ki bu kadar sürgün edilmesine rağmen yine de hizmetinden geri durmamıştır. Bu gibi binler özelliğinden dolayı bizler için örnek teşkil etmektedir.

MEHMET YAŞAR
O arkadaşımıza vereceğim cevap: “Risale-i Nurlar Bediüzzaman tarafından yazılan Kur’ân tefsiridir. Üstadın bu risaleleri nasıl ve ne zorluklarla yazdığını, risalelerin konularını anlattıktan sonra bu kitapları okumayı tavsiye ederim.” Sonra da o arkadaşıma soracağım tek bir soru var: “Sen imanını tam olarak kazanmak istiyor musun? İstiyorsan sana sadece Risale okumanı tavsiye ederim. İstediğin her şeyi Risalede bulabilirsin.”

M. SAİD GÖK (10. SINIF)
Bediüzzman Said Nursî kendini imana adamış bir din adamıdır. Her zaman ibadet eden birisidir. Ona, bir çok insan karşı durmuştur, ama o asla pes etmemiştir. Bir çok kez zehirlemeye çalışmışlardır. Nedeni de imanı anlattığı, Risâleleri yazdırıp insanlara dağıttığı için... Bir çok şey teklif etmişlerdir. Çok iyi maaşlar, çok iyi mülkler ama o hiçbirini kabul etmeyip amacından asla vazgeçmemiştir.

SEDAT AĞBAŞ (11. SINIF)
Öncelikle kelime anlamı “nurdan mektuplar” anlamına geliyor. Peki ‘Bu nur nedir?’ diye sorulacak olursa; Kur’ân’ın nuru. Buna bağlı olarak iman nuru, İslâm′ın nurudur. Risale-i Nur bir şahs-ı manevîdir. İnsanın inayet-i İlâhî altına girmesine vesile olur. Hem Kur’ân’ın bu asra bakan yüzünün tefsiridir. Evet Nurlar bizi korur; günah işlemekten, zararlı işlerden korur. Buna mukabil imanımızı kuvvetlendirir. Zaten imanı kuvvetli olan bir insan kolay kolay günah işlemez. Hiç farkına varmadığımız bir değer katar bize. Çünkü okuyanlar dünya hayatının boş işlerini bırakıp ahirete sarılır. Dinimizi en güzel şekilde anlamamızı sağlar. Dinimizin direklerini bize öğretir. Bize huzur verir, çünkü dünyada gerçek huzur imandadır.
İkinci soruya cevap: Bediüzzaman’ın çok güzel bir sözü var “Benle görüşmek isteyen risaleleri okusun.” Bu derece mütevazi idi. Şöhreti asla sevmezdi. Dünyaya bağlı değil ama iman davasına çok bağlıydı. Hangimiz bir çok kez zehirlenmeden sonra bir dâvâ peşinde koşarız? Hangimizin hayatı, hapishane, sürgün ve eziyetle geçse, bize hiç rahat verilmese davamızın peşinde koşarız? Ama o koştu, yılmadı, yıldırdı ve kazandı. Bugün tüm dünya onu tanır. Ama onun dünya diye bir derdi olmadı. Hiç hediye almadı, çünkü ‘hizmetinin karşılığında alıyor’ diye zannedilmesinden ve dâvâsına zarar gelmesinden çekinirdi. Allah onlardan razı olsun.

BİLÂL NACİR /ADIYAMAN
Okunma Sayısı: 2430
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı