"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman’ın “acbü’z-zeneb” yorumu

14 Ağustos 2011, Pazar
ACBÜ’Z-ZENEB DR. BAHRİ TAYRAN
Bediüzzaman “Sözler” adlı eserinde aynı konuya Rum Sûresi 27. âyetini esas alarak bir açıklama getirir. Âyet şöyle: “Sizin haşirde iâdeniz, dirilmeniz dünyadaki hilkatınızdan daha kolay, daha rahattır.” (30/27) “Ve hüvellezi yebdeu’l-halke sümme yuîduhu ve hüve ehvenü aleyh” (30/27).
Bu âyette deniyor ki “İnsanların yeniden yaratılışı dünyadaki yaratılışlarından daha kolaydır”. İşte Bediüzzaman “bu daha kolaydır” ifadesine çok önemli bir yaklaşım getirir ve bunu acbü’z-zeneble ilişkilendirir.
Önce bir tabur askerin istirahat için dağılmaları ve bir boru sesiyle çok kolay bir şekilde tabur bayrağı altında nizamî bir şekilde toplanmalarının yeniden bir tabur oluşturmaktan daha kolay olduğunu ifade eder ve buradan bir insanın vücudunda birbiriyle birleşmiş, alışmış, ilişkiler içinde olan “zerrat-ı esasiye”nin İsrafil’in “Suruyla” ve Hâlık-ı Zülcelâl’in emrine “Lebbeyk” (İşte geldik) demeleriyle toplanmalarının aklen birinci yaratılıştan (yani dünyadaki yaratılıştan) daha kolay olduğunu söyler. Buradan “acbü’z-zeneb”e geçerek şu ifadeleri kullanır: “Hem, bütün zerrelerin toplanmaları belki lâzım değil. Nüveler ve tohumlar hükmünde olan ve hadiste ‘acbü’z-zeneb’ tâbir edilen ecza-i esasiye ve zerrat-ı asliye, ikinci yaratılış için kâfî bir esastır, temeldir. Sani-i Hakîm, beden-i insânîyi onların üstünde bina eder.”
Buraya kadar görüşlerini aldığımız din bilginlerinin acbü’z-zeneb konusundaki temel yaklaşımları: Bütün insanların ölümlerinden sonra ikinci yaratılışları yapılacaktır ve bu dünyaya ait vücudumuzdan “acbü’z-zeneb” diye Resul-i Ekrem’in isimlendirdiği bir madde üzerinde kurulacaktır. İşte bu acbü’z-zeneb konusunda âlimlerin açıklamalarını kısaca tekrar özetlerken, kullandıkları terimleri zamanımız bilgileriyle değerlendirip güncelleştirebiliriz.
İmam Gazali “nefs”dir demiştir.
Rakarakı bu dünya yaratılışından geriye kalan ve başkalaşmayan “cevher-i ferd” olduğunu ifade etmiştir.
Muhyiddin-i Arabi “yaratılışın kendisiyle bilfiil varlık kazandığı şey olduğu” tanımını getirmiştir.
Hüseyn-i Cisrî âlimlerin görüşü şeklinde ikinci yaratılışa katılacak maddeleri “aslî ecza” olarak isimlendirmişler ve bunu da vücudun “ömrün başlangıcı ile ölümü arasındaki sabit kalan cüzler” olarak tanımlarken “fuzulî ecza” ayrımını dile getirmişlerdir.
Bediüzzaman “nüveler ve tohumlar” hükmünde “ecza-i esasiye” ve “zerrat-ı asliye” olarak acbü’z-zenebi tanımlayıp ikinci yaratılış için yeterli bir esas ve temel olduğunu söyleyerek “Sani-i Hâkim’in insan vücudunu bunların üzerinde inşâ edeceği” görüşünü ortaya koymuştur.
Son olarak Şevki Yavuz’un literatür özetinde “iki yaklaşımdan birincisinin” varlığını kıyamete kadar koruyacak ve insan bedeninin bütün özelliklerini taşıyan bir “maddî öz” olarak kabul edenler ile acbü’z-zenebi “insan cesedinin en son çürüyen parçası” olarak görenlerin olduğu bir terim olarak tanımlandığı tesbitinde bulunur.
Okunma Sayısı: 1381
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı